Social Icons

1 Ekim 2011 Cumartesi

Habib YÜCEL İle Ahmet GÜLER'in Lokması... 01.10.2011




Bu gün saat:12:00’da Kızldelide Belediye Başkanı Habib YÜCEL ile meclis üyemiz Ahmet GÜLER kurban kesip lokma yaptılar. Öğrendiğime göre adak kurbanı imiş.
Tanrı adakları kabul ve kurbanı makbul eylesin.


Şah İbrahim Veli Etkinliği İçin, Beldemiz Fethiye'ye Gelen Konuklar...


Şah İbrahim Veli Etkinliği İçin Malatya'ya Gelen Konuklar, bu gün ise Cem Ayini için Mezirmeye giderlerken beldemize de uğradılar... Belediyemizi, Abuseyf Dedeyi ve Kızıldeli Türbesinin ziyaret edip, buradan ayrıldılar.

Bende gitmek istedim; fakat giden birine rastlamadığımdan gidemedim... Gönlümden bu üç günlük etkinliği video ve resim olarak çekmek ve yayınlamak geçmişti; fakat nasip olmadı. Cem ile Sempozyumun videoları elimize ulaşırsa, zevkle düzenler internette yayımlarız.

Başsağlığı - Vahap ÜLGER


Bu gün Vahap ÜLGER  Almanya’da hakka yürüdü. Merhuma tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
  • İsmail Işıkbay vahap ülgere allah rahmet eylesin tüm ülger ailesinin başı sagolsun
    Dün, 15:29 · 

  • Ali Haydar Akdogan Allah rahmet etsin ruhu sad olsun.ailesine sabir dilerim.
    Dün, 15:33 · 

  • Karip Akkoyun vahap ülgere alahtan rahmet kaderli aylesine bassagligi dikerim
    23 saat önce · 

  • Kenan Agirdemir Allah Rahmet eylesin ,ailesinin basi sagolsun
    20 saat önce · 

  • Ali Aslan allah rahmeteylesin ailesinin basi sag olsun topragi bol olsun
    18 saat önce · 

HÜSEYiN ÖKSÜZ
8 onaylanan
huseyin.oksuz@hotmail.de
18.10.2011 / 9:43 am tarihinde gönderilmiş
Merhum VAHAP ÜLGERe tanridan rahmet kederli ailesine sabir ve bassagligi dileriz . mekani cennet ,ruhu sad olsun.
HAYRiYE & HÜSEYiN ÖKSÜZ
yıldız göçer
7 onaylanan
yildiz_gocer@hotmail.com
12.10.2011 / 11:46 am tarihinde gönderilmiş
Mehrum vahap abiye Allahdan rahmet. Kederli yakınlarına baş sağlığı diliyoruz. ülger ailesinin başı sağ olsun.Vahap abinin aramızdan ayrılmasının. Ne zamanı nede yeri takdir İllahi. Mekanı cenet olsun kabrine nur yağsın.Allah gani,gani rahmet eylesin.
TURAP& YILDIZ GÖÇER.

29 Eylül 2011 Perşembe

Görgüye, nezakete dair...


Bana yıllardır sorulan sorunun cevabı, işte bu! Ben kitap
okurken babam gizli bir iş yapana suçüstü yapan bir dille içeri
girer:
- Okuyacaksın da n’olacak? derdi.
Yani cebine bir şey girecek mi? anlamında sorardı. Tabii bende beklenilen cevabı veremez, yere bakardım…
   Sonraları ise bacım(anam), benzeri soruları sorardı… Şimdilerde ise Ada-bı Muhaşeret (Görgü Kuralları) konusunda araştırmalar yapıp bir kaç sayfa okur konuşurken, bu defada başka biri sordu:
-Sahi bu görgü kurallarını okuyup öğreneceksin de, n’olacak? diye. Bu defa cevap verdim ama!
-Hiç değilse, başkalarında görmek istediğim görgü ve terbiyeninin birazı da bende olabilir, dedim…
   Çünkü çürük bir zeminden geliyoruz, Hasan… Akşam bacımın yanına gelen kadınlardan biri:
-Ayağının altına bal sürün, diyor. (İnanca göre böyle yapılınca hasta kolayca ölürmüş.) Diğeri de:
- İlaçları kullanıyor musunuz? dedi. Biz de:
- Evet… dedik. O, devam etti, sesini kısıp bizi düşünen bir edayla:
-Filanın ilaçlarını kesmişler, dörtgün sonra gitmiş, sizde kesin,dedi!…
    Çürük zemin dediğim, büyüğümüzün zihniyeti, görgüsü, terbiyesi bu işte! Ben de diyorum ki kendi kendime:”başkasını, geçmişi, büyük(?!) diye bildiklerimizi” pek etkileyemeyiz. Kendimize ve aile üyelerimize hiç değilse bir katkımız olsun… Bu gerekçe ile zaman buldukça okuyorum. Sitemizin “LİNKLER” bölümüne “Görgü Kuralları” ile ilgili bir sayfa ekleyeceğim. Bu sayfaya katkı yapmak isteyen herkesin, yazısı ile ismini ekleyeceğim.
Doğum, ölüm, düğün vb. konularda, kutlama, dilek, üzüntü vb. ifadeler içeren mesajlar yazanların sayısı öyle azaldı ki…  Anlamakta güçlük çekiyorum.
Facebook’ta 862 arkadaşım var. Bu gibi konularda mesaj yazanların sayısı %1 mertebesinde. Telefon mu ediyorlardır, bizzat gidip mi duygularını arz ediyorlardır bilemiyor.
Kanımızca internetin geleceğini görmek, bu duygu ve düşüncelerin buralarda da arz edilmesini zorunlu kılmakta.
Anlaşılan yolumuz uzun ve meşakkatli… Sizin vesilenizle, şahsınızda bu nezaketi gösteren bütün Fethiyelilere teşekkür eder, bu ilkelerinde inanç, sebat, sabır dilerim.
a.s.

“Aşkım” öldü bari “bebeğim”i kurtaralım!


“Önce ekmekler bozuldu” demiş Oktay Akbal. Ben çetele tutmadım önce bozulan ne diye. Sadece her gün bir şeyin bozulduğuna tanıklık ediyorum. Demokratik şeftaliler, artık kabuklu yemiş sınıfına dahil edilmesi gereken domates, düşük bel pantolondan sonra bozulmuş kadın estetiği ve son olarak sıra dilimize geldi.

İnternette aynı anda beş kişiye “bir tanem” yazan bir nesile nasıl anlatılır bilmiyorum ama benim bildiğim aşk çok özel bir şey. İnsan ömründe belki bir kere bilemedin iki kere başına gelen bir şey. İki milyar karşı cinse mensup insan arasından sadece birine duyulan, akıl ve mantıkla asla bağdaşlaştırılamayacak çok güçlü bir duygu.

Dolayısıyla bu kadar özel duygunun hissedildiği kişiye de “sevgilim” kelimesi hafif kalacağından “aşkım” denilmeye başladı. Fakat daha sonraları bozulan diğer şeylerin etkisi mi bilinmez bu kelime herkese, her yerde ve her zaman söylenir oldu.

Önce ömürde bir-iki defa hissedilecek duygu neredeyse günde üç kişiye hissedilir ya da öyle söylenir oldu. Sonra da eşe, dosta, komşuya, arkadaşa, çocuğa, anaya, babaya vs. herkese söylenir oldu “aşkım” kelimesi. En son pala bıyıklı, göbekli banka müdürü arkadaşım da bana söyleyince artık “aşkım” kelimesinin cenazesinin kaldırılması zorunlu hale geldi.

Bir de,  bana göre kişi özel, ona duyulan hisler özel, o zaman ona söylenecek sözler de özel olmalı. Özel ortamlarda özel bir ses tonuyla, belki de bakış ve mimikler eşliğinde söylenmeli. Öyle herkesin herkese söylediği kelimelerle herkesin içinde bağıra bağıra söylenen kelimenin ne anlamı ne özelliği olabilir ki?Sadece başkalarına “benim de var” demekten başka. 

O nedenle sevgililer gününden nefret ederim. Üçyüzaltmışdört gün eşine sevgilisine olmadık eziyette bulunan, olmadık kabalıkta bulunanlar o gün romantik kesilirler. Artık, evlenme yıl dönümü, sevgililer günü, tanışma günü, anneler günü vs. gibi özel günler, başkalarınca belirlenmiş  ve herkesin göreceği-duyacağı şekilde kutlanır oldu.

Benim gibi eski romantikler için sadece iki kişi arasında, iki kişinin duyacağı ve iki kişilik kutlamalar kamusal hale gelmiş durumda. O nedenle “aşkım” da herkesin duyacağı ve herkese söylenecek bir kelime haline geldi. Ne yapalım elimizden bir şey gelmedi. İyi kelimeydi rahmetli.

Dün akşam ise vakit geceye dönmekte iken duydum diğer kelimeyi:

-Bebeğim!

Devamında da uzun ve maksatlı cümleler. Esasen sadece annenin ağzına yakışan ve devamında ancak “..yemiyorsun, acıktın mı..” gibi kelimeler gelmesi gereken bebeğim lafını “bebeğim, nereye gidiyor bu ilişki böyle” şeklinde duyunca irkildim.

Lafı söyleyen ergenlikten yeni çıkmış, dolayısıyla anneliğe şimdilik uzak bir kızdı. Sesinde ise şefkatten çok şehvet vardı denilebilir. Söylediği kişi ise bebek kelimesinin mucidinin kemiklerini sızlatacak cinsten biriydi. Saç-sakal birbirine karışmış, bir bebekte görmeye alışmadığımız adaleli bir genç adamdı.

Anladım ki “Aşkım” kelimesinden sonra “bebeğim” kelimesi de büyük risk altında. Eğer tepki göstermez, zamanında tedbir almazsak bir kelimemizin daha içi boşalacak, anlamını yitirecek ve  kelime mezarlığında yerini alacak bu gidişle. O nedenle diyorum ki;  “Aşkım” öldü bari “bebeğim”i kurtaralım!

Not: Yazıyı : http://www.erkansezgin.com/ sitesinden aldım.
 

Sample text

Sample Text

Sample Text