Social Icons

14 Mayıs 2010 Cuma

Deniz Baykal’ın İstifası

DSC060723

Senaryolar muhtelif... Bu istifa ile kongrede daha güçlü şekilde genel başkanlık koltuğuna gelmek, mağduriyet oyunundan seçimlerde oy artırmak… En güçlü savunma saldırıdır diye düşünüp AKP’yi bundan suçladı. Şahsen ben AKP’nin parti örgütü olarak bu komploda yer almadığını düşünenlerdenim.

     Baykal iktidara gelemiyor. Gelmesi mümkün gözükmüyor. Rızası ile de koltuğu bırakıp, partinin önünü açmıyor…

     Senaryolardan biri, bu işi Ergenokon yapmıştır. Çünkü, AKP’yi darbe ve seçim ile yenebilmenin yolu şu an için kapanmıştır. Öyleyse CHP’nin önünün açılması için, istemeyerekte olsa belden aşağı vurmaz bir zorunluluk olmuştur.

     İkinci senaryo, yine aynı gerekçelerle, bu iş parti içi bir yapı tarafından gerçekleştirilmiştir.  Bir başka senaryo ise Baykal’sız bir referandum ve genel seçimlerde daha kazançlı çıkacağını düşünen parti karşıtı siyasal oluşumlar bunu yapmıştır… vs.

     Gerçeğin ne olduğunu ise zaman gösterecek. Fakat ben Deniz Baykal’lı bir CHP politikasının taraftarı olmamama rağmen, Sayın BAYKAL’ın böyle gitmesine üzüldüm. Siyasi liderlerin sandıkla gelip sandıkla gitmesinin demokratik olduğunu düşünürüm. Fakat partilerde, parti içi demokrasi olmadığından, genel başkanlar istediği sürece koltuktan indirilemiyor. Delege, üye oyunları ile bu sağlanıyor.

     Keşke Deniz Baykal, delege seçimleri ile gitseydi; fakat bu yapı ile bu yolu Baykal kapatmıştı.

Demokrasinin işletilerek sağlıklı geliş gidişlerin sağlanmadığı durumlarda bu tür entrikalar, komplolara yol açılmış oluyor. Bu ise o genel başkanların olduğu kadar partilerinin de saygınlığını düşürüyor ve parti ile bir kısım partililerin gelişip serpilmesini, çağdaş değerlerle haşır neşir olmasını engelliyor.

    Çocukluğumuzun “Karaoğlanı” idi rahmetli ECEVİT…  Duvarlara resimlerini asar, onu öven sloganlar atardık. Ecevit, kültürlü, nazik, siyasi dili belli bir terbiyenin dışına çıkmadan kullanan bir liderdi. Yazardı, şairdi aydındı... Fakat oda koltuğa yapıştı. Ayığını sürüyerek yürür, dili dolaşarak konuşur, bastona dayanarak yürürken dahi koltuğunu bırakmadı. Solun önünü kapadı.

    Saygınlığına O'da Baykal gibi helal getirdi. Keşke bu kadar koltuk sevdalısı olmasalardı. Solu ve siyaseti kendilerinden ibaret görmeselerdi. Solun önünü açsalardı. Gönlümüzün duvarındaki yerlerini hep muhafaza ederlerdi. Bunlarda yaşanmazdı. Bu komployu çirkin ve adice bulmama rağmen; umarız sayın Baykal, tekrar geri dönüş yoluna tevessül etmez…

11 Mayıs 2010

a.s

     Not: Konuyla ilgili olarak "Taraf" ve "Vakit" Gazetesi çatışması ile ilgili iki yazı için  tıklayınız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

Sample text

Sample Text

Sample Text