Social Icons

29 Ekim 2011 Cumartesi

Pınar ile Mustafa’nın Kınası – İstanbul / Avcılar …

  Pınar ile Mustafa’nın Kınası – İstanbul / Avcılar ‘da yapılan bir Kına Gecesi düğünüyle Kınası yakıldı. Çiftlere Ömür boyu mutluluklar dileriz…
NOT: Yeni resimler ekledik. Videolar ise Fethiyeye gittiğimde eklenecek.

25 Ekim 2011 Salı

Geçmiş olsun…

Geçen hafta Yeter abla(rahmetli Murtaza ASLAN’ın eşi,) Adana’da By Pass amaliyat oldu. Yeter abla oğlu Yusuf abinin yanında kalıyor.
***
Erdal İlhan Malatya Gözde Hastanesinde, bel pıtığından ameliyat oldu. Yarin çıkıyor.
***
Talip Mercanoğlu bir önemli rahatsızlığından dolayı hastaneye yattı. Talip abi diyor ki: “Almanya ya Almanya ya gideceğim… Bu köyde herkes ölüyor,  Hüsniye bacı da öldü, kalırsam bende ölürüm,” diyor.   Böyle olduğunu bilseydim, Bacımı da Almanya’ya götürürdüm…
Hastalarımıza geçmiş olsun der, acil şifalar dileriz…

Çeşitli Haberler…

Bu zamana kadar yapılan en ilginç şikâyeti Salman İnce yaptı… Dün belediyeye gelerek, beldede açık bir bakkal olmadığını ve bakkalların hep kapalı olduğunu, bundan dolayı vatandaşın mağdur olduğunu söyledi… Başkan gülerek “bir şey yapabilir miyiz?” dedi. “Yok.”dedim.
Esnaflarımızın biri tohum ekiyor, biri sevdalı, biri kapattı, biri aşağı tencideki çiftliğinden gelmiyor… Açıldığı zamanlar ise aradıklarınızın pek azını ancak bulabilirsiniz…
Bu haberimizi ticari hayatımıza dair bir ipucu vermesi bakımından yazdım.
   *     *    *
    Geçen yıl başlatılan palamut ile baden çekirdeği ekilerek dağların ağaçlandırılması işi bu yılda devam ediyor. Bu işte yaklaşık 15 kişi çalışıyor. Bizim köyden ise 4 kişi. Bir günde ne kadar ektiklerini, diktiklerini sordum? Bir çuval filan dediler.
Share

Teşekkür…

Geçen hafta bacımı kaybetmemiz vesilesiyle burada olanlardan bizzat gelerek, olmayanların telefonla arayarak, gerek sitemize gerekse Facebook’a ve mail yazarak bize taziyelerde bulunan bütün dost, ahbap ve koru komsularımıza teşekkür eder saygılarımızı sunarız.
Böylesi durumlarda mesaj ve konuşmalar, sanki insanda “yükünün biraz hafiflediği” hissini uyandırıyor. Yalnız olmadığını hissettiriyor ve yaşam gücüne güç katıyor insanın!
Bu gibi anlarda en başta filan, falandan mesaj gelir diye düşünüyorsunuz ve o mesaj gelmiyor… Bir hayal kırıklığı yaşıyorsunuz. Bir bakıyorsunuz ki umulmadık biri(leri) arıyor ve samimi bir ses tonuyla: “başımız sağ olsun, acınız acımızdır, yapabileceğim bir şey varsa lütfen…” diyor.
O zaman kendi elinizi önce boşlukta hissedip, sonra boşta kalan elinizin sıkıca tutulduğunu görüp kendinize güveniniz artıyor ve beklenenlerin yarattığı boşluğu bir başkasının ziyadesiyle doldurduğunu görüyorsunuz… Böylelikle bir moral ve güç kazanıyorsunuz.
Fizik kanunu gibi, birinin bıraktığı boşluğu bir başkası dolduruyor. Oysaki kemâlet, boşluk yaratmaya değil, doldurmaya delalet eder… 
***
29 Ekim tarihinde rahmetli dayımın oğlu Mustafa’nın evlenmesi münasebetiyle 26 Ekim de İstanbul’a gideceğim.  Bu sebepten dolayı 1,2 Kasım’a kadar Fethiye de olamayacağım.
Share

23 Ekim 2011 Pazar

Hastane neresidir...


