Bir yazımızda, görgü kurallarına dair araştırmalarımız olduğunu yazmıştık. Bu süreçte edindiğimiz bilgilerden aşağıdaki paragraf bir çok şeyi özetlemektedir.
“Genel görgü kurallarına uyma zorunluluğu yoktur. Yani hukuken suç sayılmaz. Genel geçer ahlak beni ilgilendirmez diyebilir, Nietzsche’ye hayranlık duyabilir ve güçlü olan haklıdır düsturuna bayılıyor olabilirsiniz. Ancak, toplum genel görgü kurallarına uymayanları cahil, bencil, kaba, saygısız ve saire sıfatlarla tanımlar ve kınar.
Görgü kurallarına uymak diğer insanlara saygı göstermektir ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir. Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik ve saire şeklinde nitelemek mümkündür.
Bu kurallar toplumdaki uygarlık düzeyinin de göstergesi olabilir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması, onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerini sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur.”
Görgü kurallarına uymak diğer insanlara saygı göstermektir ve onların duygularına önem verdiğiniz mesajını göndermek demektir. Toplum hayatının düzenlenmesinde etkili olan genel görgü kurallarına uyan kişileri; terbiyeli, saygılı, nazik ve saire şeklinde nitelemek mümkündür.
Bu kurallar toplumdaki uygarlık düzeyinin de göstergesi olabilir. İnsanın bencil, kaba düşüncelerden sıyrılarak, başkalarına karşı davranışlarını bir düzene koyması, onun duyarlı ve nazik olmasını sağlar. Bu da insanların birbirleriyle olan ilişkilerini sağlıklı ve tutarlı olmasına neden olur.”
Aynı zamanda insanın bencil, narsist yapısını aşıp hem kendi özgünlüğünü muhafaza eden bir birey hemde mustakilliği ile toplum arasında kurulan bir bağ, topluma, insana değen bir iletişimdir.
Özetle insana dair bir kavram ve iletişimdir… Dışımızda kine, ben olmayana, ötekinin insani özüne hitap eden insani bir duruş, ötekindeki kendimizle olan bir iletişimdir ve insanın insana hitabının başka türlü bir ifadesidir de.
Bütün insanlara (doğrudan) ulaşabilmek elbetteki mümkün değildir; fakat hedefi böyle kor, böylesi bir yolculuğu esas alırsak, bu bütün insanlara da hitap etmek anlamına gelmez mi?
Kutsal emir: “sonunda bana döneceksiniz,” dir. Oysaki ahlak, görgü, terbiye ve saire kurallar insana, Hakk’a dairdir ve bunları dikkate almak insana, evrensel olana ve Hakk’a her dem dönüş değil midir?
Tabii ki, bize düşen bize yakışanı yapmaktır… Bir çok değerli insan gibi Ali abi de insana, kendine yakışanı yaptı; bizde bilmukabele teşekkür etme borcumuzu bu yazımızla arz ettik…
Kusur ettikse affola.
a.s.
04 Kasım 2011
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder