| 28 Ağustos 2008
| Bu gün, merhum Doğan GÖÇER'in senesi ve mezarının yapılması dolaysı ile, ailesi Cem Evinde bir yemek verdi. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır başsağlığı dileriz. | | | |
Hamit hocanın yazısına dair, haberimizin kulisinden notlar. Geçen Cumartesi günü merhum Hasan ÖZDEMİR’in yemeği vardı. Onu çekerken çocukları, babamın vefatında çektiğiniz remi internette gördüm. Mezarını yaptırdık, mezara da gidecek misin? dedi. Bu cümle bana üstü örtük bir teklifmiş gibi geldi. “Tabii,” dedim. “Başka bir işimde var, gideceğim.” Avades evinin resmini istemişti. Viyana’dan mezar resimleri ile ilgili bir talep vardı ve Öksüzler ile Güvercinlerin Mezarlığının albümü yoktu sitemizde. Saat 13:00(bir). Öğlen sıcağında Avades’in evinin resmini çektim, mezarlıklara oradan gitmek için tepenin aşılması lazımdı. Tepeye çıktım, nefes nefese kaldım. Öyle bir soluyorum ki, tepede bir soluklanırken, kendi nefesimin sesini hoparlörden yüksek sesle çıkar gibi işitiyorum. Bende kalp rahatsızlığı olsa, bu tepede düşecek olsam, üzerimde çep tlf. Yok. Ancak tepeden aşağıya doğru birkaç kez, imdat diye bağırırım, diye düşünüp, kendi kendime gülüyorum… Mezarlıkları da çektim eve geldim. Atletim, gömleğim terden yamyaş… Pazar günü her yanım da bir kırgınlık, bir kırgınlık; çünkü Cumartesi güneş vurmuş beni. Yazıhan Festivalinde, Canan’ın videosunu çekmek istiyorum. Elimdeki fotoğraf makinin zomu yok sayılır, biraz yaparsam görüntü oldukça bozuluyor. Dolaysı ile bir metre kadar mesafeden çekmek zorundayım… Canan yerinde durmuyor… Sahnenin alanı geniş. Canan bir uçtan diğer uca gidiyor, bende bir metre gibi mesafeden Canan’ı peşindeyim, benim arkamda da bir güvenlik görevlisi aynı hızla beni takip ediyor… Komik bir durum… Malatya Çavuşoğlu buğday pazarındaki garajımızda, ilginç bir tipe rastladım… İlle de bunun resmini çekmek lazım diye geçiriyorum içimden. Bir tanıdıkla konuşuyor, fakat adamın beden dili hiç güven vermiyor. Konuşmalarını dinliyorum adam, “abi gece saat iki, kafayı bir koydum, burnundan kan böyle fışkırıyor,”diyor. Gerçek mi, taklit mi olduğu belli olmayan birde silah gösterdi. Fakat ben ille de gördüğüm bir pozu çekmek istiyorum… Adam boynunu bir uzatıp, sağa yada sola baktığında omuz, boyun ve kafa öyle bir görüntü oluşuyor ki bunu, görmeden açıklayabilmek pek mümkün değil. Konuştuğu adama, “Hıdır abi senin resmini çekmedim,” dedim, oda, “baba çekte internete koy,” dedi. Bu adamla kirve diye kucaklaştı. Fakat, istediğim görüntüyü alabilmem için, karşımdakinin haberi olmadığı bir anda çekmem lazım. Bilinçli olarak verdikleri pozları çektim; fakat fark ettirmeden istediğim görüntüyü çekebilmek için makineyi havaya kaldırdım, bazen gizleyerek bazen açık olarak onları izliyorum. Bir taraftan da korkuyorum çünkü adamın beden dili hiç güven verici değil, ya bana da, “ulan burada çengimi oynuyor,” diye bir kafa atarsa diyorum! Sonunda birkaç poz çektim sitemize koyuyorum. Geçen Ramazan ayında yazdım; bu ramazanda inşaat başladı. Vilayetin önü, kapalı çarşının üstü yapılıyor. Bu inşaattan da birkaç poz çektim.(Bu cümlemi-ben yazdığım için yapılıyor- espiri olsun diye yazdım.) Eski köylü garajının oraya alt geçit yapılıyor. O civarda Sümerbank’ın satılan arazisine büyük bir çarşı yapılıyor. Malatya belediye binasının yarım inşaatı tamamlanıyor. O bölge daha da güzelleşiyor. Hocam mesajınız için teşekkür eder, ilginizin devamını beklerim. Bu yazım, Ziyaretçi Defterindeki yazınızın altına sığmadığından haberler bölümüne koydum. Yaptığımızı Nurullah ATAÇ’ın deyimi ile : “Pek büyümsemeyin; fakat küçümsemeyin, yeter."
