Social Icons

21 Aralık 2012 Cuma

Fatma ile Alirıza KORYÜREK'in Nikahı - Malatya - Fethiye


Malatya Fethiye 21 Aralık 2012
Malatya Fethiye 21 Aralık 2012
Fatma ile Alirıza KORYÜREK 21 Aralık 2012 tarihinde Fethiye Beldesi Nikah Salonunda nikahlandılar. 
Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.
Not: Çiftlerin düğünü 08 Ağustos 2012 tarihinde yapılacak.

20 Aralık 2012 Perşembe

Yusuf Aslan: KIYAMET

KIYAMET.

Milleti canından bıktırıp duran
Kopacaksa de kopsun şu kıyamet
Gürültü patırtı edip çıkaran
Kopacaksa de kopsun şu kıyamet

Bu dünyanın kötü kalpli şeriysen
Sözünde dur adam isen er isen
Kahinatı yaratan'dan öteysen
Kopacaksa de kopsun şu kıyamet

Karışma o yaratan'ın işine
Görki neler açar senin başına
Dünya milletini yorma boşuna
Kopacaksa de kopsun şu kıyamet

Bir mintanım bile yoktur dalımda
Bırakacak neyim varki arkamda
Kul Yusuf der şu ömrümün sonunda
Kopacaksa de kopsun şu kıyamet

Söz: Yusuf Aslan.
Malatya / Fethiye.
Türkiye Şairler Birliği Moderatörü & Yetkilisi.

Aliekber Pektaş:Mısır’da, anayasa referandumu

Mısır’da, anayasa referandumu!
Sevgili okuyucular,
Mısır’da, anayasa referandumu!  Mısır arab baharı sonrası, muazzam çalkantılarla karşı karşıya kalan bir ülke durumundadır. Ülkede pimli diktatör Hüsnü Mübarek’în, iktidardan alaşağı edilmesinden sonra, iktidar erkini gasp eden, Muhhamed Mursi liderkiğindeki IHVAN, Müslüman kardeşler, Mısır’ı, daha çok kaosa sürüklemişlerdir. Mursi’nin uygulamalarının, Mübarek’in uygulamalarını arattığı ve yeni bir diktatörlük arayışında olduğunu söylersek, abartmış olmayız.
Mısır’da mevcut yürürlükte var olan anayasaya göre referandum, iki aşamalı olarak yapılmaktadır. Birinci aşaması 15 aralık günü yapılmıştır. Sadece ülkenin bir bölümüne seçim sandıkları, seçmenlerin önüne getirilmiştir.
15 Aralık Cumartesi günü yapılan anayasa referandumunda, Muhalif güçlerin açıklamalarına göre, ‘çok yoğun usulsüzlüklerin‘ olduğunu ve Mübarek dönemini aratacak seçim sahtakarlıklarının yapıldğını her platfomda gündeme getirdiler.
Mısır’da, eski Mübarek rejiminin kalıntılarıyla iktidarı paylaşan ve ABD emperyalist sermaye çevrelerinin icazetini alarak iktidar koltuğunda oturan, Muhhammed Mursi, Mısır halkına düşmanca davranmaya başladı.
Eski rejimin kalıntılarıyla iktidarı paylaşan, Mursi ve Müslüman kardeşler,IHVAN halkın yükselen öfkesi karşısında kendi iktidarını koruyabilmek için, kendini anayasal olarak daha güçlü kılma çabasındadır.
