10Ağu
10 Ağustos 2012 Cuma
9 Ağustos 2012 Perşembe
7 Ağustos 2012 Salı
Mer. Hüseyin AYDOĞAN’ın Senesi…
7Ağu
Mer. Hüseyin AYDOĞAN’ın Senesi…
Posted By Aliseydisevim On Salı, Ağustos 7th 2012 Under: Başsağlığı,Beldemiz Etiketler:Mer. Hüseyin AYDOĞAN'ın Senesi... Edit“Sen böyle olur, kendini inkar edersen, Sürgüden önce sen kendi özünü (Aleviliğini ve ‘dede’liğini) gözünden gönlünden sürmüş olursun…”
8Ağu
Sen Böyle Olur, Kendini Inkar Edersen, Sürgüden Önce Sen…
Posted By Aliseydisevim On Çarşamba, Ağustos 8th 2012 Under: Aliseydi Sevim,Beldemiz, Makaleler Etiketler:Kendini Inkar Edersen, Sürgüden Önce Sen Kendi Özünü (Aleviliğini Ve ‘Dede’liğini) Gözünden Gönlünden Sürmüş Olursun...”, “Sen Böyle Olur EditYukarı Tenci’de bulunan her erkeğe: “Dede” diye hitap edince itiraz etmezler, tam aksine kurum kurum kurunurlar... Fakat, “sizden “dede mi” olur derseniz, koca bir münakaşanın önünü açmış olursunuz.
Biz (Fethiyeliler) Alevi, fakat Tencililer kendilerine ilaveten “Kızıldeli Evlatlığı, Seyyitlik, Dedelik” atfederler. Altı çizilmesi gereken nokta ise şudur: “bir dedenin cenaze defin süreci ve geleneksel anma günlerinde (Tenci’de), dedeler görev al(a) maz da niçin Dİyanet İmamları bu görevi yürütür?..” Yukarıda ana sayfaya aldığımız resimdeki (Karalcalı İsmail ) dede nice Cemler yönetmiş, Tencili Hasan Dede’yi (AABF)Fedarasyon Dedeler kuruluna almış, başka dedelerde olmasına rağmen, bu niye böyle?.. Niye kendimiz horluyoruz? Biz bizi önemsemesek, başkası önemser mi?
Kimse dört dörtlük değildir. Eksiği gediği olmak insana özgüdür. Mükemmel ve her türlü kusurdan ari olan yalnızca Allahtır. Bu dedelerimiz dört dörtlük olmayabilir. Her Dedenin olduğu gibi her imamında Hakikat mertebesine ulaşmış bir “pir, derviş vb” olduğunu söyleyemeyiz... “Fakat elimizde olan budur. Başta biz dedelerimizin “kemalete tekamül etmediğini” ileri sürerek onların bir yemek duası dahi etmelerine engel olursak, onlar kendilerini nasıl geliştirecekler?..” Bu destek değil de köstek olmak değilse nedir?
Bir yemek duasını bilip icra edecek ‘bir Dede’ mi yok Tenci’de; yoksa Tencili bir dedenin yemek duası bilmediği yada duasının kabul olmayacağını düşünen ve bir taraftan da kendine ‘dedelik’ atfetmekten geri durmayan içleri boşaltılmış birer kovan gibi görünen Tencili dedeler mi var Tenci’de? Bunu kendimize yapmayalım. Ayıptır, yazıktır kendimize...
Sahi cenaze defin süreci ve anma günlerinde(üçü, kırkı senesi vb.) İmam çoğunlukla Kuranı Kerim’in Yasin Suresini Arapça yada Türkçe mealen okur... Kaçımız Arapça biliyor yada Yasin Süresisinin Türkçe mealini tefsir edecek tefekküre ulaşmışız? Dilini yada anlamını anlamadığımız bir Ayeti, okumadığımız ve ezberini bilmediğimiz bir ayetin aslına uygun okunup okunmadığını dahi bilmezken ona ve okuyana itibar etiyoruz da, dedemizin dua ve inancının ayetini okumasını neden ve nasıl yanlış bulunuyor ve itibarsızlaştırıyoruz? Anlamakta güçlük çekiyorum.
Sakın Aleviliğin İslamın için de yada dışında olup olmadığı meselesine girmeyelim. Konu bu değil. Dört kitaba’da saygımız var; fakat ben kendimi böyle(Alevi) tanımlıyor ve ibadetimin bu olmasını istiyorum. Yani meseleye temel insan hak ve hürriyetleri meselesi olarak bakıyorum.
Yoktur insanın kıymeti kendi memleketinde. Bırakın bizler gibi vasat insanları, Hz. Muhammed dahi önce kendi memleketi Mekke’de horlanmış, Medine’ye hicretinden geri dönüşünde tam bir Peygamber gibi karşılanmıştır...
Sözümüz elbette ki şahsen imama değildir. “Sözümüz hem Alevi, hem Dedeyim diyen ve bir dedenin defin sürecinde ve anma günlerinde dahi dedelik makamını çiğneyip geçen yozlaşmış bu zihniyetedir.”
İmam bir memur. Zorla bu vazife benimdir demiyor. Bunu “Dedenin elinden alıp İmama’a veren sizsiz.” Lamı cimi yok... Bize bunu yapan yine biziz... Bu kendiniz yadsımak değilse nedir?
“Sen böyle olur, kendini inkar edersen, Sürgüden önce sen kendi özünü (Aleviliğini ve ‘dede’liğini) gözünden gönlünden sürmüş olursun...”
Boşa bize söyle şöyle ediyorlar yada edecekler diye çocuk gibi mızmızlanıp durmayalım!... Siz söyleyin(resimlerde de görüldüğü gibi), “Dedeleri (yöresinde) Din Adamlığı” makamından alaşağı eden ve yerine Diyanet İmamlığını ikame edenlere(yada bu duruma kayıtsız kalanlara) “Dede “ denir mi?..
a.s.
07 Ağustos 2012
07 Ağustos 2012
Not: Beldemizde görev alan imamı “şahsen” eleştirmiyoruz. (Bu görevdekinin ismi dün başka idi yarin bir başkası olacak.) O ilaveten görevi dışındaki işleri nezaketen ve iyi niyetinden dolayı üstlenerek bir boşluğu dolduruyor.
Tencililerin tamamını değil çoğunluğunu hedefledik bu yazımızda. Dedelik makamını önemseyenlerin sayısı oldukça az, bunları ayrı tutuyoruz.
Elbette ki “bağcıyı dövmek “değildi hedefimiz; fakat kendimizi, kendimizin inkarı ve reddi ağırımız gitti. Ondan yazdık bunları. Pir Sultan Abdalın dizeleriyle söylemek gerekirse:
Yağmur gibi yağar
Üstüme taşlar
İlle dostun attığı taş
Yareler beni beni
Üstüme taşlar
İlle dostun attığı taş
Yareler beni beni
Yukarıdaki yazının sağ alt köşesindeki yazıcı sembol inin yanındaki kareyi tıklarsanız, yazıyı tam ekran okursunuz.
5 Ağustos 2012 Pazar
Sami Oğlu Yılmaz İLHAN’ın Lokması…
5Ağu
Sami Oğlu Yılmaz İLHAN’ın Lokması…
Posted By Aliseydisevim On Pazar, Ağustos 5th 2012 Under: Almanya,Almanya'daki Alilelerimiz, Beldemiz, Kurban Ve Lokmalar, Yılmaz İlhan(Sami Oğlu) Etiketler:Sami Oğlu Yılmaz İLHAN'ın Lokması...
Kaydol:
Yorumlar (Atom)