Social Icons

14 Kasım 2012 Çarşamba

Aliekber Pektaş : Devlet katliamlarını gizleyemiyor


Devlet katliamlarını gizleyemiyor!

Sevgili okuyucular,

Devlet katliamlarını gizleyemiyor! Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, bir çok katliamdaki payını artık,
gizleyemediği ve hasıraltı edemediğini gözlemlemektedeyiz. Devlet içinde organize olmuş katiller
ve katillerin giriştikleri, sözüm ona, ‘faili meçhul‘ aslında faili devlet, katliamlar tek-tek ortaya
çıkmaktadır.

Bir dönemim katliamlarında yer almış olan ve devlet adına katliamları organize etmekte kendini
yetkili kılan bir katilin suçunu itiraf eden belgeleri basına yansıdı.

12 Eylül kasabı Kenan Evren’in, özel dosyaları arasında bulunduğu iddia edilen belgeye göre, 1970’li
yıllarda, Malatya ve çevresinde Alevi ve devrimci demokrat güç ve bireylerin katledilmesinde
üstlendiği katliamlar anlatılmaktadır.

Türkiye’de, bu ve benzeri katillerden bolca bulunduğu bilinmektedir. Bu pimli katil kendi yaptıklarıyla
yeterince övünebilmektedir. Kendi deyimi ile, Amerikan maşası katil, atası Yavuz’danda, feyiz aldığını
açıklamaktan geri kalmaktadır.

Bu ve benzeri katillerin, bir özelliği vardır. Katiller ellerinde bulundurdukları güçlerini
kaybettiklerinde, dar’a düştüklerinde, herşeyi inkar etmek yolunu seçmektedirler. Güçlü olduklarında,
halka zulüm etmekten çekinmeyen bu katiller sürüsünün, dar’a, düştüklerinde, ne kadar
zavallılaştıklarını ve kendi varlıklarını dahi inkar yolunu seçtikleri bilinmektedir.

Katil sürülerinin, ‘hatırlamıyorum‘ ‘bilmiyorum‘ ‘hafızamı kaybettim‘ açıklamaları, bunların ‘güçlü‘
olduklarını zannettikleri dönemlerde, ne kadar’da, kağırttan kaplan olduklarının bir göstergesidir.

Pimli katil, Refet Küçüktiryaki’ninde, baş vurduğu taktik aynıdır. Pimli katil aslında bir zavallıdır.
Kendini savunamayacak kadar acizdir. Çünkü ağababalarının kendisine sağladığı güç, elinden gitmiştir.
Ağababaları bu gibi katillere, işleri bitttiğinde, ‘sokak köpeği‘ muamelesi yapmaktadırlar.

Refet Küçüktiryaki, elinde bulundurduğu, ‘güce‘ güvenerek, ‘kızılbaş alevilere‘ hoyratça davrandığı
itiraf eden, ‘övünme‘ belgesini ağababalarına sunar.

Vatan Gazetesin‘de yayınlanan belgeye göre; ‘‘Beni Emniyet Genel Müdürü yapan, Başbakan Süleyman

Demirel değildir. Ben, beni keşfeden Amerikan Hükümetinin Ankara temsilcilerince tavsiye üzerine bu göreve

atandım‘‘

Katilin kendi itirafında, emperyalist sermaye çevrelerince göreve getirilfdiğini ve kendisine güvence olarakta,‚‘ABD‘
eperyalizmini göstermektedir.

Devamla; ‘‘Türkiye’de ilk defa resmi olarak Alevi-Kızılbaş soykırımını devlet adına başlatan benim. 1976
yılının Ocak ayında Malatya Beylerderesi olayından sonra, Malatya il merkezindeki 40 bin Alevi Kızılbaş’a kan
kusturdum.‘‘

Katilin itirafı O’kadar, ‘cüretkar ki‘ Malatya Beyler deresinde, hiç bir günahı olmayan devrimci gençler, Yusuf Ziya
Güneş, İlker Akman ve Hasan Basri Temizalp, 26 0cak 1976 yılında hunharca katledilmişlerdi.

Suçları, sadece devrimci olmak, halklarına saygı duymak, emekten yana omak, sömürü ve talancı düzene karşı
olmak. Bu gençlerin, Refet Küçüktiryaki ve ağababaları tarafından katledilmeleri için yeterliydi.

Pimli katil suçlarını itiraf devam ediyor; ‘‘Yavuz Sultan Selim’den sonra en büyük Alevi Kızılbaş düşmanı benim,
bunu ispat ettim ve ispat etmeye de devam edeceğim. Ben, Beylerderesi olayları sırasında yanımda Malatya
İl Jandarma Komutanı Albay olduğu hâlde ‘Malatya’daki tüm Alevi-Kızılbaş köyleri ortadan kaldırılmalı’ dedim.
Benim sözlerimi Mayıs 76 tarihli Halkın Kurtuluşu adlı dergi yazdı‘‘

Katil, atası olan Yavuy Selim’in, Kızılbaş Alevilere olan düşmanlığını devam ettirmekte kararlı ve öylede
davranıyor. Katil atası olan, bir diğer katil Yavuz Selim’i, aratmayacak davranışlarda bulunduğunu itiraf etmekten
çekinmemektedir.

