“Bir ülkede anayasayı kim yapıyorsa, sistemin hakimini de o belirler…”
• “ Askeri şahıslardan;……. c) Siyasi amaçla nutuk söyleyen, demeç veren, yazı yazan veya telkinde bulunanlar,….. e) Herhangi bir sebeple yalnız veya toplu olarak siyasi mahiyette beyanname hazırlayan, hazırlanmış beyannameyi imzalayan, imzalatan veya yayın organlarına ulaştıran veya dağıtanlar(5 yıla kadar)…..cezalandırılır” (Askeri Ceza kanunu Madde.148)
• "- Haklarında ölüm veya ağır hapis cezasını gerektiren veya yüz kızartıcı bir suçtan ya da taksirli suçlar hariç olmak üzere beş yıl ve daha fazla hapis cezası gerektiren bir cürümden veya emre itaatsizlikte ısrar, üste veya amire fiilen taarruz, üste veya amire hakaret, mukavemet suçlarından dolayı kamu davası açılanlar, mensup oldukları bakanlıklarca açığa çıkarılabilirler."
• Güneri Civaoğlu’na bakılırsa, Genel Kurmay Başkanına “sen bir memursun” diyen Taraf Gazetesi yazarına dava açmak için Genel Kurmay Başkanlığı ,Milli Savunma Bakanlığına müracaat etmiş, bakanlıktan izin çıkmamış…
• Egemenlik Kayıtsız şartsız Milletindir… demiştir Atatürk. Daha ilkokul kitaplarında dahi bize: Cumhuriyet egemenliğin padişah, kraldan alınıp halka verilmesidir… İktidar babadan oğla devirle değil halkın seçtiği temsilcilerindir… vb.
• Genel Kurmay Başkanı, Avrupa’nın 10 yıllık güvenlik stratejisinin belirleyen Lizbon toplantısına katılmadı. Neden? Teamüller… Yani Genel Kurmay Başkanı, G20 ve NATO’ya üye ülkelerin sivil asker ilişkilerinde olduğu gibi, başka bir deyimle NATO ve G20 ülkelerinin teamüllerine uymuyor. O toplantılarda demokratik parlamenter sistemin gereği olarak Asker sivil temsil protokolüne uygun olarak sivil idareyi temsilen savunma bakanları önde, genelkurmay başkanları bakanın arkasında, oturur…
• Sakın iktidarda Ak Parti olduğu için bu böyledir diye düşünmeyin, hem iktidarda kim olduğu önemli değildir, hem de her yıl yapılan NATO toplantılarına Savunma Bakanı ile Genel Kurmay Başkanı beraber katılmaz. Yalnızca Türkiye’den NATO toplantılarının birine Genel Kurmay Başkanı, bir başkasına Savunma bakanı katılır. Bu komedi ise arkada değil önde oturayım diyedir. Bu yapının siyasi manası ise oldukça ağır ve derindir.
• CHP, önce bu bir sivil darbedir, sindirme politikasıdır babında konuştu, sonra Kılıçtaroğlu, yargıya intikal etmiştir, sonucunu görelim vb. dedi.
"CHP MYK toplantısı sonrası açıklama yapıldı. Açıklamayı yapan, partinin sözcüsü ve genel sekreteri Süheyl Batum, 3 generalin görevden alınmasıyla ilgili olarak, “Kim nereden alırsa alsın; haklıdır değildir, siyasaldır değildir, onları bırakın! 3 tane general üzerinde çok basit bir korkutma operasyonu yapılıyor,” yorumunda bulundu."
• Yukarıdaki sıralanan yasa hükümleri ve ondanda önemli olması gereken hedefimiz olan uygar dünyada ki sivil asker ilişkilerinin durumunu ile bizim mevzuatımız arazındaki makas bu kadar açıkken, parlamenterlerin, parlamentonun üstünlüğünü değil, paşaların üstünlüğünü savunuyor olması manidar ve üzücüdür. Bu kendisini yâdsımadır.
• Bulunduğumuz çağda kutsal ve dokunulamaz olan insandır… Bu insanın özgürlüğü, zenginliği, mutluluğudur. Bu konuda karar merci olan yalnız insandır ve insansa bu kararını çoğulcu, katılımcı bireysel ve kültürel haklarının hukuksal güvencede olduğu çok sesli, çok renkli demokratik bir rejim aracılığı ile verir.
• Halk iradesinin iktidara yansıması parlamento aracılığı ile olur. Halk egemenliğini parlamento aracılığı ile gerçekleştirir. Hâkim olan ve olması gereken tek güç kaynağı parlamentodur.
• Türk Dil Kurumu Sözlüğüne göre memur: “Devlet hizmetinde aylıkla çalışan kimse, görevli” ; bürokratsa: “Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici.” demektir. Gelişmiş demokrasilerde özellikle AB ve ABD’de Genelkurmay Başkanlığı yada ordunun en üst idari ve karar mercii Savunma bakanına bağlıdır ve bu askeri üst düzey yöneticilerine memur(devlet görevlisi) başka bir deyimle bu cümleden harekatla askeri bürokrat denir.
• Sen bir memursun diyene bunu hakaret kabul edip dava açmaya yeltenenen bir kurumun olduğu, sivil iradenin arkasında durmama, açık yasa hükümlerine rağmen “siyasi demeç” verdiğinden dolayı bazı kurum ve etkililerine dava açılaması, yine yasa gereği tutuklama ve görevden almaların “rejime karşı atak” olarak değerlendirildiği ve Cumhuriyet kurulalı beri askerlerin yaptığı anaya ve o anayasayı esas alan yasalarla yönetilin bir ülkenin rejimi, halkın egemenliğinin tecelli ettiği Demokratik bir rejimse, Tanzimat Fermanından beri muasırlaşma, batılılaşma çabalarımız ile varmak istediğimiz hedef olan uygar dünyanın rejimlerini nasıl isimlendireceğiz?
"İsminin siz koyun…"
a.s.
Ata’yı Saygıyla anıyoruz.
“Beni görmek demek, mutlaka yüzümü görmek demek değildir; benim fikirlerimi, benim duygularımı anlıyorsanız ve hissediyorsanız, bu yeterlidir.”
M. Kemal ATATÜRK
Bizim sitede Atatürk resmi ve Türk Bayrağı resmi az… Çünkü şu anki hâkim Cumhuriyet ve Atatürk anlayışı benim Atatürk ve Cumhuriyet anlayışımdan oldukça farklı. İkide bir bayrak, Atatürk ve Cumhuriyet dediğimde onların kulvarında koşuyormuşum hissi veriyor bana. Ondan Atatürk ve Türk Bayrağı resimleri sitemizde az.
Bayramlarda ve yas dolaysı ile anmalarda hamasi konuşmalardan ve 1930’ların anlayışı ile verilen mesajlardan bıktık… Hem kurunup kurunup duruyoruz, hem de Cumhur’un, halkın geri planda kaldığı bir gündemlerle cebelleşiyoruz. CHP’nin içindeki kavganın ve CHP, AKP ve diğer partiler arasındaki kavganın ne kadarı halkın, Cumhur’un özgürlüğü ve zenginliği ile alakalı. CHP’de memlekete hizmetin projeleri mi çarpıyor yoksa parti içindeki hakimiyet meselesi mi daha çok tartışılan konu? Partiler arasındaki meselede halka hizmetten daha çok kimin iktidara hakim olacağı görüntüsü vermekte.
Cumhuriyet ekonomisi 87 yılda 770 kat civarında büyümüş, bu kendimizi kerteriz aldığımızda gurur verici bir durum. İhracat ve ithalatımız başlangıçta milyon dolarlarla, 1970’lerde 2-3 milyar dolarlarla, bu günse ortalama 105 milyar dolarlarla ifade edilir bir hale geldi. Bu da övünülesi bir durum. 1990’lar ile 2000’ler de kişi başı gayri safi milli hasıla 3-3 bin dolarla ifade edilirken bu gün 7-8 binlerden bahsediliyor. Bunlar bardağın dolu tarafı.
Fakat dünyayı kerteriz alınca farklı bir resim çıkıyor ortaya. Danimarka’nın kişi başı Gayrisafi milli hasılası 90 binlerde. Biz 6-7 binlere çıkmakta övünüyoruz ama; ABD’nin kendi ülkesi için belirlediği yoksulluk sınırı nedir biliyor musunuz: 10,800 dolar…
Bunlar gelişmiş ülkeler, orta halli bir örnek. Romanya’nın nüfusu 30 milyon civarı ihracatı 100 milyar civarı. Otomobil ve beyaz, kahverengi eşya gibi malların ihracatımızdaki payı artmakta. İhracatımız içinde ve dünyada da payı artan sektörümüz hizmet sektörü. Bunun ağırlıklı kısmı müteahhitlik sektörü. Fakat dünyanın en büyük hurda demir ithalatçı ülkesi neresi biliyor musunuz? Türkiye… Geçen yıl, yalnızca Çin 122 milyar dolarlık bilgisayar çipi, yongası ithal etmiş. İthal edilen sektörlerdeki farkı görüyor musunuz? Fakat biz ne Çin’e nede dünyaya 1 dolarlık cip satamadık. Çünkü böyle bir üretimimiz yok.
Bakan Zafer ÇAĞLAYAN, benim gittiğim gelişmiş ülkelerde bana yeni bir nükleer santral ve uydu projemizin olup olmadığını soruyorlar demiş.
Ve malumunuz AİHM’sinde yüksek yargımızın verdiği kararların %88’i mahkûm ediliyor, kusurlu bulunuyor. Bir hâkime “işgüzar” dediği için, bir başka hâkim yazar Nazlı Ilıcak’a 11 ay 20 gün özgürlüğü kısıtlayıcı mahkûmiyet kararı veriyor ve yine yüksek yargı öldürülen her askere karşı beş Kürt öldürülmeli diyen(başta öldürülmesi gerekenin ismini veren) yazarın yazısını “düşünce özgürlüğü(?)” kapsamında görüyor ve aklıyor…
Benim Atatürk ismine de onun önderliğinde kurulan Cumhuriyete de yakıştıramadığım Ülkemin bu görüntüsüdür, başka bir deyimle böylesi bir Atatürk ve Cumhuriyetçilik anlayışıdır.
Bir taraftan siyasal sistemin demokrasi ve hukuk kusurlu iken; başka bir tarafta bir kilo hurda demir ile bir kilo mikro cip, bir kilo uydu ve bir kilo nükleer santral fiyatları arasında devasa bir fark varken, Atatürk’ten alıntılar yapıp : “Bir Türk Cihana bedeldir, Bağımsızlık ve Özgürlük benim Karakterimdir” tafraları ile konuşmanın… kaç para?…”













