Social Icons

30 Ocak 2013 Çarşamba

Fethiye Malatya - Ocak 2013


Fethiye Malatya

Mer. Ali Çeviker’in Cenaze Töreni… (01/29/2013 04:57)Dün kaybettiğimiz merhum Ali Çeviker’in naaşı, bu gün sevenlerinin omuzunda ve gözyaşları arasında defin edildi.  Defin sürecinden sonra geleneğimiz gereği konuklara sunulmak üzere bu gün saat 12,00 da Cem Evinde ailesi bir yemek verdi.
Merhuma Tanrıdan rahmet, kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.

711 total views, 11 views today
Mer. Aliseydi ÖZDEMİR’in Kırkı – Almanya (01/28/2013 11:44)

Geçen ay kaybettiğimiz rahmetli Aliseydi ÖZDEMİR2in kırkı dolaysı ailesi 26 Ocak 2013 tarihinde, geleneğimiz gereği Almanya- Ober-Ramstadt Fethiye’liler Derneğinde bir yemek verdi.
Merhuma Tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
204 total views, 3 views today
Başsağlığı: Ali ÇEVİKER’i kaybettik… (01/28/2013 04:57)

Az önce aldığımız habere göre, aylardır yatağa mahkum olarak hayatını sürdüren Ali ÇEVİKER hakka yürüdü.
Merhuma tanrıdan rahmet ve kederli yakınlarına sabır ve başsağlığı dileriz.
Not: Merhumun naaşının yarin beldemizde defin edilmesi beklenmekte.
Sitemizi bu akşam bir kusurun düzeltilmesi için silip yeniden kurduğumdan, tıklama sayıları geceden itibaren oluşan sayıları kapsamakta.
309 total views, 2 views today
Zeynep ile Hüseyin Evleniyorlar… -İstanbul (01/26/2013 07:40)
Zeynep Işıkbay ile Hüseyin Akdoğan 09 Haziran 2013 tarihinde İstanbul -Serenomi 3 Düğün Salaonu’nda yapılacak bir düğünle evlenecekler.
Çiftlere ömür boyu mutluluklar dileriz.
Not: Zeynep Işıkbay’ın annesi: rahmetli Zekine Işıkbay, babası Veysel Işıkbay, Hüseyin Akdoğan’ın annesi Güler Akdoğan ve babası Ali Akdoğan.
53 total views, 2 views today
Fethiye İlköğretim Okulu – 25,01,2013 (01/25/2013 06:13)Fethiye İlköğretim Okulunda yarıyıl tatili 25 Ocak 2013 tarihinde karnelerin dağıtılması ile başladı. Çocukların hangisine sordum sa: 5..,5…,5… dediler. Fakat karneler dağılamdan iki çocuğa sordum. Onlarda “gururla” bir bir… dediler. Bir numara oldunuzsa daha ne itiyorsunuz diye espiri yaptım. Fakat çocuklar. boş boş baktılar. Resimler için yazıyı tıklayınız…
30 total views, 1 views today
Duyuru: Mer. Aliseydi Özdemir’in Kırkı… (01/21/2013 11:55)
Aliseydi ÖZDEMİR

Geçen ay kaybettiğimiz merhum Aliseydi ÖZDEMİR’in vefatinden sonraki kırkıncı gün olması dolaysıyla, geleneğimiz gereği ailesi Almanya Ober-Ramstadt Derneğinde,26 Ocak 2012 tarihi saat:14,00′de rahmetlinin kırkı dolaysı ile bir yemek verecektir.

Not: Bu duyuru yeni haberlerle listenin aşağısına inse de, 21 Ocak’tan 26 Ocağa kadar birinci haber olarak sabitleyeceğim.
19 total views, 1 views today


Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu? (01/10/2013 10:33)


Bardağın yarısı boş mu yoksa yarısı dolu mu?
Bardağın yarısı boş… Pesimist; negatif, olumsuz kötümser düşündüğümüzde “Fethiye Belediye Başkanlığı” gibi bir kavram olmayacak. Fethiyeli nüfusa göre gelen yıllık şu kadar gelen paranın idaresi elimizden alınacak. Bu güne kadar elimizde olan taşınır ve taşınmaz malların idaresi, karar mercii biz olmayacağız. Belediye binası ile Cem Evinin akıbeti ne olacak kaygısı… Temizlik, alt ve üst yapı hizmetleri aksayacak mı… gibi şimdilik belirsiz olan sorular var…
Bana göre bardağın yarısı dolu… 1999’dan önce şimdi elimizde kalan yarım bardak ta yok, bardak bomboştu.
Bardağa 1999 yılı öncesinde, elli yıllık süreçte geçmişin “büyük”leri bir şeyler koysaydı, belki Yazıhan yerine biz ilçe olabilecektik. Fakat geçmiş bütün sevabı ve günahı ile geride kaldı. Değiştiremeyiz, realiteyi kabul edip hesaplarımızı bu zemin üzerine yapmalıyız.
Espiri yapmak gerekirse, “Avon’un 10 yaş geçleştiren kremini, on yaşındaki çocuğa sürmüşler, çocuk kaybolmuş.” Avon beldeleri on yaş geçleştirecek krem üretmiş olsaydı, neyse fiyatı bir araya gelip parasını tedarik eder, bu kremi 5-6 kez sürer, Yazıhan yerine burayı merkez, sonrada ilçe yapardık. Takdir edeceğiniz gibi bu mümkün değil…
***
1999 – 2013 Yılları arasında dolu bir bardağımız vardı, şimdi yarısı dolu olan bir bardağımız var ve bu yarısı dolu bardağı kimse elimizden alamayacak.
Şimdi vakitoptimist; pozitif, olumlu düşünen iyimser olabilme zamanı…
· Yazıhan belediye başkanlığı hususunda Fethiyelerin “baş rol”üne oynanıp oynanamayacağı. Başrol oyuncusu olabilecek donanım ve birliği oluşturacak politikanın oluşturulmasıdır. Vakit bunu düşünme ve 15 ay sonrası oluşturulacak siyasi arenaya hazırlıksız çıkmamaktır.
· Hiçbir idare Fethiye’nin ne arsalarını, nede belediyenin ve halkımızla yaptığı binaları sırtına alıp götüremeyecek.
· Belediye binasını bilmiyorum; fakat Cem Evinin şimdiki gibi kullanılacağından endişeli değilim.
· Yazıhan belediyesinin borcu, birleşen Yazıhan, Durucasu ve Fethiye nüfusunun, İller Bankasından alacağı bir yıllık payın yarısı ile ödenebilir. Ondan sora da Yazıhan Belediye Başkanlığının yıllık 2,5-3 milyonluk bir bütçesi olacak.
· Bu veriler, alt ve üst yapı hizmetleri konusunda iyimser olmaz açısından önemli veridir.
· Büyük Şehir çalışması olmasaydı Otobüs seferi bu gün için başlar mıydı? Başlasa ileri yılarda devam edebilir miydi? Ülkenin gelişmesiyle de orantılı bir konu bu.
· Biz büyük Şehir ve İlçe Belediyesi sınırları içerisindeyiz. Büyük şehre 40, İlçeye 5 km uzaklıkta. İstanbul, Ankara, İzmir’in Belediye sınırları ile Büyük Şehir merkezinin yarı çapı ne kadar dır? İstanbul’un ki 200km vardır. Oralarda her şeyin düzenin bozuk, belediye hizmetleri gerçekleşmiyor mu?
· Yukarıya koyduğum resim, Cem Evinin mutfağından çekildi. Teşt, tencere, kemis ve kepçeye kadar yazdım demir başa ve Yazıhan Belediyesi ile Valiliğe(Bütün taşınır ve taşınmaz mallar ile personel ve alacak borç bildirme) Büyük Şehir yasası gereği bilgi verdik.
· Belediye Başkanlığımız devam etseydi, bir tencerenin hesabı şu yada bu gerekçeyle kendi belediyemizden sorulmaz, yada sorulamazdı. Fakat şimdi, yani bir yıl sonra, “şurada bir tencere vardı” ne oldu diye, adını soy adını yazıp imzalayarak herkes Yazıhan Belediyesine, olmadı Büyük Şehir Belediyesine, Kaymakamlık ve Valiliğe ve Tv mikrofonlarına göğsünü gere gere hesabını sorar ve Fethiyelilerin %99 ise bu sese destek olur.
· Türkiye’nin 2023 hedeflerinde GSMH 10,000’dolarlardan 20,000’lere ulaşması hedefleniyor, öngörülüyor. Yani on yıl sonra ki belediyelerin gelir şimdikinin minimum iki katı, yani Yazıhan Belediyesinin yıllık bütçesi 5-6 milyon TL civarında olabilir. Bu veriler ise iyimser olabilmemizin zeminidir… Belki bu sözlerimizi züğürt tesellisi olarak ta düşünler olabilecektir.
İşçilerin durumu ne olacak? Yasa gereği, bu sene Vali Muavini başkanlığında ve ilgili, birleşen belediye başkanlarının iştirakiyle bir komisyon oluşturulacak. Belediyelerde fazla olan personel tespit edilip, şehir içersinde bir yerlere atam yapılacak. Yeni göre yerine gitmeyenlerin işine son verilecek. Norm kadro yasası gereği Yazıhan, Durucasu ve Fethiye Belediyelerinde çalışan toplam 7 personel fazlalığı var. Bizde bir arkadaş bu sene emekli oluyor. Biri hasta olduğu için çalışamaz gibi gözükmekte. Bir kişinin de Malatya gitmeye istediği gözüküyor. Bu hesaptan bizim belediyeden bir kişi daha Malatya’ya gitmesi yada gönderilmesi gerekiyor. Burada, yani Yazıhan’da kimlerin kalacağı hususunda, belediye başkanlarının belirleyici rolü olacağı görülüyor. Benim hesabım, Yazıhan’da memnun olacağım bir büro işi bulursam, beş yıl daha çalışmak yönünde. Oranın personeli ile yaklaşık 14 yıllık merhabamız var. 2015 Yılında emeklilik hakkım doğuyor, fakat şarlar iyi olursa bir dönem daha çalışmaya niyetliyim.
· En mühim mesele siyasidir. Yazıhan Belediye Başkanlığında uzun vadede ne sıklıkla bir Fethiyelinin belediye başkan olacağı meselesidir. Bu hepimiz ilgilendir… Aşağıdaki kıssa ile fikrimizi özetleyelim. “Aliseydi’nin işi de hikâye anlatmak,” diye düşünüyorsanız, biz elimizden geleni yapıyor, hikâyedeki fare gibi uyarıyoruz.

FARENİN DERS VEREN ÖYKÜSÜ
Evin minik faresi, duvardaki çatlaktan bakarken çiftçi ve eşinin mutfakta bir paketi açtıklarını gördü.
Kendi kendine: İçinde hangi yiyecek var acaba ?” diye düşündü.Bir süre sonra gördüğü paketin bir fare kapanı olduğunu anladığında yıkılmıştı. “Evde bir fare kapanı var!, evde bir fare kapanı var!” diye bağırarak telaşla bahçeye fırladı.
Minik fareyi telaş içinde gören tavuk, umursamaz ve bilgiç bir tavırla başını kaldırdı ve gıdakladı:”Zavallı farecik… Bu senin sorunun benim değil.Bana bir zararı olamaz küçücük kapanın” dedi.
Tavuktan destek bulamayan farecik bu sefer telaşla domuzun yanına koştu ve,”Evde bir fare kapanı var! evde bir fare kapanı var!” diye adeta çırpındı. Domuz anlayışla karşıladı ama “Çok üzgünüm fare kardeş ama dua etmekten başka yapacağım bir şey yok. Dualarımda olacağından emin ol” dedi. Minik fare çaresizlik içinde ineğe döndü ve , “Evde bir fare kapanı var, evde bir fare kapanı var!” dedi. İnek; bak fare kardeş, senin için üzgünüm ama beni ilgilendirmiyor.” dedi.
Sonunda farecik, başı önde umutsuz şekilde eve döndü. Çiftçinin fare tuzağı ile bir gün tek başına karşılaşmak zorunda olduğunu anladı.
O gece evin içinde sanki ölüm sessizliği vardı. Minik farecik aç ve susuzdu. Tam yorgunluktan gözleri kapanacaktı ki birden bir ses duyuldu. Gecenin sessizliğini bölen gürültü, fare kapanından geliyordu.
Çiftçinin karısı, ne yakalandığını görmek için yatağından fırladı ve mutfağa koştu. Karanlıkta kapana, zehirli bir yılanın kuyruğunun kısıldığını fark edememişti.
Kuyruğu kapana kısılan yılanın canı yanıyordu ve aniden çiftçinin karısını ısırdı. Çiftçi, karısını apar topar doktora götürdü. Doktor, zehri temizledi sardı. Çiftçi karısını eve getirdi, yatırdı. Karısının ateşi yükseldi ve bir türlü düşmüyordu. Kadıncağız ateş ve ter içinde kıvranıp duruyordu.
Böyle durumlarda taze tavuk suyunun gerekli olduğunu herkes bilir, çiftçi de bıçağını alıp bahçeye koştu. Karısı taze tavuk suyu çorbasını içti, biraz kendine geldi.
Karısının hastalığını duyan komşular ziyarete geldiler. Onlara ikram etmek için çiftçi domuzunu kesti.
Çiftçinin karısı gittikçe kötüye gidiyordu. Yılan, belli ki çok zehirliydi. Birkaç gün sonra çiftçinin karısı iyileşemedi ve öldü.
Cenazesine çok sayıda kişi gelince hepsine yeterli et sağlamak için çiftçi ineği mezbahaya yolladı.
Fare tüm bu olanları büyük üzüntü ile duvardaki deliğinden izledi.
Birisi yada bir şey sizi ilgilendirmediğini düşündüğünüz bir tehlike ile karşı karşıya ise tehlike bir gün gelir sizi de bulur, hepimiz içindir tehlike aslında unutmayalım… Yarar da!
5 total views, 1 views today
Çiçek ile Suyun Aşkı yada Can Suyu!.. (01/08/2013 04:21)