| | 26 Ağustos 2008 | 26 Ağustos 2008 tarihinde, ailesi Merhum Hasan ŞENOL'un kırkı dolaysı ile Cem Evinde bir yemek verdi. Merhuma tekrar tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. | | 26 Ağustos 2008 tarihinde, Birsen ile Garip ARKADAŞ, Hacı Bektaşi Veli Kültür Vakfı'nın Düğün Salonunda yapılan bir düğünle evlendiler. Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz. Düğünle ilgili video için tıklayınız.>>> | | | Dün, 23 Ağustos 2008 tarihinde "Yazıhan Kültür ve Sanat Festivali yapıldı. Festivale katılan Sanatçılar, yerel sanatçılar idi. Cemal Öztaş. Canan Özacar, Fatma Şahin... vardı. Cana Özacar'dan iki Cemal Öztaş'tan üç adet videoyu izleyebilmek için tıklayınız.>>> | | 23 Ağustos 2008
| Geçen Yıl kaybettiğimiz merhum Hasan ÖZDEMİR'in çocukları Ali İhsan ile Hıdır ÖZDEMİR, babalarının mezarını yaptırmışlar ve bu gün Cem evinde bir yemek döktüler. Merhuma tekrar tanrıdan rahmet ve acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. Talep üzerine Pirililerin mezarlığında yeni yapılan mezarların resmini çektim ve Pirililerin Mezarlık albümüne ilave ettim. Talep üzerine çektiğim Avadis'in evinin resimleri yan taraftaki albümdedir. Uzakta görülen inşaat resmi ise, Hasan PEKTAŞ'ın arsa yatığı ve sattığı tarladaki inşaatların resimleridir. Yer Köyün üst tarafında, Ziya abi gilin evinin karşısındaki tarladır. Buradaki inşaatların sahipleri Yusuf Kenan DOĞAN ile Fethi HAS'ındır. Fethi HAS Albay imiş ve bizim köylü Ali Çavuş olarak bilinen zatın oğlu imiş. Ali Efendi abi bizim akrabamız diyor. Musa ÇİFTÇİLERİN konağı eskiden onlarınmış. Öksüzler ile Güvercin''lerin Mezarlığı yan taraftaki linktedir. Bu gün "Yazıhan 4. Kültür ve Sanat Festivali," yapılıyor. Gidebilirsem, haberlerdeki eksik resimler ile ilave edeceğim. | | | | Bu gün saat on bir civarında, Müslüm'in yazısını siteye henüz koymuştum ki... biri geldi koşa koşa geldi, "acil servis 112 yi arayalım Mehmet emmi(Yalçın) fenalaştı," "Durumu çok kötü," dedi. Ben de haber arıyordum, hemen bir başsağlığı yazısı hazırladım, çelengini koymak üzereydim ki, yeni haber geldi: "Mehmet emmi gözünü açtı, gözünü açınca karşısında Yusuf PEKTAŞ görünce:" "korkma Yusub, ben, iyiyim " dedi dediler... Yusuf abide derin bir nefes almış Mehmet amcanın bu sözleri üzerine. Resimde görüleceği gibi iyi tansiyonu yerinde fakat, bir bitkinlik var üzerinde. Bu haberi okuyan, oğlu Ali'ye haber vermesin, beni döver... Mehmet amcaya geçmiş olsun der sağlık ve sıhhat dileriz. Kızılay'ın "1,000,000 iyi insan aranıyor" başlıklı Gönüllü Kan Bağısı Kampanyası kapsamında, belediye başkanı ve personeli kan bağışında bulundu. | | | | Sevgili Aliseydi, Ziyaretçi Defterine bir kaç defa denememe rağmen kaydedemedim Köln ve Çevresi Fethiyeliler Derneği Sitesisine yazan Sevgili Merdan’nın duyarlılığı için teşekkür ederim. Şimdi Kanunlarda yeri var veya yok ne fark eder ! O Kanunları çıkaranlar!da ALEVİ ve CEM’E karşı olan aynı zihniyeti taşıyanlar değimli? İstedikleri zaman istedikleri kanunları Jet hızıyla çıkaranlar isteseler bir günde bu kanunları çıkaramazlar mı? Ama iş böyle değil, çünkü ülkemizde dönen dolaplara, yasa dışı yapılan tüm eylemlere göz yumanlar bu gidişata dur demeyenler bizlere bu yasakları reva görenlerdir. Hal böyle olunca bu korkaklık, bu sinmişlik bu eziklik bizleri maalesef buralara getirdi. Halbuki Aleviler kendi inançları, kendi yorumları doğrultusunda , Cemleri’nde Allahın, Muhammed’in ve Ali’nin adını devamlı Zikr eder ve kendi ibadetlerinin nasıl yapılmasını çok iyi bilirler. Gelin yürekli Aleviler, yürekli Aydınlar, Cem Yapanlar, Cem Evi Yazanlar, Semah dönenler, ve Deyiş söyleyenler gelin bu bir suç ise, bu suçu işlemeye devam edelim bu yutkunma’nın bu ezikli’ğin yaşadığımız 20.yüz yılın başında bizlere yakışmadığını artık görelim. Bizler nasıl yetmiş iki Millete aynı nazarda bakıyorsak bizim çevremizdeki Fethiye ve Alevi Dostları'da bizleri böyle sevip, böyle sayıp, böyle kabüllenmeli. Küreselleşen Dünyada bunun başka bir yolu olmadığı'nın örnekleri ortadadır. Tabiki bazıları bizlere zaman zaman, Avrupadan konuşmak, yazmak, tavanda su dövmek basit gibi ithamlarda buluna biliyor ama, ne yapalım şimdi seyircimi kalalım sen Fethiye’ye kocaman Avrupa’da dahi eşi görülmemiş bir Cem Evi yapacaksın ama İsim yazma konusuna gelince aman yanlış yaparız aman ayıp ederiz adına Cem Evi yazmayacaksın. Bu nereye kadar dostlar! bu ezilmişlik bizleri nereye kadar götürür, kendimize sormamız gereken soru budur işte . Bu arada duyduğuma göre Tabela tekrar değiştirilip yerine Cem Evi yazılmış bu bir sevindirici haber. Saygılarımla Müslüm Akbaba Müslüm, ben mailime 21/08/2008 tarihi saat 11:15'den sonra baktım ve mesajını hemen koydum. | | | | Köln Derneği Yönetim Kurulundan Ali Ekber DELİKAYA ile Zeynal AKDOĞAN beldemizde çeşitli yerleri ziyaret ettiler. Bu ziyaretle ile ilgili görüntüler yan taraftaki linktedir. | | | 17 Ağustos 2008 | Bu gün, Özden GÜNEŞ ile Turgay KENKiNKILIÇ(Hasan GÜNEŞ'in yeğeni) Kızıldeli'de kurban kesip lokma döktüler. Tanrı dileklerini kabul etsin. Havalar gündüzleri sıcak; fakat akşamları rüzgar çıkıyor.. Yani geceleri havalar serinliyor ve rahat uyunuyor. Balkonu olmayıp içerilerde yatanlar, ille de pencerelerini açık tutmak zorundalar, serinlikten yararlanabilmeleri için. Böyle olunca da, içeriler toz toprak doluyor. Yani hanımlara ilaveten bir iş daha çıkıyor.Bunalmamak ve rahat yatabilmek için, bu tozlanmayı isteyerek yada istemeyerekte olsa kabullenmek zorunda kalıyorsun. Bu hatırıma bir misal getirdi... Rahmetli Fatma Ağkılınç'ın yılan korkusu(fobi) vardı. Bir gün bahçede iken, bir yılan hışırtısı duymuş, siyeç(çalı)lerin arasında. Bir çığırmış, kendine biraz gelince de, kibriti çakmış, siyecin dibine atmış... Bahçe yanmaya başlamış, yardıma gelenler, "kız sen ne yaptın?" "Bir korku yüzünden bahçeyi yakacaktın demişler..". Fatma abla da, "bahçe yanarsa yılanda yanar ha," demiş... Yani bu sıcaklıktan öyle bunalmışız ki, "biz serinleyelim de, tek içeriler toz toprak dolsun" diyecek durumdayız... | | | | Ziyaretçi Defteri'nin Filtresini aşamadığından, Usta abi, bu şiiri Ziyaretçi Defterine yazamamış. Bende buraya koydum. Kaybolan Yıllar Oku demiş Allah otur da oku Birde beyin vermiş kumaş gibi doku Aklın bulanmış girdap içinde Dönüp duruyorsun hep aynı yerde Ben olsam o kalbi söker atardım Ciğer diye kedilere meze yapardım Yerlerde sürünür düşer kalkardım Yürek olsa Fethiyede yaşardım Anlamadın gitti inadın inat Bitirsende da artık alamazsın murat Uyursa insanlar ederiz rahat Biçaredir Fethiyem kimde kabahat Kafanda büyüttüğün işlereden yoruluyorsun Sözün de mi durdu, ne bekliyorsun Karar vermeğe gelince hep tekliyorsun Sana en büyük kötülüğü sen ediyorsun Bu kadar mı zor bir karar vermek Sevgi değil bu zayıflık demek Sanmaki amacım yüreğin ezmek Sevgidir bu emek ister, hemde çok emek Anlıyorum seni yükseliyorsun tek Sevgi kölelik değil, mutluluk demek Yıllarca verdiğin bir sürü emek Boşa harcanıyor zaman, üretmek gerek Üretmeden tüketmek, tükenmek demek Emegin sağolsun gücün bol olsun Yapılan okul hem de o parklar orada dursun Yüzelli euro vermedin hala konuşuyorsun Ustadır bu şimdilik son söz bu olsun Muhammet Altun <kaeltealtun@hotmail.com> | | Aliseydi KIZILDERE'nin oğlu Bektaş KIZILDERE, bu hafta sünnet oldu. Kirvesi Veysel AKŞAHİN'di. Hayırlı olmasını dileriz. Hamdi GÜLER(İraaçlı Hamdi)nin videosunu izlemek için tıklayınız.>>> | | | | Melehat KIIZILDERE ile Muharrem DOĞAN, 19 Ağustos tarihinde yapılacak olan bir düğünle evlenecekler. Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz. | | | Merhum Ali GÜVERCİN'in Senesi dolaysı ile aile, Cem Evinde bir yemek verdi. Merhuma tekrar Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. Bu yemekten çekilen video görüntüsü için tıklayınız.