Hazırlanan yeni anayasa, halka, demokratik kurumlara, demokratik kitle örgütlerine danışılmadan ve dışlayarak hazırlanmıştır. Hazırlanan ve referanduma sunulan anayasa, sadece Müslüman kardeşler, IHVAN örgütünün, ‘anayasası‘ olarak algılanmaktadır.
Bu nedenledir‘ki, anayasa referandumuna beklenen ilgi ve katılım sağlanamamıştır. 15 Aralık Cumartesi günü yapılan referandumun ilk aşamasına, katılım sadece, ‘‘AA muhabirinin Yüksek Seçim Kurulu kaynaklarından aldığı bilgiye göre referandumun ilk turunda, 25 milyon 836 bin kayıtlı seçmenden 8 milyon 176 bini sandık başına gitti.‘‘
Bu sonuçlara göre katılımın % 34 civarında oldğu görülmektedir. Katılımcıların, yine aynı kaynaklara göre,  ‘‘HAP' Hür Adalet Partisinin seçim bürosundan yapılan açıklamada, resmi olmayan sonuçlara göre halk oylamasında yüzde 56,5 'evet', yüzde 43,5 'hayır' oyu çıktığı belirtildi.‘‘
Muhalifler ise seçim sonuçlarında, HÜP’ün, yani Müslüman kardeşlerin manipülasyon yaptıklarını, seçim sonuçlarının, ‘tam tersi‘ bir orantıda olduğunu iddia etmişlerdir.
Anayasa referandumu öncesi bir çok organizasyonun, demokratik örgütlemelerin, seçimleri boykot ederceği gözönünde bulundurulduğunda, boykot ve hayır diyenlerin oranı küçüsenmeyecek oranda önem kazanmaktadır.
Bu sonuçlarla, Mısır sermaye çevreleri, Mübarek rejiminin kalıntıları ve onlarla işbirliği yapan Mursi liderliğinde Müslüman kardeşlerin işi zor.
Mısır halkı, demokrasi güçleri yeni bir sürece hazırlanmak konumundadırlar. Yarım yamalakta olsa, Mıısr sermaye çevreleri ve onların yeni temsilcisi M.Mursi, yeni anayasaya yaslanarak halka ve demokrasi güçlerine daha çok saldıracaktır.
Mısır taşların yerinden oynadığı, Mübarek ve kalıntılarının artık yaşam sansının olmadığı bir ülke olma yolunda emin adımlarla yürümektedir. Bugün iktidar koltuğunu gasp eden ve halka, emeğe, demokrasiye düşman Müslüman kardeşlerinde ayakta durmaları zorlaşmaktadır.
Mısır’da, seçim sonuçlarıyla nasıl ve ne derecede oynanırsa oynansın, yapılan bütün manipülasyonlara rağmen, Mısır demokrasi güçleri yeniden Tahrir meydanında olacaklardır. Demokrasi bayrağı Tahrir meydanında yürüyüşle bir süreçte burçlara diklecektir.
22 Aralık Cumartesi günü, 2. Aşaması yapılacak anayasa referandumunun, sonuçları ne çıkarsa, çıksın. Mısır’da, artık‚ ‘cin şişeden çıktı‘ tekrar şişeye sokmanın abesle iştikal olduğunu belirlersek abartılı olmayacaktır.
Halk, demokrasi güçleri, Mursi ve Müslüman kardeşlerin maskelerinin düştüğünü görmüşlerdir. Müslüman kardeşlerin, dini politik amaçlarına alet etmeleri, giderayak toplumun tepkisi ile karşılandığı, artık aşikardır.
Aliekber Pektaş 18.12.12