Yukarıdaki pencerenin sağ alt köşesindeki ok ikonunu tıklayarak yazıyı indirebilir,  printer ikonunu tıklayarak yazdırabilir, en sağdaki dikdörtgen ikonunu tıklayarak yazıyı tam sayfa okuyabilirsiniz.

Çiçek ile Suyun Aşkı yada Can Suyu!..   

      
“Belediyemiz Meclisi 5393 Sayılı Belediyeler kanunun 20. ve 21. Maddeleri ve Belediye Başkanlığının XX/YY/2012 tarih ve XXX Sayılı çağrı yazısı gereğince, gündemdeki maddelerini görüşmek üzere, XX/YY/2012 tarihi, Cuma günü saat 10:00’da,Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım, Aralık…  ayı olağan Meclis Toplantısını yapmak için toplandı.

     Gündemin 1. Maddesi gereği yapılan yoklama neticesinde Meclis üyelerinden Habib YÜCEL, Ahmet GÜLER, Ali İhsan ÇAĞLAR, Hasan ALTUNOK, Battal YILMAZ, Zeki ASLAN, Siyam PEKTAŞ, İhsan İLHAN ile Erkan AYDOĞAN’nın toplantıya iştirak ettikleri ve Ali ÇEVİKER’in toplantıya iştirak etmediğinin görülmesi üzerine… “ ibaresi ile açtık toplantıyı ve meclis tutanaklarını bu ibarelerle düzenledik…

         Aralık ayında Ali abiye geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. Hastanede olsaydı ve yanında bir tanıdık, yada “falan oda” diye biri tarif etmemiş olsaydı,bizim gibi odanın kapısını açan yüz kişinin doksan dokuzu, “aradığımız hasta, Ali abi, bu değildir,” der kapıyı kapatır diğer odalara aramak için yönelir! Bir insan ne kadar değişir derseniz, “olursa bu kadar olur” demeden edemiyor insan!.. Bu ziyaretten sonra tutanakların dilinin “iştirak etmediği değilde ‘edemediği,” şeklinde düzenlenmesinin doğru olacağı kanaatine ulaştık.