>>> Ali EROL, yaptırmakta olduğu evi için bir kurban kesip, lokma döktü. Tanrı dileğin kabul etsin. | | | Sultan ile Ergün | 11 Ağustos 2008 tarihinde, Sultan DİRİCAN ile Ergün KARADEMİR, Belediyemiz Nikah Salonunda nikahlandı(Bir önceki köyleri SÜRÜR); Hürriyet İLHAN ile Giray İLHAN, 13 Ağustos 2008 tarihinde Belediyemiz Nikah Salonunda Nikahlandılar(Bir önceki köyleri Eğribük); Çiftlere ömür boyu Mutluluklar Dileriz. Not: Önceki köyleri "X" dememizin sebebi, yasal açıdan, çiftler nerede ikamet ediyorlarsa, oranın mahalli idaresi tarafından nikahlanmaları gerekiyormuş. Bu sebepten dolayı ise bu çiftler, önceki ikamet ettikleri yerden Fethiye'ye naklini aldırdıktan sonra, nikahları kıyılıyor. Yani, düne kadar Eğribük'lü olsa da, nikah yapıldığı gün Fethiye'ye ikamet naklini aldırıyor ve Fethiyeli olmuş oluyorlar. | Hürriyet ile Giray | | | 11 Ağustos 2008 tarihinde, İsmihan ARATEMUR (Turap GÜNAY'ın anneannesi) Hakka yürümüştür. Merhuma Tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
*** Merhumun naaş'ı, 12 Ağustos 2008 tarihinde getirilip Tenci Mahallemizin Mezarlığına defin edildi. Bu sabah yataktan kalktığımda duvarın, tavanın ve tabanın yerleri değişiyormuş gibi geldi bana... Kendimi biraz toplayıp tekrar doğrulmak istedim, her yer dönüyordu ve midemle başımda bir ağrı, bir ağrı... İşe de gidemedim... Bu vesile dolaysı ile merhumenin cenaze töreninden resimde çekememiş oldum. Resimlerin yokluğunun gerekçesi bundan ibaret. Bir videoyu ve üç resim albümünü ilgili kişilerin talebi üzerine genel görünümden kaldırdım. Her hangi bir albümü oluşturan aileden biri, bu albümdeki şu, şu... resimleri şu sebepten dolayı sil, diğerleri kalsın derse, müsait olduğumuz en kısa zamanda bu talebin gereğini yaparız. Biz hizmet için bu işi yapıyoruz, birilerini sıkmayı asla düşünmeyiz bile... | | 08 Ağustos 2008 | Melek ile Gülay Mercanoğlu 09 Ağustos 2008 tarihinde Nuralibaba'da kurban kestiler. Tanrı dileklerini kabul etsin. Merhume Şengül ÇAĞLAR'ın mezarını eşi yaptırmış. Fethiye dışındaki yakınlarının görmek istemeleri dolaysı ile bu mezarın resmini, "Şığhasanlılar Mezarlığı" albümüne koydum. Merhumenin eşi Süleyman ile gittim mezara. Süleyman, benim göremediğim toz ve yapıştırıcı bulaşıkların görüp, süngerle: "ha burası da tozlanmış, ha burasında da yapıştırıcı lekesi var... geçer dedi mezarcı, geçer..." diyerek mezarı bir silişi vardı ki görmeliydiniz! Sanki sevgilisinin gözünden kenara taşmış sürmeyi, dudağındaki ruju... bir an önce, kimse görmeden silip düzeltmek ve sevgilisinin güzelliğine helal gelmesini istemeyen bir aşık gibiydi... Aman ha aman... sevgilinizi yaşarken böyle sevin... Yoksa mermerlere toz kondurmayıp, onları aşındıracak kadar silseniz de, bir anlamı olmuyor! Nazaret abinin evinin resimleri yan taraftaki linktedir. | | | | Sevgili Fethiyeliler ve Dostlar Köln Fethiye Dernegi olarak, Ober-Ramstadt Fethiye Derneginin de destegiyle tüm Fethiye’yi ve dostlarimizi kucaklayan yeni bir radyo kurduk. Amacimiz Fethiye üzerinde olusturdugumuz dayanisma ve birligini, internet ortaminda gecikmeli de olsa tekrardan gerçeklestirmek istiyoruz. Bunu geçmise sünger çekip, yapilan hatalardan ders çikarip, sadece ileriye bakarak yapma niyetindeyiz. Bilindigi üzere her sene geleneksel olarak düzenledigimiz festival araciligiyla kültürümüzü, degerlerimizi, gelenek ve göreneklerimizi, türkülerimizi v.s. elimizden geldigince basariyla duyurmaya çalisiyoruz. Bunun bir örnegini de köyümüz insanlari internet ortami araciligiyla çesitli sekillerde yapmaya çalisiyor. Köln ve Ober-Ramstadt Dernekleri, Aliseydi Sevim, Köyümüz Sanatçilari, Ümit Özaçar’in Facebook Fethiyeliler grubu kurmasi, Yusuf Arslan ve diger sayamadigimiz köylülerimiz gibi. Bizler de bu hizmetlere ilave olarak basinda belirttigimiz gibi tek bir radyo çatisi altinda tekrardan birlesmeye ve akabinde Fethiye’mizi ve insanimizi ulasabildigimiz her eve kadar tanitma amaciyla bir ay önce ise koyulduk. Bunun gerçeklesmesi ve nihayete erdirilmesi için sizin de manevi desteginize ihtiyacimiz var. Baska memleket insanlarinin internet ortaminda yaptigi gibi desteginizle bizde bunu basarabiliriz. Bizlere bu dogrultuda desteginizi esirgemeyeceginizi umut ediyor ve sizleri Malatya Fethiye temsilcisi olan radyomuza bekliyoruz. Ayrica ulasabildiginiz dostlara birlik ve dayanisma çagrimizi ulastirir ve onlari davet ederseniz fazlasiyla sevindirirsiniz. Bugüne degin bizlerden destegini esirgemeyen dostlarimiza ayrica tesekkür ederiz. Saygilarimizla. Köln ve Cevresi Fethiyeliler Dernegi Yönetim Kurulu Adina Baskan : Hikmet ÖZILHAN MalatyaFethiye FM internet adresi: ttp://www.malatyafethiye.de | | | | Değerli Dostlar Eğer uygun görürseniz sizlerle Fethiye'deki bu son gelişmeleri yani CEM EVİ diye yeni yapılan Kültür Evine Cem evi Tabelası yazılmaması ve Ezan okunma konusunda bu siteye sürekli yazan Dostlarla Düşünce ve Görüşlerimi paylaşmak istedim. Ben burada geçen Pazar günü Fethiyeliler Derneğinde bu konuyu açıp bu gidişatın bu toplumu nerelere götüreceğini anlatmaya çalıştım, tabiki herkes birden bire Alevi, Aydın ve Demokrat kesili verdi üzerinde durmayıp konuyu açmassan kimsenin umrunda değil. Neyse bu bir duruş meselesi ben bir birey olarak üzerime düşen görevin, duyarlı insanlarla el ele verip bu gibi ciddi konulara dikkat çekmek gerektiğine inanıyorum. Bizler Yurt dışında yıllarca Fethiye için tüm Maddi ve Manevi vermiş olduğumuz bu EMEKLERİ birilerinin orada CEM evi yazılmasını uygun görmeyip ve Merkezi Sistem bahanesiyle (doğru yavaş yavaş Şeriatın Merkezine) Ezan okunmasını içine sindirip, Bürokratlara, Hacı Hoca takımına şirin görünmesi için vermedik. Benim bir Alevi ve Fethiyeli olarak kanıma dokunuyor. Dostlar ben kimsenin Ezanına, Hacısına, Hocasına ve inancına saygısızlık yapmıyorum herkes tabi ki inancını inandığı gibi yapmalı ve yapana da saygı duyuyorum. Fethiye'de ve Fethiye dışında inanıyorum ki bu toplumun ezici çoğunluğu bu durumdan kesinlikle hoşnut değil amma bir vurdumduymazlık bir bana necilik almış başını gidiyor. Ama bize ne oluyor en son belki 40 veya 50 sene önce yapılan Cemlerden sonra sonra ilk defa bir CEM evine kavuşuyoruz burada başta Başkanımız olmak üzere herkesin katkılarına binlerce teşekkür ediyorum. Ama gel gör ki daha başından bir korku, bir endişe, bilmem Türkiye Cumhuriyeti yasalarında CEM Evi ile ilgili alakalı bir madde yokmuş ta falan filan halbuki Türkiye'nin artık bir çok yerinde bu gibi konulara karşı Alevi Örgütlerimizin koymuş olduğu tepkilerden dolayı bir hoşgörü ? ve bir esneklik gösterilmeye başlanmıştır. Dostlar şu hale bakın işlediğimiz suça bakın ibadet yapabilirsiniz diyorlar amma adını koyma diyorlar. CEM evi yazılmamasına çok takıldığımı zannetmeyin ama bu olması gerekiyor. Tabi ki buda yetmiyor CEM'in içini doldurmak gerekiyor bu toplumun kesinlikle yolumuzun yaşatılması konusunda büyük çaba göstermesi gerekiyor çünkü her konuda olduğu gib Edep Erkan konusunda da çok ama çok ihtiyacı var diye düşünüyorum. Bir Aydın, Demokrat, Alevi toplumu olan Fethiye bunu hiç hak etmiyor. Şunu belirtmeden geçemiyeceğim burda kesinlikle kimse bu yazıyı her hangi bir Şahıs ve Şahısların üzerine yorumlayıp başka yerlere çekerek bir pay çıkartıp boşuna zaman kaybetmesin. Buradaki amacım Bağcıyı dövüp üzüm yemek değil gittikçe güzelleşen Fethiye’mize yakışanı yapabilmek. Saygılarımla Müslüm Akbaba | Tarih: | 08/08/2008, 13:45, GMT +3 | | Isim: | Müslüm Akbaba | | E-mail: | | | Numara: | 169 | | | | | Selam Aliseydi Fethiyede yapilan CEM Evi ile alakali görüşlerimi arz ettiğim düşüncelerimi ifade eden yazımı, Ziyaretçi Defterine bir kaç defa denememe rağmen kaydedemedim. Bende bu yazımı, haberler bölümüne koyman için mail olarak yolladım. Saygilarimla Müslüm Akbaba |
| | | | Ümran AYDOĞAN İle Ahmet ÖZPOLAT'ın ve Kübra BOZKURT ile Engin SERÇE'nin nikahı; Belediyemiz Nikah Salonunda kıyıldı. Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.. Bu gün bir nikah daha kıyıldı; fakat resim çekmemiz mümkün olmadan aniden gittiler. Not: Ümran Aydoğan İrfan Aydoğan'ın kızı. Ahmet Özpolat ise Alican'lı Merhum Bessey bibinin oğlu. Kübra kızımız ile Engin'in ise önceki köyü Kömüşhan'dır. | | | | Merhume Ayşe YAVUZ'un üçü dolaysı ile ailesi bir yemek verdi. Merhumeye tekrar Tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. | | | | Bu gün, 06 Ağustos 2008 tarihinde Merhume Bessey ÖZPOLAT'ın kırkı dolaysı ile ailesi Alican Köyünde bir yemek verdi. Merhumeye Tanrıdan rahmet, acılı yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. | |  | Şahnur ile Vahap KOÇ(Sadık KOÇ'un oğlu) 22/07/2008 tarihinde evlendi. Derya ile Faysal İLHAN, 09 Ağustos 2008 tarihinde yapılacak olan bir düğün sonucunda evlenecekler. Zeynep ile GÖKHAN, 17 Ağustos 2008 tarihinde İstanbul'da yapılacak olan bir düğün sonucu evlenecekler.(Zeynep, Cafer DAĞDEVİREN'in kızı) Yeter ile Aliseydi SARIĞÜL, 05 Ağustos 2008 tarihinde belediyemizde nikahlandılar.(Sarıgüller, beldemiz insanının yeni komşuları.) Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz. Not:(Vahap KOÇ'un düğünün tarihi 23 olarak kafamda kalmıştı. 22'sine ise başka bir yere sözüm vardı. Düğün tarihinin 22 si akşamı olduğunu, 22 si akşamı öğrendim. Tabii, her şey için geçti. Sadık'ı gördüm mü, utandığımdan yüzümü şu tarafa çeviriyorum.) | | | | 04 Ağustos 2008 tarihinde, Ayşe YAVUZ (Hüseyin Yavuz'un eşi) Hakka yürümüştür. Merhuma Tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. İnternet bağlantısında sorun olduğundan haber geçikti. Merhume 05 Ağustos 2008 tarihi saat 11:00 civarında Hürriyet Mahallesindeki Mezarlıkta defin edildi. Saat 12:00'da ise bir yemek verildi. | | | | Geçen ay, Grup Mozaik’den Müslim AKBABA, Abuseyin KINIK ile Hamza AKBABA, bir ilki gerçekleştirdiler… Mehmet Ali ÇALIŞKANOĞLU'da vardı. Merhum Veli AKKOYUN’un vasiyeti üzerine, mezarı başında rakı içip, çalıp söylediler. Bu iş gündüz saat on iki civarında yapıldığından olmalı, Abuseyif’İ güneş çarptı. Bir iki gün de ancak kendisine gelebildi… Bu anın resimlerini ben çektim. Video Kamera görüntülerini ise Aliyar KINIK ile Aslı AKBABA kaydetti. Bu kameraların DVD’lerini burada bilgisayarımız açmadığından, Almanya’ya götürdüler. CD’ye aktarıp bana yollayacaklar. O zaman bu videoları ve resimleri sitemize koyacağım. O zamana kadarda, bu ilk olayın anlam ve önemine dair bir yazı yazmayı düşünüyorum. Gurup Mozaik, Güneş TV’de de bir program yaptı. Iğdır ve Güneş TV çekimlerini de, bana gönderecekler… Grup MOZAİK’e çalışmalarında başarılar dileriz. Site ile ilgili çalışmalarımız hususunda kimi yüzümüze karşı bunlar, boş iş diyor… kimileri ise teşekkür ediyor ve izzeti ikramda bulunuyor… Yaptığımızı kamu hizmeti olarak ta değerlendiren Aliseydi KARGIN,160 GB(star marka). taşınabilir bir bir Hd; Hasan ÖZACAR, DVD okuyucu ve yazıcımız olmadığını bildiğinden, bir adet taşınabilir DVD okuyucu ve yazıcısı ve Hamza AKBABA ise bir adet 500 gb. Fujitsi Siemens Marka taşınabilir Hard Disk getirdi. Bu üç hediyede birinci eldi. Ben talep etmedim, kendileri teklif etti ve getirdiler. HD, birinci el olması ve markalarından bahsetmemin sebebi, bunlarda birikecek arşivin Fethiye’nin görüntülü ve yazılı belgelerinin bir arşivi olacağı için, uzun süreli dataların muhafazası için kaliteli ve yeni donanıma duyulan ihtiyacı karşılayacak kalitede olduğuna dikkat çekmek içindir. Bu abi ve arkadaşlarıma teşekkür ederim. Merhum Mehmet AKDOĞAN’ın vefatı dolaysı ile beldemize gelmiş olan (Dursun oğlu)Müslim AKDOĞAN, sitemizi takip ettiğini ve iyi bir iş yaptığımızı… vb. söyledikten sonra, fotoğraf makinemin yetersizliğinden bahsettiğimi okumuş ve bunun üzerine özelliklerini yaz bana ver, sana bir makine göndereyim dedi… Bir anlık duraksamamı fark etmiş olmalı ki, üzerine basa basa teklifini yeniledi ve bu hususta samimi olduğunu söyledi… Bense samimiyetinden hiç kuşkum olmadığını ve teklifi