“Pis zenci”
Sevgili okuyucular,
‘’pis zenci’ bu sözler, Fenerbahçe futbol takımında oynayan, milli futbolcu, Emre Belözoğlu’na, aittir.
Emre Belözoğlu, 15 Nisan Pazar günü oynanan, Fenerbahçe, Trabzonspor futbol takımları arasında oynan maçta, ”Emre ile aramızda bir diyalog geçti. Burada özrünüze sığınarak söylüyorum. Kendisi bana ‘pis zenci’ diyerek hakaret etti. Bu kesinlikle kabul edebileceğim bir durum değil. Benim için daha üzücü olan şu; Sow ve Yobo ile aynı takımın formasını giyen, onlarla kader birliği yapan bir oyuncunun, bir Afrikalı oyuncuya bu şekilde hakaret etmesi çok büyük bir utanç. Kendisine herhangi bir cevap vermedim. Ama şunu çok merak ediyorum, eğer kavga çıksaydı, olay tatsız bir yere gitseydi kim bilir ne cezalar olacaktı. Kamera görüntülerinde bunlar vardır. Sanırım onlar da tespit ettiler.‘‘
Trabzon futbol takımı oyuncusu, Zokora’nın basına yönelik açıklamalarından alınmıştır. Emre Belezoğlu’nun, bilindiği kadarınca ilk vukuatı değildir. Emre Belözoğlu daha önce’de İlgiltere’de, Newcastle United’de oynadığı takımda da, aynı tarz davranışlarda bulunmuştu.
Bu davranışı Fenerbahçe camiasını da, sıkıntıya sokarak, üzmüştür. Bu nedenle Fenerbahçe camiası da, gereken tepkiyi göstereceklerdir.
Emre Belözoğlu’nun bu davranışlarının bir maddi temeli, alt yapısı vardır. Önemli olan, Emre Belözoğlu’nun ne dediği değil, neden böyle bir söylem içine girdiğidir.
Bilindiği gibi Türkiye’de toplumun da, bu ve buna benzer davranışlara rastlamak mümkündür. Toplumda yaratılan ötekileştirmeye bağlı olarak, bu ve buna benzer söylem ve davranışlar, sürekli olarak gündeme gelmektedir.
Bu vukuatların alt yapısı, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin, Türk olmayan, İslam ve Sünni olmayanlara karşı yürütmüş olduğu, ötekileştirme kampanyasında yatmaktadır. Türkiye’de eğitim sistemi de, dâhil olmak üzere, Milliyetçilik ve din adı altında, Türk İslam sentezi, yoğun işlenmektedir. Türkiye Cumhuriyeti devletinin, üzerine oturduğu temel dayanakları oluşturmaktadır.
Türk İslam sentezi, ülkede tek din, tek inanç, tek millet, tek dil, hatta tek kültür gibi yapılanma, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin temel yapılanmasıdır. Bu yapılanma, farklılıkları inkâr ve yok sayma üzerine inşa edilmiştir.
Bu ülkede, farklı inançlara sahip oldukları için, anayasal olarak tanınmayan topluluklar mevcuttur. Aleviler hala, anayasal statüye sahip değillerdir. İnanç merkezleri olan Cem evleri, devletin kabulü içinde değildir. Kürtlerin farklı bir ulus olduğu gerçeği kabullenilmek istenmemektedir. Ermenilere hala ‘yan gözle’ bakılmakta, kızgınlığı ifade ederken, ‘ermeni tohumu’ diyerek, ‘hayıflanılmaktadır’. Farklı inançların, dinlerin, ibadet merkezlerini kabul etmekten kaçınarak, onlara camilerde ibadet etmeleri öngörülmektedir.
Peki, böyle bir ortamda yetişen, bir çocuk veya bir insanın futbolcu olması, gerçekleri değiştirebilir mi? Emre Belözoğlu’nun bu davranışları, yukarda vurguladığım gerçeklerden ayırt edilebilirimi?
Bu söylemler bazen, bir centilmenlik anlaşması olan, spor ve futbolda da, kendini göstermektedir. Emre Belözoğlu’nun Zokora’ya, ‘pis zenci’ demesinin, maddi kaynağı burada yatmaktadır. Zokora’nın siyah tenli, zenci olması, ‘pis’ olduğu anlamına gelmemektedir. Pislik göreceli bir vakadır. Ülkemiz Türkiye’de ve yine Futbol camiasında yığınla pislik vardır. Ama siyah ve zenci değiller. Futbola şike karıştıranlar, mafya ile içli dışlı olanlar, futbola spor değil ama ‘ticaret’ olarak bakanlar, çok mu temizler? Emre Belözoğlu bu davranışı ile açıktan ırkçılık yapmıştır. Yaptıklarının ırkçı ve şöven bir davranış olduğunu kabullenip, özür dileyeceğine, suçunu bastırmak için, Zokora’yı suçlama eğilimi içine girmiştir. Bu davranışı Emre Belözoğlu’nun nasıl bir ruh halinde olduğunu göstermektedir. Emre Belözloğlu Yapmış olduğu basın toplantısında, ırkçılık suçunu tekrar hem de, yine siyahi ten’e sahip olan takım arkadaşı Yobo’ya, onaylatarak işleme cesaretini göstermiştir.
Yapılması gereken hemen, Zokora’dan, Türkiye toplumundan ve uluslar arası futbol camiasından özür dilemesidir.
Türkiye Cumhuriyeti, artık gerçekleri görerek, nasıl bir gençlik, nasıl bir insan yetiştirdiğini algılamalıdır. Adıyaman’da evleri, ‘işaretleyen’ çocuklarla, Erzincan’da, evleri ve duvarları işaretleyen, yetişkinlerle, Emre Belözoğlu’nun yaptıkları arasındaki organik bağı kavramalıyız.
Dindar adı altında, ‘kindar’ gençlik yetiştirmenin yaratacağı sonuç budur. Emre Melezoğlu’dur.
Bir misafir futbolcuyu dahi, takımlarımıza kattıkları değerleri algılamayan, gençlik yetiştirirsek, halimize gülerler. Yerküredeki futbol camiası, nasıl algılar bu durumu?
Sporcularımıza, çocuklarımıza, ‘kindar’ ‘milliyetçi’ telkinler değil, sporun centilmenlik, kardeşlik duygusu olduğunu anlatmalıyız.
Aksi durumda, sporculara her müsabaka ve maç öncesi istiklal marşını okutmak marifet değil!
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle,
Kritikleriniz için: analizoku1@live.de
16.04.2012