Merhuma Tanrıdan Rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve baş sağlığı dileriz.
YARİN(09,05,2013) SAAT:12,00'DA RAHMETLİ MUSTAFA ASLAN'IN ÜÇÜ DOLAYSIYLA CEM EVİNDE YEMEĞİ VAR.
Not: Aşağıdaki yazımızı arkadaşımızın defin edildiği gün, Cem Evinde okumak için yazmıştım. Nasip olmadı. Bu gün buraya yazıyorum bunu.
Aşağıdaki yazının her satırı için ağladım; anam için bu kadar ağlamamıştım.
Gönül dağı... Mustafa ASLAN kardeşimizin anısına!
Bu gün burada, bir Canımız, bir kardeşimizin tenini toprağa, ruhunu hakkın rahmetine verilişi, uğurlanışı vesilesi ile bulunuyoruz.
Gamlıyız kederliyiz, yüreğimiz bir yangın yeri!
Dışarı da gökyüzü masmavi, güneş parıl parıl; fakat bizim gönül dağımız kara bulutlarla kaplı yağmur, boranlı… Matem günü bu gün!
Tanrım, Kitabı Mukaddeste, “Arayın bulunacaktır, isteyin verilecektir, çalın kapıları açılacaktır” umutsuzluk kapısı değildir bu kapı, diyorsun…
Biçare Aslan kulunuz olarak aramadık deva, çalmadık hekim kapısı ve istemedik, yüz sürmedik “er” eşiği bırakmadık… Sunaklarınızda sürülerle adaklar kurban ettik.
Gene de bildiğini yaptın...
Zalim zulum ederse, Hakk’a havele ederiz... Oysaki en büyük zalimliği sen yaptın! Sende mi, zalim oldun Tanrım? Artık senin adaletine de güvenim kalmadı!..
“Tanrım Merhametim gazabımdan büyük diyorsun?” Fakat “ Dünya çakallar, sırtlanlar la dolu, sağlık sıhhat ve afiyette iken, sende kılıcını neden Aslan kardeşimize çaldın ki...
Yuvada öksüzler bıraktın. Güloş kime baba diyecek, her kapı çalındığında: “AHA BABAM GELDİ” diye kapıya koşan Cem’e kim babalık edecek?.. Bu muydu senin rahmetin, merhametin; birini eşikte birine beşikte bırakmak mıydı senin adaletin, Tanrım?..
Suleyha(eşi) bir defasında: “Aliseydi abi ben de bu yaşta Aslan için bana geçmiş olsun demelere hazır değildim.” demişti. “Şimdi hazır mısın Süleyha, başın sağ olsun” demelere?..
“İnan ki bizde hazır değiliz, hiç kimse hazır değil ki böylesi bir başsağlığına...”
Biliyor musun Aslan, sen daha ölmeden mezar yerin, başına dikilecek çınarın, internete yazılacak haberin dahi hazırlandı. Bu ne biçim ölümdür, bu ne biçim eziyettir insan oğluna? Anlamak mümkün değil...
Hani senin: “Böyle bir şey olur mu?” diye bir sözün vardı!.. Oldu işte, böyle bir şey ASLAN. Ölüm sana yakışması Aslan!...
Hikmetinden sual sorulmaz Tanrım; fakat bu, bendeniz günahkâr kulunuzun kavrulan yüreği isyanlar içinde… Kendimizde değil, mecnunuz bu gün. Affeyle bizi...
Kaldırma burnunu öyle ey adem oğlu, hiç şüphesiz bir gün ayaklarının altındaki ot başının üzerinde bitecektir.
Neylersin ölüm herkesin başında.
Uyudun uyanamadın olacak.
Kimbilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak,
Taht misali su musalla taşında
Kalsa (bu) dünya Muhammed’e kalırdı
Can satın alınsa Nemrut alırdı
Çıkmayan canlara deva bulurdu
Hekimler hekimi Lokman da öldü
Hani n’oldu “dünya benim” diyenler
Geldi geçti bidon ile altınları sayanlar
Görünmüyor adam eti yiyenler
Koca devler ile Şahmeran da öldü
Şu görünen dünya canlar da bir gün
Hep ölüp giderler onlar da birgün
Ya bu gün ya yarın günlerden birgün
Derler ki: Mustafa ASLAN da öldü
Sebep Alllah sebep onlar da öldü
Her can ölümü tadacaktır, sonunda bize döndürüleceksiniz” diyorsun Tanrım, bunca gama rağmen buna da eyvallah…
Bari bizi:
“Hiç kimseye kötülük etmedim.
Yakınlarımı bahtsızlığa sürüklemedim.
Gerçek evinde alçaklık etmedim.
Kimseyi gücünün dışında çalıştırmadım.
Benim yüzümden kimse korku duymadı, yoksulluk ve acı çekmedi, bahtsız olmadı.
Tanrının kötü gördüğü hiçbir şeyi yapmadım.
Hükmüm altındakilere kötü muamele etmedim, ettirmedim.
Kimseyi aç bırakmadım.
Kimseye göz yaşı döktürmedim.
Kimsenin kahpece öldürülmesini emretmedim.
Kimseye yalan söylemedim.
Hiçbir utandırıcı davranışta bulunmadım.
Zina etmedim.
Yiyecekleri pahalı ve eksik satmadım.
Terazi ile tartarken hiçbir zaman hile yapmadım.
Hiçbir arkın suyunu başka yöne çevirmedim.
( Ben temizim, temizim, temizim…”)
Diyebilmeyi bizlere nasip et. Sen ulusun, senin her şeye gücün yeter…
Tanrım yanına aldığınız Aslan kardeşimizden esirgediğin ömrü, sağlık ve sıhhati; mutlu ve mesut olmayı geride kalanlarına ver…
Kardeşimizin mekanını cennet, toprağını bol, Hak erenlerine, Ali-Yel Murtaza’ya komşu, dost et.
Yattığın yer incitmesin seni, rahat uyu yerinde, yeni yurdun uğurlu olsun, kardeşim!..
Not: Yukarıdaki yazı beş bin öncesine ait Mısır papirus tomarlarındaki “Ölüler Kitabı,” Cahit Sıtkı Tarancı’nın “Otuzbeş Yaş” Şiiri ile Hüseyin Gürsoy’un şiirinden esinlenerek ve intisap yapılarak yazılmıştır.
YEMEK RESİMLERİ YÜKLENMEKTE. EKLENECEK.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder