Social Icons

26 Ekim 2008 Pazar

Malatya Fethiye: 2008 yılı Ekim Ayı Haberleri

                             

      2008 yılı Ekim Ayı Haberleri

                                                
  
      Cumhuriyet Bayramı bu gün okulumuzda kutlandı. Bayramda çektiğimiz görüntüler yan tarafta ve bir adet video ise MySpace videolar kısmındadır.>>>
      Safı ağabeymin başkanlığı dönemi idi… Yine böyle bir Cumhuriyet Bayramı’’ının olduğu gündü ve o gün bütün meclis üyeleri odada idi. Çok önemli kararlar alınmasının ardından, toplantının bitme saatinde, öğrenciler bandolarla belediyenin önünden bilinen yürüyüşünü yaprak bayrama gidiyordu. Bu vesile ile belediyenin önüne çıktı: heyeti meclis.
   Yağmur çiseliyordu, yine bayramın yapılması güçleşecekti.  Herkes kravat takımlı, bayramlıklarını giymiş yani… İçerideki meclis toplantısının havasını üzerinden atamamış bir meclis üyemiz “XX,”  65 milyon liralık, (o dönem benim maaşım 55 milyon lira idi.) ütüsü karşıdakini kesecekmiş gibi duran elbisesini giymiş, yağmurun ıslatmasından endişelenen bir insan edasıyla eğik ve dirseklerinden iki kolunu da havaya kaldırmış bir halde dururken, sağ elini kolu ile beraber biraz daha kaldırırken baş parmağı ile nazikçe yukarıyı, yağmuru işaret ederek: “ bu yağmur… bu bayram içinde… diyerek sözünün devamını getirmedi ve üç noktalı olarak başını sağa sola sallayarak sustu.
     O gün bu gündür ben bu cümlenin üç nokta ile biten devamını hep merak etmişimdir... Acaba bu cümlenin devamının: hazır meclis toplanmış iken bir karar daha alıp, ya bu 29 Ekimleri yağmurun yağmadığı, 28 yada 30,31 Ekimlere veya yağmurların yağışını bir gün önceye yada sonraya mı almalıydık” şeklinde mi olacaktı… diye bir soru hep içimde sorulması gereken bir uhde olarak kalmıştı…
    Eğer cümlenin devamı böyle bir şey olacaktı ise, Allah bize ne kudretli meclis ve meclis üyeleri nasip etmiş diye, bu anımızı hep göğsümüz kabararak anabiliriz artık(!?) Bunu böyle boşa düşünmedik.
     Belediyenin yeni kurulduğu dönemlerde, Pazar ve Cumartesi günleri dahi mesai vardı. Meclis üyelerine zaman içinde söyleye söyleye gına gelmiş olmalı ki; bir meclis üyemiz bu ayki meclis toplantısında gündeme getirelim dedi! Bu ülkede yasama Meclisi TBMM’dir. Bunun dışında bir yasama meclisinden bahsetmek, aramak ve böyle bir teşebbüste bulunmak (…)kadar ağır bir suçtur... Ama bizim meclis üyemiz, T.C. Kanunlarının uygulanıp uygulanmaması yada yerine yeni bir kanun koyup uygulama hususunu “Belediye Meclisinde Görüşelim…(?!)” diyebiliyordu. Bu görüşme üzerine, kanunlar böyle ise uygulamalıyız diye Safı abi, Cumartesi ile Pazarı da tatil etti. İkinci hafta tekrar Cumartesileri çalışmaya başladık, çünkü bu değişiklikte kudretli meclis üyeleri ile bir kısım eşraf etkili olmuştu.
     Ben hep, Fethiye’de Ankara, Ankara da ise koyu bir Osmanlı kokusu alırım hep…
      Cumhuriyetimizin 85. yılında hala, Cumhuriyetimizi beylik tabirle “Çağdaş, Demokratik Laik bir Hukuk Devleti”ne dönüştüremedik. Bu günleri hep askeri kahramanlıklarımızla övünerek geçirdik. Bu gün hala, özgürlükler, demokrasi ve hukuk devleti kavramlarını “Askeri Güvenlik “ penceresinden tanımlıyoruz. Güvenlik ile demokratik hukuk devleti kavramlarının birbirlerine zıt olduğunu düşünüyoruz. Çağdaş, Demokratik Hukuk Devleti penceresinden, ulusal güvenliği tanımlamaktan çekiniyor, hatta korkuyoruz.
    Olaylara, sorunlara alışageldiğimiz ve içimizden gelen tepkilerle cevap veriyoruz. Başımızı kaldırıp, çağdaş uygarlığı temsil eden değerlerin neler olduğunu ve daha çağdaş diye kabul edilen ülkelerin sorunlara olaylara nasıl yaklaştığına bakmıyoruz. Kriterimiz yeryüzü değil… BM. Sözleşmeleri değil, AİHM. İçtihatları, AB İnsan hakları sözleşmesi değil. Hala Vesayet, vesayet vesayet…
     Hala Cumhurun devleti yapamadık Cumhuriyetimizi. Mahkeme Duvarlarında yazar: “Adalet Mülkün Temelidir.” Öyleyse Demokratik laik Sosyal Hukuk Devletlerinde mülk kimin?  Mülk, dolaysı ile adalet hala Cumhurun, vatandaşın olamadı ve aynı zamanda köşeyi kapan eline bir yetki geçiren ise “kendini bu mülkün sultanı” sanmakta.
     Vatandaşın vergileri ile makam ve güç elde etmiş olanlar, vatandaşın hak ve özgürlük taleplerini makamı ile tankı, topu ile korkutuyor. Hiç bir demokratik ülkede olamayacağı gibi doğru yeri göstermeye ve yoksa demeye cüret edebiliyor. Hep masaya yumruk vurarak sorunlar çözülmeye çalışılmakta.
     Tankı topu, makamı, mevkiyi eline geçirmiş olanlar, cumhurun refahı mutluluğu için ne yapabilirizin kavgasını vermiyor.
     BM İnsani Gelişmişlik endeksinde Yunanistan 24. biz ise 92. sıradayız. O, 1 yaş arası bebek ölümlerinde Dünyada ön sıralardayız, Yunanistan’ı biz kişi başı GSMH bakımından üç kat kadar geriden takip ediyoruz; ABD’nin 307, Almanya’nın 101, Hindistan’ın 8, bizim ise bir Nobel Ödülümüz var. Ödülün sahibi yazarımız ise ülkemize girmeye korkmakta…
     Türkiye Cumhuriyetini, zenginler yetiştiren değil; zenginleri olan, zengin, demokratik laik ve sosyal bir hukuk devleti haline getirmenin bu gün için yegane yolu olan AB. uyum yasalarına, paketlerine hız vermektir. Buna başta olağanüstü dönemlerin, dolaysı ile paşaların ürünü olan anayasayı kaldırıp, AB Temel Haklar Şartını… vb. dikkate alarak sivil, cumhurun geniş katılımının sağlandığı bir anayasa yapmakla başlayabiliriz…
Wikipedi Ansiklopedisine göre:Cumhuriyet kelimesi Arapça kökten 18. yüzyılda Osmanlı Türkçesinde türetilmiş bir isimdir. Arapça CMHR kökü "bir araya toplanma, topluluk oluşturma", bu kökten türeyen cumhūr ise "cemiyet, toplum, kamu" anlamına gelir. 18. yüzyıl Avrupa'sında monarşi ile yönetilmeyen Holanda, İsviçre (ve 1789 Devrimi sonrasında Fransa) gibi ülkeleri tanımlayan Latince respublica > Fransızca république sözcüğünün Türkçe çevirisi olarak benimsenmiştir. Latince respublica, klasik kullanımda "Devlet" anlamındadır. Toplumun bütünü namına kamu otoritesini kullanan tüzel kişiliği ifade eder. Avrupa siyasi düşüncesinde respublica Jean Bodin'den (1530-1596) itibaren, egemenlik hakkını kullanan hükümdardan ayrı olarak "devletin soyut kişiliği" anlamında kullanılmış, 1640'lı yıllardan itibaren de popüler kullanımda "hükümdarsız devlet biçimini" ifade etmiştir.
Osmanlı Devletinde cumhuriyet fikri ilk kez 1870'li yıllarda Genç Osmanlılar ve Mithat Paşa tarafından (açıkça savunulmaksızın) tartışılmıştır.

