Social Icons

10 Ekim 2010 Pazar

Mumumuz hep yanacak, kafaları ve gönülleri aydınlatacak ebedi iksir olarak;


         Mumumuz hep yanacak, kafaları ve gönülleri aydınlatacak ebedi iksir olarak;   

        Mehmet Ali Erbil’in yaptığı gaf, yeniden Alevi camiasında Alevlik hakkında düşünce egzersizlikleri yapmaya yol açtı. Böylece bir musibet, yenide gündemin kabarmasına sebep oldu. Bu Şovmen neden bunu yaptı?  Bu tür ve boyutta ün yetmedi de birde farklı bir kesimde de isminin anılması için bilerek mi bunu söyledi yoksa yüzyıllardır Alevler hakkında yapılan çirkin bir propagandanın bilinç altından aniden boş bulunarak fışkırması sonucu mu yada her ikisi demi sebep oldu? Bunun önem derecesi Alevilerin bu gün, Cumhuriyetimizin 87. yılında dahi ikinci sınıf bir yurttaş olup horlanma ve kararlamalara muhatap olan (meşru ve yasal) pozisyonlarının devam etmesi yanında ikinci derecededir.
       Cumhuriyetimiz Anayasa ve kanunlarda yazılı olduğu gibi ve yükseksek mahkemeleri ile politikacıların söylediği gibi laik bir ülke değil… Laikse, Osmanlıda var olan Şeyhul İslamlık makamı isim değiştirilerek 1920’de (Şer'iye ve Evkaf Vekâleti")başkanlık,1924’te kanunla Diyanet işleri Reisliği, 1961 Anayasasında da Diyanet İşleri Başkanlığı olarak finansmanı genel bütçeden sağlanan bir Diyanet İşleri Başkanlığı Kurumu neden var. Bunun Avrupa da örneği yok…(Bir inancın kurumu isim değiştirerek, Diyanet işleri olarak Cumhuriyet’te de sürdürülmüş; fakat 1924’te Tekke ve Zaviyeler kapatılmış ve 1925’te ise kanunla 'bu kapsamda Hacı Bektaş Dergahı'da kapatılıp, yasaklanmıştır.)
        Siyasi Partiler Kanunu açışından, Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın demek parti kapatma sebebidir.
         Son günlerde CHP’deki değişim işaretleri hususunda ümitlenmek istiyoruz. Hatta Baykal dahi ümit verici demeçler veriyor… Sayın Kılıçtaroğlu “başörtüsünü çözelim,”dedi. Önemsiyorum bu söyleri ve gerekli ve geç kalınmış bir demeç ve tavır olarak ta görüyorum. Ak Parti’nin “başörtüsü” konusunu siyasallaştırdığı gibi, CHP’de bu konuyu siyalaştırmakta olduğu kanısı veriyor bize. Çünkü temel hak ve hürriyetler, ülkenin demokratikleştirilmesi bütünsel bir paket olmalı. Bütün olarak sunulması gereken bir paketin mücadelesi yerine, yalnızca birini çözelim derseniz, o zaman sizin demokratlığınız hususundaki samimiyetinizden şüphelenilir. Siyasi hesaplar peşinde olduğunuz düşünülür…
       Atatürk’ün kurduğu, Cumhuriyeti Kuran Parti ve bu günde “o Cumhuriyet”in ve Kemalist ideolojinin temsilcisi olan ayrıca Alevilerinde kendilerinin güvencesi sandığı CHP, demokratik açılımlar adına “türbanı çözelim, dedi; fakat “Alevilerin taleplerini karşılayalım,” demedi. Buna rağmen biz hala CHP’nin arkasındayız… Bu garip değil mi?       
      Türbanı çözelim noktasına CHP’yi nasıl Ak Parti’nin estirdiği değişim rüzgârı getirdi ise yine CHP’yi“Alevilerin sorunlarını da çözelim,” noktasına, 7.adet beğenirsiniz beğenmesizin Alevi Çalıştayı yapan, TRT’nin tarihinde ilk olarak Muharrem Ayında program yaptıran… Ak Parti’nin elinden bu kozu a alma zorunluluğu getirecektir CHP’yi.
        Ben demokratik değerlerden yaralanarak güçlenip, bütün demokratik değerleri ve Cumhuriyetin 87 yıllık kazanımlarını berhava edecek bir cemaat yada dinsel bir hareketin oluşacağından endişelenmiyorum. Her dönemde bu gibi heveslere kapılmış ve kapılacak olan kişi ve gruplar olabilir, bundan sonrada olacaktır. Bütün bunlara rağmen yinede, her tehdit ve tehlikeye karşı, Türkiye’nin altına imza attığı AB, BM vd. uluslar arası sözleşme ve antlaşmalarla uyumlu yada bunlara oldukça yakın olan bir sivil anayasanın bu korku ve kaygıların panzehiri olacağına inananlardanım.
     Ak Parti’nin güven sarsıcı, gizli bir ajandasının olduğu kuşkularını güçlendiren söz ve faaliyetleri var. Örnek: Alevi köylere Cami yaptırılma eğilimi ve online ezan gibi. Bu Ak Partinin demokratik söylemi ile çelişen bir durum. Fakat CHP gibi bir partinin, demokratik açılımlar konusunda ben de varım, haydi çözelim demesi, ülkeyi daha hızlı demokratikleştirecek ve “gizli ajandayı” berhava edecek meşru ve demokratik olan en akılcı yoldur.
        Dileğimiz bu doğrultudadır.
       Mumumuz hep yanacak, kafaları ve gönülleri aydınlatacak ebedi iksir olarak;   fakat bu iksir demokratik, laik ve dünya ölçeğinde bir hukuksal sistem ile insanlara ulaşacak… Böylesi bir aydınlama süreci kafalardaki asıl karanlığın çirkin mumunu söndürecek. Böylece farklı dini, etnik, siyasi vb. gruplar birbirlerini karalamak yerine farklılıklara saygı duyan, bunu insanlık için bir zenginlik ve kazanımların kaynağı görmeye başlayıp bir arada yaşama kültürünü geliştirecekler.
  

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

Sample text

Sample Text

Sample Text