Aliekber Pektaş:Vahşetin 12. Yıldönümü

Vahşetin 12. Yıldönümü!
Sevgili okuyucular,
Vahşetin 12. Yıldönümü! 19 Aralık 2000 yılında, Türkiye tarihine kötü bir anı olarak geçen, ‘hayata dönüş’ katliamı gerçekleşti.
Cezaevlerinde, zorla tutsak alınan yüzlerce sosyalist devrimcinin, açlık gervi eylemleri, devletin katliam timleri tarafından operasyona tabii tutularak katliam yapıldı. Bu operasyon sonucu, 28 tutsak ve 2 güvenlik görevlisi yaşamını kaybetti.
Bu katliam, dönemin iktidar koltuğunda oturan yöneticileri tarafından planlı olarak yapılmıştır. Sosyalist ve devrimci tutsakları teslim almaya yönelik ve ‘kişiliksizleştirme’ amaçlı düzenlenmiş bir operasyondur.
Bu planlı katliamın sorumluları dönemim başbakanı Bülent Ecevit, Başban yardımcısı devlet bakanı, Hüsamettin Özkan, Adalet bakanı, Hikmet Sami Türk, İçişleri bakanı, Sadettin Tantan’dır.
Sosyalist ve devrimci tutsakları, ‘tabutluklar’ diyerek anılan, F tipi hücrelere koymak için vahşice yapılmış bir, ‘hayata dönüş’ adı altında korkunç bir katliamdır. Bu vahşi katliam birçok tutsağın yaralanmasını ve yaşamı boyunca çekecekleri acılarla başbaşa bırakılmaını sağlamıştır.
Bu katliam girişiminde her türlü vahşete başvuran ölüm timleri, baskın esnasında fosfor içeren bombaları dahi kullanmayı ihmal etmediler. Vahşetin boyutu okadar büyüktü’ki, bugün hala hafızalarda bu katliamın izlerine rastlanmaktadır.
Bu vahşetten ve katliamdan 12 yıl geçmesine rağmen hala sorumlulardan hesap sorulamamış olması, Türkiye Cumhuriyeti devleti için utanç verici bir durumdur. Sorumlular ellerini kollarını sallayarak toplum içinde gezmeleri, ayrı bir utanç verici durumdur.
19 Aralık 2000 yılı katliamından sorumlu olarak bir kaç tane emir kul olan rütbesiz erbaşların yargılanması ve sorumlu tutulmaları, dönemin iktidar koltuğunda oturanların ve devletin katliamı kabullendikleri anlamına gelmektedir.
10 yıldır iktidar koltuğunda oturan AKP’nin, vahşi katliamın sorumlularının üzerine gitmek yerine, dönemin sorumlularını terfi ettirerek, katliamın sessiz destekcisi olduğunu kanıtlamıştır. Dönemin Ceza ve Tevfikevleri Gene lMüdürü Hakim Ali Suat Ertosun , AKP iktidarı tarafından ödüllendirilmiştir. Ali Suat Ertosun aslında 19. Aralık, ‘hayata dönüş’ katliamının bir fiil sorumlusudur.
Yazılı basın ve görsel medya bu katliam karşısında kötü bir sınav vermişlerdir. Bazı medya grupları bu katliamı görmezden gelirken, bazılarıda katliamın, ‘övgüsünü’ manşetlerine çıkardılar.
Bir fiil olarak, dönemin basın ve medya kurumları bu operasyonun yapılması için kışkırtıcı yayınlarını yapmakla, çirkinliklerini ifade etmekten geri kalmamışlardır.
İstisnalar konumun dışındadır.
Bugün boyalı basının ve magazin medyanın, katliam konusunda, ‘timsah gözyaşları’ dökmeleri, tiksindiricidir.
Bugün yaplması gereken, sorumluların zaman aşımı gibi bahanelerin arkasına sığınmalarına imkan verilmeden, katliamın, vahşetin hesabının sorulmasıdır.
Katliama katılan ve sorumlu tüm herkez, yaşamını devam ettirmiyor olsa dahi, katliamdaki sorumluluklarından dolayı yargılanıp gereken cazayı almaları sağlanmalıdır. Dönemin birçok sorumlu askerler şu an yaşamıyor olabilirler. Bunlar katliam sorumlusu olarak yargılanmalıdırlar. Gıyabi olarakta olsa, gereken cezayı almaları sağlanmalıdır.
Dönemin başbakanı Bülent Ecevit’in, gıyabi olarak yargılanması sağlanmalıdır. Katliamın ve vahşetin baş aktör, Bülent Ecevit’tir. Yine bilinmelidir’ki, 19 Aralık 1978’de Maraş katliamının’da, sorumlularından bir taneside Bülent Ecevit’tir.
Aliekber Pektaş 19.12.12







Aliekber Pektaş:34. yılında Maraş katliamı!



34. yılında Maraş katliamı!
Sevgili okuyucular,


34. yılında Maraş katliamı! 19 Aralık 1978 Cuma namazından sonra başlayan ve 24 Aralık Çarşamba gününe kadar süren bir vahşetin tarihidir. Bundan 34 yıl önce Anadolunun semalarında karabulut esintileri, Maraş’ın üzerine zifri karanlık gibi çökmüştü.
Eli kanlı, cani faşist güruh, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin’de desteği ile, Maraş’ı kana bulamış, günahsız masum insaları katletmiştir. Maraş’ta katledilenlerin tek ‘suçu’ alevi olmak ve demokrasiye, insan haklarına, sosyalist devrimci düşüncelere inanmak saygılı olmaktı.
Maraş katliamı Türkiye tarihinde vahşetin en son noktasına ulaştığı, saldırganların hayvani iştahlarının depreştiği korkunç bir katliamdır. Resmi rakamlara göre 120 civarında, yaşlı, bebe, kadın, genç, insan gibi insan yaşamdan koparıldı. Katliamın vahşeti O kadar net ve açıktı’ki  hamile bayanların  ana rahmini süngülerle parçalayarak, cenini duvarlara yapışmasını sağlayacak derecede alçakcaydı.
Yaşlı nineleri fosiptik cukuruna sokarak, ‘hayıflanacak’lardı. İnsanları kazıklara geçirerek, ‘Türk ve islami’ duygularını giderecek ve gurulanacakalardı. Vahşiliklerini kanıtlamın bir yolu olarak insanları diri diri boğazlayacaklardı.
Bütün bu ve benzeri vahşet yaşanırken, Devlet, devletin güvenlik kuvvetleri, Polis, Asker, MİT olayları izlemekle kalmayıp, bazan bu olaylarda rol alıp, katliama katılacaklardı.
Yapılan katliamın, İslam adına, Türklük adına, ‘tek bir’ naralarıyla yapılması dikkat çeken önemli bir etkendir. En önemlisi ise, Cumhuriyet tarihinde Alevilere karşı girişilen katliam ve kıyımlarda, din ve Türk olmanın, ‘gururunun’ öne çıktığını görmekteyiz.
Dönemim İçişleri bakanı ve aklı selim yöneticilerin açıklamalarına bakıldığında, katliamın planlayıcısı ve uygulayıcısı devlet içindeki bellli güçler olduğu ortaya çıkmaktadır. Devletin istihbarat örgütleri, başka ülkelerin istihbarat örgütleriyle el-ele, kontrgerilla faliyetleri doğrultusunda bir katliam organiza etmişlerdir.
Zamanın başbakanı, Bülen Ecevit’in torpitosundan çıkan, ‘gizli damgalı’ belgelere göre, bizzat devlet kurumlarının katliamın organizesinde başrol oynadıklarını görmekteyiz.
Dönemim iktidar koltuğunda oturan Ecevit hükümeti, katliam karşısında aciz kalmıştır. 1 hafta kadar devam eden katliam karşısında seyirci kalmakla, katliamın birincil derecde sorumlusudur.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, katliam sonrası yürüttüğü kampanya ile, Maraş katliamının üstünün, ‘küllenmesi’ katliamın hesabının sorulmasının önlenmesine yönelikti. Katliamın sorumlularının yargılanması yerine, ilk planda, Alevi ve sosyalist devrimci kimliğe sahip olanları yargılayarak, Maraş katliamını solcuların üzerine yıkmayı denemiştir.
Türkiye Cumhuriyeti devletinin sık sık başvurduğu bir taktiktir bu yöntem. Kendi denetiminde yapılan katliam ve vahşeti, ilk planda başkalarının üzerine yıkarak, işin içinden sıyırılmayı denemektir.
Devletin bu vurdumduymazlığı karşısında, Alevi nüfusunun yüzde seksenine yakını, Maraş merkezi terketmek zorunda kaldılar.
Saldırılarda rol alan, gerici yabaz, faşist güruhun hedefleri arasında, Maraş Merkezde etkin olmaya başlayan, Alevi esnaflarından kurtulmakta vardı. Bu nedenledir’ki, saldırganlar aynı zamanda Alevi esnafların iş yerlerini de yağmalamktan geri kalmamışlardır.
Maraş, 34 yıl geçmesine rağmen hala kanayan bir yaradır. Evlerini, işyerlerini, yurtlarını arkalarında bırakarak terk eden On binler, hala Maraş merkeze dönmekte teredüt etmektedirler.
Maraş hala kanayan bir yaradır. Çünkü, katliamda rol sahibi olan devlet ve sorumluluk taşıyan devlet kurumları, katliama maruz kalanlardan bir özür dahi dilemediler.
34 yıllık zaman dilimini ‘zaman aşımı’ olarak algılamak, yeni katliamlara kapı aralamak anlamına gelmektedir. Aslında geçen zaman dilimi pekte önemli değildir. Unutmayalımki, evrensel hukukta insanlık suçları, ‘zaman aşımına’ uğramaz gerçekliği bize yol göstermektedir.
Maraş katliamı davası yeniden açılmalıdır. Katiller ve sorumlular yeniden yargılanmalıdırlar. Aksi durumda gerçeklerle yüzleşmekten kaçmak, ilerde yüzleşecek gerçek bulamaz duruma geliriz.
Hala kanayan kanadır. Çünkü, Maraş’ta Alevilerin, Maraş katliamını lanetlemek ve katliamda kaybettiklerini anmak için bir miting düzenlemek istemektedirler. Devlet, Maraş valiliği ‘güvenliği’ gerekçe göstererek, anma etkinliğini yasaklamaktadırlar.
Katliamcı zihiyetin hala devam ettiğinin bir göstergesidir. Maraş’ta yitirdiklerimizi anmayı engellemek.
Bütün bu yasak ve yok saymacı zihniyete karşı, Aleviler 23 Aralık Pazar günü, Maraş merkezde miting alanında olacaklardır.
Pektaş Aliekber 20.12.12







Mer. Aliseydi Özdemir'in Cnz. Trn.



İki gün önce, Almanya Hagen'de Hakka yürüyen merhum Aliseydi ÖZDEMİR'in naaşı, bu gün doğduğu yer olan Fethiye Beldesinde sevenlerin omuzunda ve gözyaşları içerisinde ebedi istirahatgahına uğurlandı.

 Merhuma Tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

 Not: Merhumu üçü dolaysıyla 23 Aralık 2012 tarihinde Fethiye Beldesi Cem Evinde ailesi bir yemek verecek.  Bu gün hava oldukça yağışlıydı. Resimleri bir elimde şemsiye, bir elimde makine şeklinde çektim. Görüntü kusurlarının sebebi budur.

17 Aralık 2012 Pazartesi

Geçmiş Olsun: Cumali Güneş / Almanya - Berlin...


Rahatsızlanıp iki hafta kadar hastahanede yatan Cumali abi (GÜNEŞ)e geçmiş olsun der acil şifalar dileriz. Hastahaneden çıkalı bir hafta kadar oluyor. Telefonla konuşmadan haber yazmak istemedik.

Not: Cumali abi, sitemizin neden kapalı olduğunu sordu.  Sebep paraysa, bizim Ali geliyor, hemen göndereyim, dedi. Bu düşüncesi bizi ziyadesiyle memnun etmiştir. Teşekkür ederim Cumali abiye.

Sitemizi, başka bir firmaya taşımayı düşünüyoruz. Bu günler geçici. Şöyle yada böyle bir çözüm bulacağız. O zamana kadar, bu saydan haber yapacağız.

Bu sitemizin, yukarısında, yatay şeritte ki Sitemizle İlgili Linkler başlığını tıklarsanız, sitemiz resim albümleri bv. çok şeye ulaşırsınız.



Beldemizden Çeşitli Haberler - Malatya Fethiye


Dün hava parçalı bulutlu idi. Buna rağmen göldeki suyu buz kesmişti ayaz. Bu gün sabahtan ise tamamen kapalıydı hava. Öğlen sonu ise ince ince bir kar yağışı başladı.

Rahmetli Satı Erol’un evi yıkılıyordu. O evinde birçok anısı vardı nicelerinde. Bunu da belgelemek için birkaç resim çektik. Evin tamamının yıkılıp, 2013'te ise yeni bir yapı için temel atılması düşünülmekte.

Talep edildiğinden Cemile bacının evinden birkaç resim ekledim.


****

KAR YAĞIYOR...

Kar yağıyor buralara…
Bir kar tanesinin ortalama 16 dakikada yere düştüğünü hesapladılar…
O kadar zamanda 460 bin kişi sevişiyor…
Kar daha havada…
*
16 dakikada 4100 bebek doğuyor…
Yarısı açlık sınırında…
120’sinin ömrü yine bir kar tanesinin ömrü kadar…
30’unun annesi bebeğini doğururken öldü…
Kar yağıyor buralara…
*
McDonald’s 20 bin hamburger sattı 16 dakikada…
2.2 milyon varil petrol tüketildi…
3 tekne battı…
Asya karası, Afrika kıtasına 0.8 milimetre daha yanaştı…
500 deprem oldu…
Evi başına yıkıldı 400 kişinin…
*
Açın avuçlarınızı bir kar tanesi konsun…
O size gelene kadar, siz 28 bin 800 kilometre yol aldınız…
Dünya gittiğine göre…
Ve bu kadar zamanda 1200 şişe Moet et Chandon şampanya patlattılar barlarda…
*
16 dakikada yere ulaşıyor kar taneleri…
16 dakikada 135 bin kurşun sıkıyor namlular…
200 havan…
300 mayın patlıyor…
12 kişi bağırıyor:
“Ayaklarımı aldılar…”
Kar yağıyor buralara…
*
Bütün bunlar bir kar tanesi yere düşene kadar…
*
Güvercinler pencerelerin pervazında…
Üşümüştür serçe…
Sadece 16 dakikadır özgürlüğü kar tanelerinin…
Sadece…
16 dakika…
*
Şarkı söylüyordur belki birkaç kişi…
“Karlar düşer
Düşer düşer ağlarım…”
Belki kimisi gülüyordur…
Onu saymadılar daha…
Kaç kişi ağlıyordur kim bilir…
Kar yağıyor buralara…