         “Akso abla, Ali abiniz bu oda da,” dedi bize gösterdi! Sanki açmak için dokunduğu o kapının kolu, bizi şoke eden onbinlerce voltluk yüksek gerilimli bir elektriğin düğmesiydi… Bütün benliğimizi sarstı. Kolumuza demir külçeler bağlandı sanki makineyi elimize alamadık, kaldıramadık, gönlümüz öyle sıkıldı ki Tanrının yakıştırdığı çekeceğimiz resmi Ali abiye yakıştıramadık, onu görmeyenlerin eski hali ile hatırlamasını istedik.Resmini çekemedik… Çünkü çekme fikri bile bize ağır geldi. Fakat önceki resmin olduğu gibi sonraki resmin ressamı, sahibi aynı kudretti…

          Sanki pandomim sanatçıları gibi bakışlarımız ve mimiklerimizle geçmiş olsun dedik, Ali abiden de öyle yanıt aldık. Evde ter temiz bir odadaydı. Hastası olan has evlere mahsus ne döküntü, nede rahatsız edici bir koku vardı… Bir “slav” Natali isimli hasta bakıcı ve Akso abla vardı. Ziyarete gelenlere izzeti ikramda; nezaket ve görgü kuralları gereği açışından bir eksikleri yoktu.

           Fakat havada insanı boğan koyu bir keder kokusu, taşınması güç, sırtlananın belini büken dağ gibi bir yük, baktıkça-bakabilirsen- insanı yakıp, kavuran ve mum gibi erimekte ve kendi varlığından da bihaber hızla tükenmekte olan bir insan vardı… Ali abi yalnızca tükenen mi, yoksa ilaveten sevenlerini de istemeden tüketen feleğin cırnağında umarsızca çırpınan müzdarip bir insan mıydı? Muamma olanda bu idi kanımızca!..

          Bir arkadaşımın da durumu benzer.  Ziyaretine gidemiyor, bir arada olduğumuzda ise yüzüne bakmaya gönlüm elvermiyor. İşte bu gibi durumlarda ademoğlu olarak en büyük günahı işleyip  “Tanrıya” isyan etmesi için kontrolü imkansız kahreden duygu ve düşünce bombardımanı içinde buluyor insan kendini!?. Neden?… Niçin?… Bu hangi merhametle, hakkaniyetle, adaletle… açıklanabilir Tanrım? diye. Fakat; muhatabımız yapışıp yakasına hesabının sorulamayacağı yüce bir kudret!.. Sabret gönül, sabret, gönül elden ne gelir?..

         Ama gelen yapılıyor…Natali hanıma ayda şu kadar ücret ödüyor, evin ve hastanın bütün ihtiyaçları zamanında karşılanıyor, Almanya da olan çocukları ve torunlarının bir canı orada bir canı buradaydı – Akso ablanın anlattıklarına göre.

            Eski yaygın bir kanının nakaratıdır:”Parayla saadet olmaz.” Parayla olmuyor; fakat parasızda olmuyor, bazen.Kanımızca paranın arkasına konan zihniyet, duruştur paranın saadete katkısını, niceliğini, bazende niteliğini belirleyen…

         İşte biz burada bu insani zihniyete tanık oluyoruz! Hayatının son demlerinin yaşayan insana yapılan en büyük güzellik, belki de son hayat öpücüğüdür: Temiz bir ortam, bütün ihtiyaçlarına gösterilen ihtimam, onun sorumluluğunu boynuna borç bilen insanların varlığı, kısacası sevgi sunumudur… Özellikle Ali abinin torunu Ali(Aliş)in ilk kazancı 1400 euro için büyükleri sunu yada bunu alalım dediklerinde, Alişin “bu para daha mühim bir yere gidecek, dedemin bakımına harcanacak,” diyen göz dolduran, göğüs kabartan sözlerinde gördük bu zihniyeti, duyguyu kısacası sevgiyi… Bilir misiniz “Su ile Çiçeğin” aşkını?’.

           
SU İLE ÇİÇEĞİN AŞKI

“Günün birinde bir çiçekle su karşılaşır ve arkadaş olurlar.İlk önceleri arkadaşlık olarak devam eder bu durum.
Tabii ki zaman lazımdır birbirlerini tanımaları için.
Gel zaman, git zaman çiçek o kadar mutlu olur ki mutluluktan içi içine sığmaz artık ve anlar ki suya aşık olmuştur.
İlk kez aşık olan çiçek, etrafa kokular saçar. Sırf senin aşkın için ey su der!
Öyle zaman gelir ki; artık suda içinde çiçeğe karşı bir şeyler hissetmeye başlar, zanneder ki çiçeğe aşık oldum.
Amma suda ilk defa aşık oluyordur.
Günler ve aylar birbirini kovalar ve çiçek acaba su beni sevmiyor mu diye düşünmeye başlar, çünkü su pek ilgilenmiyordur çiçekle.
Halbuki çiçek alışkın değildir böyle bir sevgiye ve dayanamaz;
Çiçek suya “seni seviyorum” der,
Su da “bende seni seviyorum” der.
Aradan zaman geçer ve çiçek yine suya “seni seviyorum” der,
su sabırla “bende” der.
çiçek sabırlıdır.
bekler…bekler…bekler.
Artık öyle bir duruma gelir ki; çiçek koku saçamaz artık etrafa,
ve son kez suya “seni seviyorum” der,
suda söyledim ya; “bende seni seviyorum” der
Ve gün gelir, çiçek yataklara düşer, hastalanmıştır çiçek artık.
Rengi solmuş, çehresi sararmıştır çiçeğin.
Yataklardadır artık çiçek.
Su da başında bekler çiçeğin, yardımcı olmak için dostuna.
Bellidir ki çiçek ölecektir ve son kez zorlukla başını döndürerek çiçek suya derki;
“Ben seni gerçekten seviyorum”

Çok hüzünlenir su bu durum karşısında ve son çare olarak bir doktor çağırır.
Nedir sorun diye, doktor gelir ve muayene eder çiçeği.
Muayeneden sonra şöyle der doktor:
“Hastanın durumu ümitsiz artık, elimizden bir şey gelmez.”
Su merak eder, sevgilisinin ölümüne sebep olan hastalık nedir diye,
doktora sorar.
Doktor yukarıdan aşağıya bir bakar suya ve derki;

“Çiçeğin bir hastalığı yok dostum, bu çiçek sadece susuz kalmış, ölümü onun için!”

     Ve anlar ki su: “Sevgiliye sadece seni seviyorum” demek yetmemektedir. Tanrının verdiği bütün nimetleri onunla paylaşabilmek, onun ihtiyacını kendi ihtiyacı bellemek, vaktinde paylaşmak hayatı ve hepsinin özeti de kısacası ona: “Can Suyu” olabilmektir.


     Ali abiye ve Ali abinin şahsında,benzer dramı yaşan hastalarımıza geçmiş olsun der acil şifalar diler ve sevgi ile dolu ihtimam ve sorumluğu taşıyan böylesi evlatlara,torunlara aile üyelerini teşekkür ve takdirle anar “su gibi aziz” olmalarını dileriz Tanrıdan...

a.s.
09 Ocak 2012



35 total views, 3 views today
Hava Durumu… Fethiye Malatya. (01/08/2013 03:43)
Resimlerin ve videonu kar yağışlı olanı dün akşan, açık havada olanı ise bu gün çekildi.

Bu sabah, çekilen video. Di gelde “karda yürü ama izini, buzda yürü ama sesini belli etme” diyenlere. Aşağıdaki videodaki ses sanki bir tabur askeri uygun adımlarla yürürken çıkardığı sese benziyor.
16 total views, 1 views today


Kış Manzaraları… Malatya – Fethiye (01/06/2013 03:57)
06 OCAK 2013

Dün başlayan kar bu gün sabaha kadar sürdü. kar yağması sonucu havalar yumuşadı. Fakat hava hala kapalı ve kar havası var.
Dün hasta ziyaretlerinde bulunduk. Hasan Güneş, Kelime Sevim ile Selver Ağkoç’a ziyarettte bulunduk. Kelime bacı insülünü ilk kullandığından, organizma uyum sağlayamamış ve şekeri 30′a kadar düşmüş. Doktora götürüldü gereken tedbirler alındı şimdi iyi.
Selver bacı yürürken düşmüş ve burnu kırılmış. Burnundan ameliyat oldu. Yüzünde ve gözünde morluklar olsa da şimdi durumu iyi.
Hasan amcanın durumu önceki haline göre biraz daha iyi. Hastalarımıza geçmiş olsun der acil şifalar dileriz.

15 total views, 2 views today

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

Sample text

Sample Text

Sample Text