 
 
      Havalar serinledi. hemen hemen bütün tohumlar ekildi. Yağışlar beklenenin oldukça altında. Bir kaç gün içinde gece ve gündüz hava karardı, patıladı kütüledi; fakat ancak, eve gidene kadar üzerimizi ıslatacak kadar yağmur yağdı.
    Almancıların son kısmı da pazartesi günü, Almaya'ya gidecekler. Hatırlayabildiğim bir kaç isim: Gülistan Sevim, Kenan İlhan ve eşi, Cumali Güneş ile eşi, Haydar Güler ile eşi...vb.
     Cafer Dağdevirenin kızı Zeynep'in düğün videoları, Myspace videolar kısmındadır. Yan taraftaki albüm, "Akkoçlar ile Mercanoğlu Ailelerinin Albümü"dür. Bazı resimler, bir birine yakın pozlarda çekilmiş olmasına rağmen seçme, dolaysı ile eksiltme yapmadan koyuyorum. Bunun sebeplerinden biri, sitemizin alanı limitsiz olduğundan, resimlerin sırtımıza yük olmamasıdır. Diğeri ise, resmi olan kişiler için bu resimlerin anlamlı olabileceğini düşünmemizdir.
      
 
 
    Yusuf(EROL) abi, Perşembe günü 10:00 uçağı ile Almaya'ya gidecekti. Çarşamba gecesi rahatsızlanması üzerine Yazıhan Devlet Hastahanesine gitmiş. Yazıhan'da Yusuf abinin kalp krizi geçirmekte olabileceği teşhisi üzerine ambulans ve doktorla acilen Malatya, gönderilmiş ve zamanında alınan tedbirlerden dolayı Yusuf abi bu rahatsızlığını atlatmış. Kaynı Aliseydi ile telefonla görüştüm bu gün öğlen vakti, zaten haberi de öğlen almıştım, Minnet abimle yanındayız yarin bir gün normal servise çıkarırlar dedi.24Ekim2008
   Yusuf abime geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz.
 
       Merhum Bektaş PEKTAŞ'ın senesi dolaysı ile ailesi, Cem Evinde bugün bir yemek verdi. Merhuma tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz. 17 Ekim 2008
 
    Merhume Zekine EROL'un Üçü dolaysı ile bu gün ailesi, Cem Evinde bir yemek verdi. Merhumeye tekrar tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.      
     Zekine bacının üçünün birinci albümünün tamamı, ikincinin ise bir kısım resimleri, aşağıdaki fotoğraf makinesini bana hediye eden, Müslüm AKBABA ile Abuseyif KINIK arkadaşımın makinesi ile çekilmiştir.
       Bu seneki Festivale geldiklerinde, makinenin deklanşörünün bozuk olduğunu görünce bir tane gönderelim demişlerdi. Müslüm ile Abuseyif'e teşekkür ederim, bu duyarlılıklarından dolayı.
 
      
    Yaklaşık iki hafta önce rahatsızlanıp hastaneye kaldırılan ve hastanede tedavi gören Zekine EROL(Aziz EROL'un eşi) bu  gün hakka yürüdü. Merhumeye Tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.10 Ekim 2008.        
    Merhumenin naşı, 11 Ekim 2008 tarihinde beldemizdeki Pirililer Mezarlığına defin edildi.. MySpace Videodan izlemek için tıklayınız.>>>
 
 
    Talep üzerine Turap EROL'un evinin resimlerini İstanbul ve İzmir'deki çocuklarının görmesi için koydum.     Turap abi, resimde görülen evi Gazigölü'ne yakın bir yerde kendisi yaptırdı; fakat şimdi bu evi satmakta istiyor. Kapının arkasındaki kitaplığı bilerek çektim. Festivalde satılan yaklaşık 20 kitabın dördünü de Turap abi almış. Bu kitaplık, yüz bin euroluk evlerde görülmeyen bir köşedir.
   Bu albümin içerisinde, bir kaç tanede farklı resim var.
     
 
     Yeşim İle Mustafa AKBABA, 04 Ekim 2008 tarihinde nikahlandı. Düğünleri 01 Kasım 2008 tarihinde yapılacak. Gelin'in anne ve babası: Neriman ile Serdar KAYGUSUZ; damadın anne ve babası : Esme ile Müslüm AKBABA; sağdıç ise Ceylan ile Hüseyin BEKTAŞ.
      Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.
   
     Fatoş ÇAĞLAR ile Emre Bu gün sözlendiler. Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.
    Videolar My Space video linkindedir.>>>
  Not: Tıklanan resimler açılmıyorsa, bu gönderme işleminin devam ettiği anlamına gelir. En geç bir saat sonra resimler açılır. Fatoş İsmail ile Fadime ÇAĞLAR'ın kızı.
     Yusuf ÖZACAR Zeynal Abidin'e bir kurban götürdü. tanrı kabul etsin.
    Cem evinden çektiğimiz videolar My Space video linkindedir.>>>

 
  03 Ekim 2008         Cumali ÇELİK'in kızı Zehra, aylardır hastanede tedavi gördüğü hastalığına bu gün yenik düştü ve hakka yürüdü.
    Merhumeye Tanrıdan rahmet ve  kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
   Not: Bu gün, Zeynalabidin'i Ziyarete gittiğimden, merhumenin cenaze töreninde bulunamadım.    
 
   Meral ile Mehmet İNCE'nin düğünü. Resimleri Almanya'dan Mesut İLHAN göndermiştir.   Çiftlere ömür boyu mutluluklar diler ve arkadaşımız Mesut'a teşekkürler ederim.
    



         
      Bu sene yakınlarını kayıp ede komşularımızın bir kısmı, yemek yaptı; bir kısmı çerez ve meyveler alarak mezarlarına gitti. Arife akşamı ise mezarlara mum yakmaya gidenlerin sayısı oldukça kabarıktı.
     Ben evin önünde otururken Satı bacı(Sevim)'in birkaç kez mezarlık yönüne gidip, geldiğini gördüm. Nereden Satı bacı; nereye Satı bacı diye sorduğumuzda, sonunda dayanamayıp: "Valla gurban,"dedi. "Adam adama beddua ederken, mezar mezar dolanan der ya, bizden sabahtan beri mezar mezar dolanıyoruz,"dedi...
     Veli babanın vasiyeti üzerine bayrama yemeği yapılmadı, ailesi çerez vb. alarak mezarına gitti, komşular ile. Buna rağmen Müslüm ve Hamza AKBABA ile Abuseyif KINIK,  merhum Velibaba’nının Mezarında bir vasiyeti icra etti ve çalıp söylediler. İlgili resim ve videolar yan taraftaki linktedir. Videolar için>>
    Diğer video paylaşım siteleri, 100 mb. ve 10 dakika ile sınırlı olduğundan, Velibaba'nın Vasiyet icrası ile ilgili videonun 24 dakikalık kısmını tek parça olarak My Sapce'ye koydum. İlave 4 dakikalık kısmı bu gün ilave edeceğim. Böylece bu video, tamamlanmış olacak.>>>
    Merhume Yeter GÖÇER'in bu gün(01 Ekim 2008) tarihinde Bayram yemeği yapıldı. Merhumeye tekrar  tanrıdan rahmet kederli yakınlarına sabır ve baş sağlığı dileriz.
 
   
      Melek MERCANOĞLU sık sık hastaneye götürülüyor. Melek bacının bilinen rahatsızlığı son aşamasına ulaşmış izlenimi veriyor. Ağrıları bir enjeksiyonun beş altı saatlik süresi boyunca ancak dindirilebiliyor.
      Zekine EROL geçirdiği bir rahatsızlık üzerine hastaneye kaldırıldı. Teşhis, vantilatör karşısında kalma sonucu oluşan üşütme, tansiyon vb… türdenmiş.
     Hüsniye Sevim gözünden ameliyat oldu.
    Ali İLHAN(Avukat Ali) kalp rahatsızlığından dolayı ameliyat oldu.
    Hastalarımıza geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.
   
 
 
 

Sample text

Sample Text

Sample Text