ile hakkımızdaki fikirlerinden dolayı teşekkür ettim. Çünkü, Müslim’den önce başka birkaç arkadaşım, beldemiz adına yapılan hizmete bizimde katkımız olsun babında, camera hediye etme sözü vermişlerdi… Camera, dilimizde hem video kameraya karşılık geliyor hemde fotoğraf makinesine karşılık kullanılabiliyor. Bahsettiğim arkadaşlarım, Camera sözcüğünden sanırım, fotoğraf makinesini kastettiler. Söz veren arkadaşlarımın isimlerini vermek onları zorlamak, bu konuda talepkar ve ısrarcı olmak manasına gelebileceğinden, onların isimlerini yazmıyorum. Bu bir gönül ve zevk işi… Ben bu işi, bu güdüyle yapmaktayım; hediyeler elde edebilmek için değil… Bendeki makine 8 MP. Bir fotoğraf ortalama 3,5 mb. Bunu resim programı ile siteye eklediğimde bunların her birinin piksel oranı %95 oranında küçültülüyor ve 100 kb. boyutuna düşürülüyor. Videolar içinde aynı şey geçerli. En son Grup Mozaik’in 33 dakikalık videosu elime geçmişti. Bu 33 dakikalık video, yaklaşık 2GB idi. İnternete aktarabilmek için bir program ile sıkıştırılması gerekiyor. Bu işlemle de, videoların yine %90 oranında piksel oranı düşürülüyor. Yani 2GB’lık video, 200 MB. düşürülüp, internete aktarıldı. Bundan sonra, birde internet sistemi bu kaliteyi düşürüyor… Sonuç olarak bu günkü teknoloji ile internette, TV kalitesinde video izlenemiyor. Ama ilerde bu mümkün olabilecek. O zamana kadar, bu video ve fotoğrafların, işlemden geçmemiş halleri ile muhafazası gereklidir. İlerde, internet teknolojisi geliştiğinde, bu video ve resimleri yeniden yükleyip, daha kaliteli olarak izleyebilmek mümkün olacak. Bahsettiğim Harddiskler bu maksatla kullanılacak ve elimizde daha iyi fotoğraf ve video kameralar olduğunda, geleceğe daha iyi ve kaliteli veriler saklamış olacağız. Bu hususta benim planım, gelecek yılki festivale doğru bir fotoğraf makinesi ve bundan daha sonraki aylarda ise HD' li bir video kamera almak şeklindedir. Şimdi bazılarınızın hatırına şöyle bir soru gelmiştir: "yahu alt tarafı bir fotoğraf bir video kamerası için bu kadar uzun hesap niye yapıyor Aliseydi." diye.. Takip ettiğimim bir makinenin fiyatı (biri 650.ytl diğeri 950.ytl. 950.ytl olan benim yaklaşık 40 günlük gelirim. (Fotoğraf Makineleri ile kameralar Türkiye'ye göre ABD piyasasında %45-50 kadar ve Avrupa piyasasında ise %25-30 kadar daha ucuz.Yani Türkiye de daha pahalı.)Benim ücretimin, maaşımın alım gücü 2004 Şubat ayından bu güne, 4,5 yıl( elli dört ay)da nerdeyse, yüzde altmışın üzerinde düşmüş. Rakamlar mı? 2004 yılı Şubat ayında aldığım maaş 585,00.ytl. 2008 yılı 8.ayı itibari ile maaşım 735,00.ytl. 2004 yılında aldığım 585,00.ytl ile 500 paket 500 gr.lık Çaykur Çay alınırdı(O zaman bu çay 1. yada 1,1 ytl idi, şimdi 5 ytl.). Şimdi, 735 ytl ile aynı çaydan 147 paket çay alınabiliyor... Ekmek o tarihlerde yüz kuruş idi. Şimdi beş yüz kuruş. 5Kğ'lık Ayçiçek yağı o tarihlerde ortalama 5.00.ytl idi. Şimdi, 25,00.ytl. Yani,benim maaşım olan 585,00.ytl. ile o tarihlerde 117 tane ayçiçeği yağı alınabiliyordu. Şimdiki maaşım olan 735,00 ytl ile 29 yada 30 tane alınabiliyor... Sonuç olarak benim maaşım 4,5 yılda toplam %25; yıllık ise %5 artmış. 4,5 yılda temel gıda maddeleri ise %400 artmış. Sonucu biraz espri ile bağlayalım. Benim maaşımın yıllık artışı, 5 kğ'lık ayçiçeği yağı fiyatı tutarında... Yukarıdaki hesaba göre ben 4,5 yıl önce maaşımla yaklaşık 117 adet yağ alıyordum, şimdi 30 adet. 117 dan 30'u çıkardığımızda, 87 kayıp farkım var... Her yılki maaş artışım bir ayçiçeği yağı denginde olduğuna göre, benim 2004'teki 116 rakamına ulaşabilmek için 87 yıl geçmesi yada 87 yıl daha, yani 2095 yılına kadar yaşamam gerek... Hemen hatırınıza şunu söylemek gelmiştir: Ne diyelim artık Allah yardımcınız olsun yada uzun ömürler versin(!?) (UNDİP) B.M. 2007 Kalkınma Raporuna göre Türk insanının yaş ortalaması 77'ye yükselmiş. Benim yaşım 47. Türkiye ortalaması kadar yaşarsam, bu 87 kayıp yağımın, 30 yılda otuzunu daha alabileceğim. 57 tane alacakla bu dünyadan göçmüş olacağım. Şimdi üç seçenekli bir soruya cevap bulmakta zorlanıyorum... Ya bu 87 kayıp yağımın telafisi için Tanrı bana hayırlı ve 133 yıllık bir ömür vermeli; ya işi Allaha havale etmeli yada.... *** AKP'nin kapatma Davasını görüşen Anayasa Mahkemesi, sonuç olarak Kapatma ve Başbakana ve bir kısım seçilmişe siyasi yasak getiren bir karar vermedi. Bu zor bir karardı ve memleket için yararlı bir karardı. Ben solcu ve Aleviyim. Söylemeye bile gerek yok "şeriat devleti"ne karşıyım... vs. Fakat Parti kapatma hususundaki görüşümün dayanağı "Venedik Komisyonu Kararları"dır. Hiç bir parti, şiddete karışmadığı ve şiddeti övüp, teşvik etmediği sürece kapatılmamalı ve bunlar düşünce özgürlüğü kapsamında değerlendirilmelidir... Ötesi, yalnızca kendin için özgürlük, hak, hukuk... istemektir. Değerli yazar Çetin ALTAN'ın, Özal dönemi öncesi TL.( konvertibl olmadan önce) için bir benzetmesi vardı: "Han çay markası." Hanlarda bulunan çay ocaklarının plastik bir örnek pulları olur, çaycı bunları sayarak, han içerisindeki müşterilerine dağıtır. Çaycı her çay götürdüğünde bu müşterilerine, çay sayısı kadar bu pul, markadan geri alır. Hesap günü, markaları sayarlar, kaç çay tükettikleri tespit edilir ve bunun bedeli tahsil edilir. Bu hanın çay ocağının markaları yalnızca, bu handaki çaycı ile bu hanın esnaf müşterileri arasında geçerlidir... Başka bir handa, yada her hangi bir yerde geçerli değildir... Yani bu markaları alıp bakkala gitsen, bir çiklet alamazsın... Türk parasının, başka bir ülkede geçmediği, konvertibl olmadığı dönemde, Çetin ALTAN, TL'yi, böylesi bir "Han Çay Markası" olarak değerlendirir. Bu örnekten yola çıkan Prof. Dr. Eser KARAKAŞ ise, Türk Mahkeme Kararlarını, "han çay markası"na benzetir... Çünkü der, Türk Mahkemesinin verdiği kararların büyük bir kısmının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinden geri döner. Rusya olmasa, AİHM'de mahkum olmada birinci olacağız, çünkü Rusya birinci... Beko, Arçelik Avrupa'dan geri dönmez ama mahkeme kararlarımız, Avrupa'dan geri döner, kabul görmez; çünkü referansı evrensel hukuk, değerler değildir der... Buna bir başka açıdan baktığımızda ise hukukumuzun, siyasetimizin, toplumsal yapımızın, dünyaya bakışımızın ekonomik seviyemizin, gerisinde kaldığıdır... Sizce, biz Fethiyelilerin de, "Fethiye ye Hoş Geldiniz" tabelasının ötesinde geçmeyecek, mahkum edilecek "han çay markası" türünden duygu, düşünce, ideal ve davranışları yok mu? Bu soruya olmaz olur mu? var... Ama "han çay markası" benim duygularım, düşüncelerim, ideallerim değil diğerininki diyor ve diğeri de aynı şeyi söylüyorsa... Kriter "han çay markası" değil, "dünya marksı:" AİHM Karaları, A. İ. H. Sözleşmesi, Paris Şartı... vs.dir. *** Köln Derneğimiz yeni bir İnternet Web Sayfası(Site) ile Radyo hazırlamış: www.malatyafethiye.de ile malatyafethiyeFM ismiyle. Hayırlı olsun. www.aliseydi-fethiye.com Fethiye ve Fethiyelinin Sesi olmak gibi bir misyon üslenmiş olduğundan, bunun gereği olarak bu site ile radyoyu www.aliseydi-fethiye.com'un Linkler bölümüne ve radyoyu da ana sayfaya ekleyeceğiz. Ben Köln'de bir tek site ve Almanya'da ise bir tek FM Radyo görmek isterim. Yeni bir site ve yeni bir radyonun varlığını, mevcut siteler ve radyolar, farklı seslere ve renklere kapısını kapattığında, bu farklılıklar oralarda kendine yer bulamadığında gerekli ve hatta zorunlu görürüm... Havadan sudan haberlere gelince, havalar gündüzün oldukça sıcak fakat geceleri rüzgar esiyor. Yani rahat uyunabiliyor... Önemli bir nokta, hemen hemen hiç sinek yok. Bunu ise belediyenin bu yılki yaptığı yada yaptırdığı ilaçlamaya borçluyuz... | | Antalya Elmalı'da buluna Abdal Musa Türbesinden Umut Ali ÖZACAR'ın çektiği resimler. Türbenin içinden çekilmiş 2,5 dakikalık video için tıklayınız.>>> | | |