***
07 Aralık 2012 - bcoskun@cumhuriyet.com.tr


Aliekber Pektaş / Fethiye’li olmak duygusu!..


Fethiye’li olmak duygusu!..

Sevgili Fethiye’liler

Fethiye’li olmak duygusu!... Fethiye’li gençler, Ober-Ramstadt Fethiye’lilerle Dayanışma Derneği’nin
düzenlediği futbol turnavası ile bizleri yeniden heyecanlandırdı.

Bugün,16 Aralık Pazar, sabah Saat’lerinde başlayan, futbol turnvası 500’e, yakın Fethiye’li ve Fethiye
dostlarının bir araya gelmeleri ve birlikte heyecanlı Saat’ler ve Dakika’lar yaşamasını sağlamıştır.

Ober-Ramstadt Fethiye’lilerle Dayanışma Derneğinin genç yöneticileri, bazan böyle güzel ve heyecan
yaratan faaliyetlere imza atıyorlar. Bu tarz faaliyetler Fethiye’li canlarımızın bir araya gelmeleri ve
birbirleriyle kaynaşmanın güzel bir örneğidir.

Fethiye’lilerin, bir Pazar günü, tatillerini feda ederek, Almanya’nın değişik kentlerinden bir araya
gelerek, Ober–Ramstadt’da, güzel ve eğlenceli bir gün geçirmeleri önemlidir.

Düşünün sadece Fethiye’li, genç ve ‘ihtiyar’ delikanlılardan oluşan, 14 takım turnava’ya katıldı.
Birbirleriyle centilmence yarıştılar. Fethiye’li ailelerden oluşan takımlar, hazırlıklıydılar.

Bütün turnava katılan takımlar, forma’ları, tişortları, takımların taraftarları ve tezehurat yapacak
taraftarlarınıda salona taşımışlardı. Hatta, taraftarların tezahurat için mızıkalarını birlikte getirmeleri
tüm herkezi heyecanlandırmıştır.

Tunuva salolunun trübinleri renge-renk flamalar la, aynı renkleri gimiş taraftarlarla doluydu. Yine bir
köşede, İMC usulü ile hazırlanmış, pastalar, tatlılar ve yemek türlerinden oluşan kokular, turnavaya
ayrı bir hava katıyırdı.

Düşünün, Şat ilhan, Hamdi İlhan, Aliseydi Katgın, (Nurten kargın) Hüseyin Öksüz, Metin Öksüz,
Fahri Öksüz, Aliekber Sevim, Kenan, Bayram Yılmaz, Kasım Yılmaz, Özpolat ve bir çok adını burada
sayamayacağım, ‘ihtiyar’ delikanlı, 18 ‘lik delikanlılarla bir salonda futbol turnavasında, top
koşturuyorlar. Tek kelimeyle helal olsun derim!....

Turnavanın birincisi, Sevim ailelerinden oluşan takım oldu. Turnavanın tek galibi ise, Fethiye’lilerdi!....

Fethiye’lilerin bu sıcak ortam içinde heyecanlanmaları, sevinmeleri, duygu yüklü anlar yaşamaları
yüzlerinden okunmaktaydı.

Ben bir Fethiye’li birey olarak, onlarla aynı heyecanı, sevinci, duygu yüklü anları birlikte yaşadım. Çok,
çok teşekürler. Bu heyecan ve duygu yüklü Saat leri ve Dakika’ları, yaşatan Fethiye’li, genç yöneticilere.
Ve emek sarf eden tüm insanlarımıza.

Evet dostlar, işte Fethiye’li olmak duygusu, Böyle bir şey!.....

16.12.12 Aliekber Pektaş
 

Sample text

Sample Text

Sample Text