‘Nazım Hikmet memleket, memleket N. Hikmet’
Sevgili okuyucular,
‘Nazım Hikmet memleket, memleket Nazım Hikmet’ Büyük usta, dünyaca ünlü şairimiz, Nazım Hikmet Ran,  bugün, 3 Haziran 1963 ‘te, Moskova’da yaşama veda etti.
Nazım Hikmet Ran, yaşamının önemli bölümünü, cezaevlerinde, sürgünde geçirmiştir. Büyük usta’yı, Türkiye halkının olduğu kadar, yerkürede yaşayan tüm insanlığın, hayranlıkla izlediği Şair’i, hasretle anıyoruz.
Nazım Hikmet’i, anmak, onun eserlerini anlamak ve algılamaktan geçer. Nazım Hikmet’i, anmak, sosyalizma olan içten bağlılığını, kendi dünyamızda içselleştirmekle eş anlamlıdır. Nazım Hikmet’i, anmak, Türkiye ve yerkürede yaşayan emekçilere, halklara, insanlığa, onun diliyle seslenmekten geçer. Nazım Hikmet’i, anmak, yeni Nazım’lar yetiştirmekten geçer.
Nazım Hikmet hiçbir zaman kendisi için yaşamadı. Zaten bir Şair, bir Ozan, bir Romancı, bir Edebiyatçı, bir Sanatçı, kendisi içi yaşamaz. Şiir’lerini, Türkü’lerini, Roman’larını, Yazı’larını, kendisi için yazmaz. Kendini yaratan, var eden, içinden çıktığı toplumu, toplumun sosyolojik sorunlarını irdeler. Sınıfsal konumlarını, sınıf hareketinin yapılanmasını irdeler. Sonuçlarnı topluma kendi becerileri ile birlikte sunar.
Nazım Hikmet, böyle davrandı. Hiçbir dönem kendisi için yaşamadı. ‘’Gerçek şair kendi aşkı, kendi mutluluğu ve acılarıyla uğraşmaz. Onun şiirlerinde halkının nabzı atmalıdır… Şair başarılı olmak için, yapıtlarında maddi yaşamı aydınlatmak zorundadır. Gerçek yaşamdan kaçan ve onunla bağıntısız konuları işleyen kimse, saman gibi anlamsızca yanmaya yargılıdır.‘‘ Nazım Hikmet böyle bir insandı. Insan gibi insandı. Nazım Hikmet’i, tanımlamak için, ‘kelimeler kifayetsiz kalır’ cümleler, uzadıkca, uzar. Şiir’ler, övgü’ler, anlatımlar, Nazım Hikmet’e, yapılabilecek sadece bir iltifat olabilir.
Nazım Hikmet, mevcut düzene karşı, sürekli muhalif bir geleneğin temsicisi oldu. Sistemle hiçbir dönem barışık olmadı. Sistemi sürekli sorguladı. Bu nedenledir’ki, dönemin häkim güçleri, Kemalistler onu sürekli olarak, ‘cezalandırma’ yöntemini tercih ettiler. Sürekli kollarına kelepçeler, ayaklarına prangalar vurarak, Nazım hikmet’in, konuşan dilini susturma, yazan kalemini yazamaz hale getirme yöntemini tercih ettiler.
Ama başaramadılar. Häkim güçler, Kemalistler, Nazım’ın, sert bir Kaya olduğunu, granit taşı olduğunu bir türlü kavrayamadılar. Nazım Hikmet halkının bağrından çıkmış, halkıyla bütünleşmiş, halkının dertlerini, kendini dert edinmiş, sevinçlerini kendine sevinç edinmiş, bir Şaiir’di.
Nazım Hikmet, Türkiye ve yerküredeki toplumsal mücadelenin, insanlığın kurtuluşunun sosyalizm ve sonrası, sınıfsız, sömürüsüz toplumla taçlanmasını arzulamaktaydı. Nazım Hikmet ‘Yaren yanağından gayri’ her şeyin ortaklaşa, üretildiği ve paylaşıldığı bir toplum özlemekteydi. Nazım Hikmet adalet ve adilhane paylaşımın olduğu bir toplum özlemekteydi. Nazım Hikmet’in, dünyasında, Şiir’lerinde, Roman’larında, yazılarında, bu gerçeklikler var.
Bu nedenle cezaevi yaşamının son bulduğu, özgürlüğünü yakaladığı, tutsaklığının sona erdiği bir süreçte, bir daha tutsak olmamak, halkına, dünya halklarına daha yakın olmak için, üklesini terk etmek zorunda kaldı. İdeallerinin, sosyalizm’in anavatanı Sovyetler Birliğine, Moskova’ya, gitmek için, Bulgaristan Varna üzerinden yolculuğa çıkar.
Nazım Hikmet Varna ve Mokova’daki yaşamında’da, boş durmamıştır. Sürekli ülkesine olan özlemi, Nazım Hikmet, hasret içeren Şiir’ler yazar. Şiir ve yaızılarında, ülkesinin halkının, yerküredeki insanlığın sorunlarını konu alan Şiir ve yazılarına devam etmiştir.
Nazım Hikmet’in, Şiir’leri, Roman’ları, Yazımları, eserleri dünyanın birçok ülkesinde kendi dillerine çevrilmiş, okunmakta ve takip edilmektedir.
Nazım Hikmet, Moskova’da ebedi olarak kalacağı kabrinde, ülkesini ‘gözlemlemektedir’!
Büyük usta, Şair, İnsan gibi insan, Nazım Hikmet’i, ölümünün 52. Yılında saygıyla anıyorum
‘Memleket Nazım Hikmet
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle,
Kritikleriniz için: analizoku1@live.de
03.06.2012