Katil katliamların da, yanlız değil; ‘‘Şu anda Emniyet Genel Müdürüyüm. 76 yılında ben Malatya’da Valiyken
Malatya Emniyet Müdürü olan - ki o da en az benim kadar Alevi-Kızılbaş kasabıdır- Abdülkadir Aksu’yu yardımcım
yaptım. Ankara’da Alevi-Kızılbaşların oturduğu “Kurtarılmış Bölge” adlı semtlere kan kusturan Reşat Akkaya’yı
Ankara Emniyet Müdürü yapan benim. Sıkıyönetim Komutanının emriyle görevden alındı. Zannedilmesin ki,
pasifize oldu, gölgede kalarak gerçek Ankara Emniyet Müdürü yine o olacaktır‘‘

Katil, katliam ve düşmanlıklarında anlaşılan yanlız değil, bir dönemin Vali, İçişleri bakanı, emniyet müdürü ve
bugün hala AKP milletvekil, Abdulkadir Aksu, katille birlikte hareket edip, kinlerini kusmaktadırlar.

AKP’nin Kızılbaş Alevilere ve devrimci demokratlara düşmanlığının nedenelerini daha iyi anlamamız için.katillerin
işbirliği yaptıklarını gözlemlemekteyiz. Birbirlerini ödüllendirmek için, ‘kasap‘ oldukalrının itirafınıda eksik
etmemişler.

Katil, ‘güç‘ gösterisinde bulunmaktadır. ‘‘: Beni hiçbir kuvvet yerimden söküp atamaz, ne Başbakan ne
Cumhurbaşkanı ne de bir başkası. 1981 seçimlerinde Adalet Partisi’nden Malatya milletvekili adayıyım. Beni silah
kaçakçılığıyla suçlayanlara şunu söylemek isterim ki; Ben, Bulgaristan üzerinden gelen komünist silahlarla Alevi
kasaplığı yürütmüş adamım.‘‘

Katillerin ellerinde, ‘güç‘ olduğunda, ‘arslan‘ kesildiklerini gözlemlemekteyiz. Iktidar erkini arkasına alan katiller
sürüsü, kendilerini, ataları Yavuz Selim kadar, ‘güçlü‘ hissetmektedir. Ama tarihe katil olarak geçecekelrini, tarihin
çöplüğünde yer alacaklarını unutmaktadırlar.

Katillerin, ‘‘vatan millet sakarya‘‘ nutuklarının, aslında yeşil ABD dolarının arkalarındaki güç olduğunu iyi
kavramalıyız. Bunlar, ‘vatan‘ sevgisi olarak, her türden kirli ilişkilerin, uyuşturucu ticareti, silah kaçakçılığı vb.
Olarak algılanmaktadır.bulgarla olan ilişkileri bunun açık kanıtıdır.

Katiller ellerindeki gücü kaybedince, inkar ve tavuk gibi sinmeyi tercih etmektedirler; ‘‘Komisyon Başkanı Nimet
Baş, “Kenan Evren’in resmi arşivinde tutulan Cumhurbaşkanlığı belgelerinden okuyorum” diyerek açıklama
yapmasını istediği Küçüktiryaki, imzalı mektubu, “Haberim yok, bu mektup benim değil. Ben Eskişehirliyim.
Eskişehir’de böyle şey yoktur. Alevi-Sünni hikayesi yoktur” diyerek reddetti. Baş komisyon üyelerine, sözkonusu
mektubun, 1979 yılında bir senatörün odasında yapılan arada sonucu elde edilmiş bir belge olduğu bilgisini iletti‘‘

Görüldüğü gibi katil, 1970 yıllarda olduğu gibi ‘güçlü‘ değil. Ağababalarıda sahip çıkmıyor. Yaptıklarını inkar
ediyor, çamura yatıyor. Ne hikmetse, tıpkı kendinden önceki katiller gibi, hiçbirşey hatırlamıyor. Mesala Ankara
emniyetinde, işkence ile ünlenmiş, bir bölüm olarak görev yapan, DAL’ın, ne olduğunu,‚‘bilmiyormuş‘?

Korkunun ecele faydası yok diyen bir halk sözü vardır. Bu halk, bu katilin ve katillerin yakasını bırakmayacaktır.

Katil devlet himayesinde; “Türkiye’de ilk defa resmi olarak Alevi-Kızılbaş soykırımını devlet adına başlatan benim.
1976 yılının Ocak ayında Malatya Beylerderesi olayından sonra, Malatya il merkezindeki 40 bin Alevi Kızılbaş’a
kan kusturdum.‘‘

Hep söylediğimiz ve yazdığımız bir gerçek vardır. Katliamlar devlet tarafından planlanıp, organize edilmektedir.
Bu nedenle katliamın düzenlenemsinde, organize edilmesinde rol alanlar, devlet tarafından, kollanıp
korunmaktadır. Bu olayda’da, gerçekler gün ışığı kadar net görünmektedir.

Gerek Osmanlı ve gerekse de, Cumhuriyet tarihi boyunca, Kızılbaş Alevi katliamlarında, devlet eli, maşalarını
kullanarak yapılmıştır.

Öyleki, katiller yaptıklarını gizleme gereğini dahi duymuyorlar. Bu nedenledir ki, katillerin yazdıkları, katliam
raporları, devlet başkanlarının kasalarında ve başbakanların gizli kasalarında muhafaza edilmektedir.

Maraş katliamının belge ve raporlarıda, dönemin başbakanı, Bülent Ecevit’in, kasasından çıkmıştır. Bu bir gerçeği
aydınlatmaktadır. Devlet, Kızılbaş Alevi ve devrimci demokratların katliamında baş aktördür.

Pektaş Aliekber

13.11.12

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

Sample text

Sample Text

Sample Text