Social Icons

4 Kasım 2011 Cuma

Görgü Kuralları / Ali GÜNEY’e Teşekkürler

Bir yazımızda, görgü kurallarına dair araştırmalarımız olduğunu yazmıştık. Bu süreçte edindiğimiz bilgilerden aşağıdaki paragraf bir çok şeyi özetlemektedir.
“Genel görgü kurallarına uyma zorunluluğu yoktur. Yani hukuken suç sayılmaz. Genel geçer ahlak beni ilgilendirmez diyebilir, Nietzsche’ye hayranlık duyabilir ve güçlü olan haklıdır düsturuna bayılıyor olabilirsiniz. Ancak, toplum genel görgü kurallarına uymayanları cahil, bencil, kaba, saygısız ve saire sıfatlarla tanımlar ve kınar.
Görgü kurallarına uymak diğer insanlara saygı göstermektir ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir. Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik ve saire şeklinde nitelemek mümkündür.
Bu kurallar toplumdaki uygarlık düzeyinin de göstergesi olabilir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması, onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerini sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur.”
Aynı zamanda insanın bencil, narsist yapısını aşıp hem kendi özgünlüğünü muhafaza eden bir birey hemde mustakilliği ile toplum arasında kurulan bir bağ,  topluma, insana değen bir iletişimdir.
Özetle insana dair bir kavram ve iletişimdir…  Dışımızda kine, ben olmayana, ötekinin insani özüne hitap eden insani bir duruş, ötekindeki kendimizle olan bir iletişimdir ve insanın insana hitabının başka türlü bir ifadesidir de.
Bütün insanlara (doğrudan) ulaşabilmek elbetteki mümkün değildir; fakat hedefi böyle kor, böylesi bir yolculuğu esas alırsak, bu bütün insanlara da hitap etmek anlamına gelmez mi?
Kutsal emir: “sonunda bana döneceksiniz,” dir. Oysaki ahlak, görgü, terbiye ve saire kurallar insana, Hakk’a dairdir ve bunları dikkate almak insana, evrensel olana ve Hakk’a her dem dönüş değil midir?
Tabii ki, bize düşen bize yakışanı yapmaktır… Bir çok değerli insan gibi Ali abi de insana, kendine yakışanı yaptı; bizde bilmukabele teşekkür etme borcumuzu bu yazımızla arz ettik…
Kusur ettikse affola.

a.s.
04 Kasım 2011

3 Kasım 2011 Perşembe

Dün hava sıcaktı. Bu dün serinledi ve sabahtan beri yağmur yağıyor… Soba yakma ihtiyacı duyuyor insan.
***
Hasan Güneş, Malatya’daki evinde ayağı kaymış ve düşmüş. Bir hafta kadar yatmış. Şimdi iyi imiş.
Geçen gün, birahanelerin bulunduğu Cezmi Kartay’da bir birahane sahibi ve yanındaki kişiler kursunlanmış ve bir kişi ölmüş.
Üç gün önce Cengiz KAÇAR arabası ile kaza yapmış. Yanındaki arkadaşı ölmüş. Cengiz ise hafif denilebilecek yaralarla bu kazadan sağ salim kurtulmuş. Akşam aradım ve görüştüm. Sesi de iyi geliyordu, kendiside ciddi bir yaralanmanın olmadığını söyledi.
Hasan amcaya ve Cengiz KAÇAR’a geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.
***
İki gündür Aysel, Medine ve Sultan abla’nın inekleri kayıp.  Aysel abla, danası ile birlikte gitti diyor. “Geze geze dengeser oldum.”  ”Yağmurda ıslandım, bu günlük bu kadar,” diyor.
Şimdi burada tartışılan konu ve sorulan soru şu. Şeytanın kulağına kurşun… Farzedelim ki bu inekler çalındı ve kurban olarak satıldı. Satın alanın bu kurbanın hırsızlık olduğunu bilmeden “Bismillah, ya Allah,” diye kestiğini düşünürsek, bu kurban tanrı tarafından kabul ve makbul sayılır mı?
Kurbanın hırsızlık olması, kesileni kurban olmaktan çıkarır ve murdar yapar. Fakat satın alan bilmeden helal parası ile bu kurbanı almışsa, bu kurbanın helal ve makbul olması gerekir…
Cevap bulunamayan soru ise helal ile haramın bir birine karışmış olması durumunda ortaya çıkmıştır.
***
Hüseyin KOÇ’un arabalarına eski eski dediler. Binmekte imtina ettiler. Hüseyin abi de iki minibüsünü satıp, ikisinin parasının üstüne de biraz borçlanarak 2007 model bir Mercedes minibüs aldı.
Gel görkü Hüseyin abi, eski araba kullana kullana yeni bir arabayı kullanmakta zorlanıyor. “Aliseydi, bir sürü düğme koymuşlar hangisine basacağımı şaşıyorum,” diyor. Bir defasında, durunca aşağıya indi. Kapıyı açacak düğmeye basmamış. İçerde kaldık ve çağırdık. Gülerek geldi, düğmeye bastı. “Baba, bir sürü düğme koymuşlar,” dedi.
Araba yeni; fakat diğer eski arabalar yine Hüseyin abiyi solluyorlar… Yeni arabayla, eski arabanın suratını bir türlü aşamıyor. Hüseyin ağabeynin bunca gayretine rağmen, Almancılar da gidince, üç beş yolcu kaldı… “Böğütte böyle oldu,” diyor Hüseyin abi.
Bunun üzerine Muharrem de gidip borca bir araba almış. Muharrem diyor ki: “hiç para vermeden bunu bana nasıl verdiler?” Hüseyin abi de: “Hüseyin Koç’un oğluyum dedi isen yeter, onlar benim mitilimi satıp bu borcu ödeyeceğimi biliyorlar,” deyip, övünerek gülüyor.
Hüseyin ağabeynin arabası hayırlı olsun.
***
Hüsniye SEVİM’in kırkı ile bayramı arasında zaman farkı olmadığından, Bayram yemeği ve kırkı niyeti ile verilecek olan yemek Bayramın son günü olan 09 Kasım Carşamba günü olacaktır.

Elif ile Okan Evleniyorlar…

Elif ile Okan Evleniyorlar...
Elif ile Okan, 12 Kasım 2011 tarihi, Cumartesi Günü, Saat:10:00’da Deniz Düğün Salonu İstanbul’da yapılacak olan bir düğünle hayatlarını birleştirecekler.
Çiftlere Ömür boyu Mutluluklar dileriz.
Not: Damatın anne ve babası Yukarı Tenci Mahallemizden Ayşeren ile Hasan AKKAYA, Kayacılar sülalesindendir.

Duyuru...

Almanya / Ober-Ramstadt Fethiyeliler Derneği’nin 27.11.2011 Tarihi, Pazar Günü, (Almanya Saati ile) Saat: 14,00’da Genel Kurul Toplantısı yapılacaktır.
Derneğimizin bütün üyelerinin toplantıya iştirak etmeleri hususu önemle rica olunur.
Avades ALTUN
Yönetim Kurulu Adına
Dernek Başkanı
Not: Dernek Sitemizin yöneticisi Güven ALTUN, işi dolaysı ile Çin’de olduğundan. Haberi, Duyuruyu Dernek Sitemize ekleyemedik.
(Bu duyuru, yeni haberler ile aşağıya kayacak olsa da, Bu ayın 20’sinden 27’sine kadar, yeni haberler eksek te: www.aliseydi-sevim.com un sabitlenmiş birinci haberi olarak orada muhafaza edilecek. Yeni haberler bahsedilen tarihler arası bu “Duyuru’nun altına sıralanacaktır. )

30 Ekim 2011 Pazar

Pınar ile Mustafa CANLIBAY evlendiler…

Pınar ile Mustafa'nın düğünü - 29.10.2011
Pınar ile Mustafa CANLIBAY. 29 Ekim 2011 tarihinde İstanbul / Avcılarda’da yapılan bir görkemli düğün töreni sonucu evlendiler…  Görkemli dedim: çünkü düğün salonunun kapasitesi. düğüne gelen davetlileri almaya yetmedi. Ayakta kalanlar oldu. Bu düğünde ise epeydir görmediğimiz bazı Fethiyelileride görmek fırsatı bulduk.
Pınar ile Mustafa’ya yüzlerindeki tebessümün eksik olmayacağı bir hayat dileriz.
Not,. Toplam iki videonun dışındaki videoları. köye gidince ekleyeceğiz. Ben ağırlıklı olarak oğlan tarafının resmini çektim. Kız tarafından ise aileden olduklarını bildiklerimi çektim. Fotoğrafcılar ile biraz sorun yaşadık. Önceden konuşulmuş olmasına rağmen itira ettiler. Üç katlı düğün salonunun yıllık foto. video çekim kirasının 400 bin tl olduğunu söylediler…
 

Sample text

Sample Text

Sample Text