Hastane neresidir…

Share
SSK’kada (yeni adı: Malatya Beydağı Devlet hastanesi) çalışan bir arkadaş(şoför), laboratuarlara yeni birçok cihaz alındı diye övgü ile bahsetti, çalıştığı hastaneden…
Bir ay önce rahmetli annemi götürmüştüm, buraya.  Acil servisine. Yeterli sayıda doktor, sağlıkçı, danışma ve güvenlik vardı… Fakat işe yarar tekerlekli sandalye yoktu.
***
Fakat acilde alınan kanı laboratuara ve hastamızı emara biz götürdük… Hatta bir defasında enjektör  dolu kanı elimize verdiler, laboratuvara götürdüğümüzde laborat hanım “enjektörle kan gönderilir mi,” diye kızdı. Burada emarın yerini bilmek için önceden oraya gitmek lazım. Sorduğun görevliler şu tarafa diyor. Adım adım şu tarafa gide de gide, asansörden zemine inip, sonunda zemin katta bir otomobilin geçeceği kadar dar ve yokuş olan dehlizde, kutu gibi bir delikten yokuş aşağıya sallayarak gidiyor ve son adres sorgusundan sonra, emar odasına varıyorsunuz… Geri dönüş ise yukarıya doğru, ite kaka çıkılarak, asansörlere binip inerek tekrar acil servis buluyorsunuz.
***
Bacımı(anama bacı derim) son götürdüğümüzde anam, dizden düşmüş, iki üç kişilik yardımla bir arabadan indirip tekerlekli sandalyeye bindiriyoruz… Fakat saldalyenin önünde hastanın ayağını koyacağı ayaklığı yok. Bacımın ayakları yere bastığından, tekerlekli sandalye ileriye doğru sürülmüyor. Arka arkaya sürsek arabayı, bacımın ayakları tekrar sürünecek. “Bacı ayaklarını biraz kaldır diyorum,” oda “kalkmıyor, Aliseydi,” diyor!
Ne yaptık biliyor musunuz, çözüm olarak? Birimiz eğilip bacımı ayaklarını havyaya kaldırıyor, diğerimiz arabayı sürüyor. Tam bir Levent Kırca komedisi.(Acilin önünde ve içinde toplam üç tekerlekli sandalye vardı. Bir tanesinin ayaklığı vardı, onunda tekerleği patlaktı. Kullanılamaz halde idi.)
***
Geçen hafta ise, komşumuz, akrabamız Gülüstan bacıyı aynı hastanenin aciline gördüğümüzde ise yine “tekerlekli sandalye sorunu vardı.” Acilin girişi, içi ve laboratuar ile müşaade odası denilen kısımları gezdim, dolaştım… Bir tane tekerlekli sandalye vardı. Onunda ayaklığının biri kırılmış, diğeri ize bozulmuş olduğundan, yukarıya doğru kalkmış, ayak konulamıyordu. Bir  sandalyedeki hastayı takip ediyorsun, onu içerde sedyeye yatırınca sandalye boşalıyor. Ondan sonra o sandalyeyi sıradaki alıp kullanıyor.
Her hastanın iki ayağını da havaya kaldırarak arabanın süründüğünü görünce, geçen hafta kaybettiğimiz bacımın durumunu hatırladım ve gözlerim yaşardı!
***
15-20 gün önce şehir içi minibüsteyim, minibüs eski Malatya Devlet Hastanesinin önünde müşteri bekliyor… Devlet Hastanesi, minibüslerin geçtiği yolun seviyesine göre çukurda kalıyor. Ayağının teki alçılı orta yaşlı bir adam ve ailesinde bir kadın ise arkadan, aşağıdan yukarıya doğru tekerlekli sandalyeyi iteliyor… Tekerlekli sandalyenin yine ayaklığı yok. Adam alcılı ayağını dahi  zorlanarak yukarı kaldırmaya çalışıyor; adam böyle yapınca ağırlık arkaya iyice yükleniyor ve kadın iyice eğiliyor, abanıyor bu sandalyeyi itelemek için…
***
15 Ekim 2010 – Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in  2011 bütçesi ile ilgili konuşmasına göre: ”2011 yılı bütçesinde Sağlık Bakanlığına ayrılan ödenekleri 2010 bütçesine göre yüzde 23,7 artırarak 17,2 milyar TL’ye çıkartıyoruz.”
Sağlık Bakanlığının başka bir verisine göre: Sağlık Yatırım, Donanım ve Taşıt Alımı Harcamaları:2002 – 2010 arasında tl bazında %3,2 artmış… Bahsi geçen hastanenin bütçe verilerini bilmiyoruz. Fakat, bir düzine tekerlekli sandalye alacak bütçeye sahip olmadıklarını, hastane idaresi dahi söyleyemez…  İnsan sağlığının temel alındığı ilk kurum nedir,  neresidir dendiğinde ilk akla gelen hastanelerdir…
Konu bütçe meselesi değilse ki değil. Öyle ise, iki üç hurda sandalye ortalıkta iken, sanki insanlara, hastalara nispet olsun diye  modern sandalyelerin kilitlere vurulmuş ve kullanılmaması yada kullandırılmamasının gerekçesi ne olabilir? Ya bu hastaneninin yönetimi sandalyeyi insandan önemili gören bir anlayışa sahip, böyle düşünmenin Hipokrat yemini etmiş ve bir hastanenin yönetimine gelmiş olan insanlar için abes olacağını düşünüyorsanız, geriye iki seçenek kalıyor…  Bir, bu idareler devleti ve iktidarı yıpratmak istiyor. İki, bu idareciler yönettiği hastanenin donanımı ve acil servisinde ki hizmet hakkında yeterli malumata sahip değiller.
Bu olasılıkların, hiçbirinin eler tutar yanı yok.  Sonuçta, ülkemize ve dahada önemlisi insanımıza yakışmayan ve bizi utandıran ve bir o kadar da üzen görüntülerdir bunlar… Beni asıl üzecek olan nedir biliyor musunuz?… İnsanların bu gün için layık görüldüğü bu görüntüler ve bu görüntülerin iki hafta önce kaybettiğimiz bacımı hatırlatıyor olması değil… Bunlar kadar ve bunlardan daha vahim olanı: Bu haberden sonra hastane idaresinin çağımız insanına yakışanı yapmak doğrultusunda tedbir alacağına,  hastane personelini toplayıp, bu tür görüntülerin fotoğraflanmasını engellemeleri doğrultusunda personele talimat vermesi ve bu fotoğraftan dolayı personeli azarlamasıdır…
Umarız insana yakışan yapılır…

Not: Bu resimleri cep telefonu kamerası ile çektim. Bir ay önce gittiğimde, üç tekerlekli sandalye vardı.  Ayaklı olanın tekerleği ise patlaktı. Bu defa gittiğimde ise bir tek sandalye vardı. O sandalye ise resimde görüldüğü gibidir.  Yeni olan sandalyeler ise o günde, bu günde kilitli ve kullanılmıyor. Bu görüntüler ilgili servisin güvenlik kamerası kayıtlarında mevcuttur. Yani kurgu yoktur… Bu haberi ve resimleri  Sağlık Bakanlığına da göndereceğim.
 

Sample text

Sample Text

Sample Text