Aliekber Pekrtaş:N. Erbakan’ı, ‘Kurtarma’ Operasyonu!
Posted By Aliseydisevim On Pazartesi, Nisan 30th 2012 Under: Ali Ekber Pektaş,Almanya, Almanya'daki Alilelerimiz, Makaleler Etiketler:Aliekber Pekrtaş:N. Erbakan’ı,‘Kurtarma’ Operasyonu! EditN. Erbakan’ı, ‘kurtarma’ operasyonu!
Sevgili okuyucular,
Necmettin Erbakan’ı, ‘kurtarma’ operasyonu, tüm hızıyla devam ediyor. 28 Şubat 1997 Türkiye’de, askerlerin, generaller çetesinden oluşan bir kesimi, ‘post modern’ bir darbe yaptılar.
‘Post modern’ darbe dönemimde Başbakan olan Necmettin Erbakan, Refah Partisi, RP ve Tansu Çiller’in Doğru Yol Partisi, DYP, ortak koalisyon oluşturarak birlikte hükümette yer aldığı bir dönemdir.
Bu süreç, 1996-1997 dönemi, hala 12 Eylül’ün faşist uygulamalarının, bütün çirkinliklerinin etkisinin devam ettiği bir dönemdir.
Türk silahlı kuvvetleri içinde yuvalanmış cuntacı ekibin varlığı, sürekliliğini korumaktadır. TSK içinde, geçmişten gelen, ‘alışkanlıkları’ dolayısı ile her zaman darbe ve cunta hayranlarının varlığı bilinmektedir.
Erbakan, hükümetin kendisine verdiği gücü ve ilk olarak başbakan olmanın avantajını kullanarak, ‘büyük dağlar eskiden vardı, küçük dağları ben yarattım’ edasıyla hareket ediyordu. Milli görüşcüler devletin önemli kadrolarında boy göstermeye başlamışlardı. Başbakanın konukları sarıklılardan oluşuyordu. Sivas Madımak katliamının sanıklarının avukatları, bakan, adalet bakanı oluyordu. Susurluk gibi kirli ilişkiye, Mafya, Emniyet ve politikacıdan oluşan üçlü çete’ye karşı oluşan, demokratik tepkilere, ‘’bunlar gulu-gulu dansı’’ diyecek kadar halk demokrasi dışı davranışlarda bulunuyordu. Kendinin halktan çok, çetelere daha yakın olduğunu, hissetirmekten geri kalımıyordu. Hükümet ortağı olan DYP ve Çiller’in, Susurluk’ta ortaya çıkan, kirli ve mafya tarzı ilişkilerle, iç-içe olduğunun, gerçeğini küllemek istiyordu.
Dönemim başbakan yardımcısı, DYP lideri Tansu Çiller, ‘’devlet için kurşun atanda, kurşun yiyende bizdendir’’ açıklamasını yaparak, Mafya, Emniyet, Politikacı ilşkisini arka çıkarak, onaylamaktaydı. Başbakan Erbakan ise, ‘’gulu-gulu dansı’’ diyerek bu süreçlere katkı sunmaktaydı.
Bir noktanın altını çizmek isterim. 28 Şubat ‘post modern’ darbesi, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri gibi demokrasiye karşı yapılmış cuntacı darbelerdir. Bu darbeler, ülkemizde gelişmekte olan’demokrasiye’ ağır darbeler vurmuşlardır. Aynı orantıda, ülkemizdeki ekonomik gelişmenin frenlemsini sağlamış ve felce uğratmışlardır. Ülkemiz insanları bugün hala ekonomik refahtan yararlanamıyorlarsa, askeri darbelerin ve arkasından gelen, devletin olanaklarını hortumlamadam kaynaklamaktadır.
28 Şubat ‘post modern’ darbesi, bu süreçlerin bir devamlılığıdır. Demokrasiye, ‘balans ayarı’ verilmek adına, ülkenin kaynaklarının, çapulcular tarfından talan edilmesidir. Sermayeyi elinde bulunduran häkim güçler, bu talandan en çok karlı çıkanlardır.
Gelelim, konumuzunda başlığını oluştırduğu, Necmttin Erbakan’ı, ‘kurtarma’ operasyonuna. Kelli felli, basın mensupları, milli görüş kadroları, İslami sermaye çevreleri, yoğun bir propoğanda kampanyası başlattılar. Hepsinin ortak çabası, Necmettin Erbakan’ın ‘namusunu’ kurtarmak adına yapılmak istenen bir operasyondur. .28 Şubat, ‘post moder’ darbe sürecinden, N. Erbaknı aklama girişimi, aslında hırsızların kendilerini ele verme girişiminden başkası değildir. 28 Şubat ‘post modern’ darbe kararlarının altına imza atanlar, dönemin Başbakanı, Necmettin Erbakan değimliydi? Erbakan ve Çiller ortaklığından oluşan hükümetin bakanları, MGK, Milli Güvenlik Kurulunda yer almıyorlarmıydı? MGK’da yer alan bakanlar bu kararları imzalayarak toplum önünde, ‘milletimiz için hayırlı olsun’ demedilermi? Yoksa başka ülkelerin bakanlarımıydı! Neden, dönemin Hükümetinin başta Başbakan N. Erbakan olmak üzere, Başbakan yardımcısı T. Çiller ve hükümeti oluşturan balkanlar ikiyüzlü davranıyorlar. Darbeci ve cuntacılar karşısında ayakları titreyen, diz çöken Erbakan hükümeti değilmidir?
28 Şubat ‘post modern’ darbesi sonrası, ülke ekonomisi ve kaynaklarını talan eden, hotumlayanlar arasında, ‘anadolu aslanları’ olarak adlandırılan, İslami sermaye çevreleri yokmuydu? Yurtdışında çalışmak zorunda kalan, vatandaşlarımızın emeklerini gasp eden İslami holdingler nasıl oluştular. Mercimekler unutuldumu?
Erbakan ailesi ve eski milli görüş çevresi, bugün neyin kavgasını yapmaktadır. Bu dünyada, ‘hiçbir beklentisi olmayan’ geleceğe, ‘öbür dünyaya’ yatrım yapanların, milyarlarca ABD doları olarak ifade edilen servetleri nasıl oluştu? Bu seveti paylaşmak için kavga eden, N. Erbakanın çocukları değimli? Yoksa Erbakanın servetini paylaşmak için, ‘mahkeme kapılarını aşındıranlar’ uzay’ın, başka gezegenindenmi geldiler. Anlaşılan N. Erbakan, ‘bu dünya’dada’ önemli yatırımlar yapmış!
Çabalarınınz buşunadır. 28 Şubat, ‘post modern’ darbesini gerekçe göstererek, N. Erbakanı ak’ı-pak yıkayamazsınız. Türkiye halkı, milli görüşü’de, N. Erbakan’ıda iyi tanımaktadır.
Bugün ülkemiz insanının, ‘dini duygularını’ sömürerek, N. Erbakanı ‘aklayabilirsiniz’ ama asla halka uzak ve sermaye çevrelerine yakın demokrasiden nasibini almamış olduğunu gizleyemezsiniz. Tıpkı bugünkü ardılları gibi, halka düşman politikalrı balçıkla sıvanamaz.
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle,
Kritikleriniz için: analizoku1@live.de
29.04.2012
Sevgili okuyucular,
Necmettin Erbakan’ı, ‘kurtarma’ operasyonu, tüm hızıyla devam ediyor. 28 Şubat 1997 Türkiye’de, askerlerin, generaller çetesinden oluşan bir kesimi, ‘post modern’ bir darbe yaptılar.
‘Post modern’ darbe dönemimde Başbakan olan Necmettin Erbakan, Refah Partisi, RP ve Tansu Çiller’in Doğru Yol Partisi, DYP, ortak koalisyon oluşturarak birlikte hükümette yer aldığı bir dönemdir.
Bu süreç, 1996-1997 dönemi, hala 12 Eylül’ün faşist uygulamalarının, bütün çirkinliklerinin etkisinin devam ettiği bir dönemdir.
Türk silahlı kuvvetleri içinde yuvalanmış cuntacı ekibin varlığı, sürekliliğini korumaktadır. TSK içinde, geçmişten gelen, ‘alışkanlıkları’ dolayısı ile her zaman darbe ve cunta hayranlarının varlığı bilinmektedir.
Erbakan, hükümetin kendisine verdiği gücü ve ilk olarak başbakan olmanın avantajını kullanarak, ‘büyük dağlar eskiden vardı, küçük dağları ben yarattım’ edasıyla hareket ediyordu. Milli görüşcüler devletin önemli kadrolarında boy göstermeye başlamışlardı. Başbakanın konukları sarıklılardan oluşuyordu. Sivas Madımak katliamının sanıklarının avukatları, bakan, adalet bakanı oluyordu. Susurluk gibi kirli ilişkiye, Mafya, Emniyet ve politikacıdan oluşan üçlü çete’ye karşı oluşan, demokratik tepkilere, ‘’bunlar gulu-gulu dansı’’ diyecek kadar halk demokrasi dışı davranışlarda bulunuyordu. Kendinin halktan çok, çetelere daha yakın olduğunu, hissetirmekten geri kalımıyordu. Hükümet ortağı olan DYP ve Çiller’in, Susurluk’ta ortaya çıkan, kirli ve mafya tarzı ilişkilerle, iç-içe olduğunun, gerçeğini küllemek istiyordu.
Dönemim başbakan yardımcısı, DYP lideri Tansu Çiller, ‘’devlet için kurşun atanda, kurşun yiyende bizdendir’’ açıklamasını yaparak, Mafya, Emniyet, Politikacı ilşkisini arka çıkarak, onaylamaktaydı. Başbakan Erbakan ise, ‘’gulu-gulu dansı’’ diyerek bu süreçlere katkı sunmaktaydı.
Bir noktanın altını çizmek isterim. 28 Şubat ‘post modern’ darbesi, 27 Mayıs, 12 Mart ve 12 Eylül faşist darbeleri gibi demokrasiye karşı yapılmış cuntacı darbelerdir. Bu darbeler, ülkemizde gelişmekte olan’demokrasiye’ ağır darbeler vurmuşlardır. Aynı orantıda, ülkemizdeki ekonomik gelişmenin frenlemsini sağlamış ve felce uğratmışlardır. Ülkemiz insanları bugün hala ekonomik refahtan yararlanamıyorlarsa, askeri darbelerin ve arkasından gelen, devletin olanaklarını hortumlamadam kaynaklamaktadır.
28 Şubat ‘post modern’ darbesi, bu süreçlerin bir devamlılığıdır. Demokrasiye, ‘balans ayarı’ verilmek adına, ülkenin kaynaklarının, çapulcular tarfından talan edilmesidir. Sermayeyi elinde bulunduran häkim güçler, bu talandan en çok karlı çıkanlardır.
Gelelim, konumuzunda başlığını oluştırduğu, Necmttin Erbakan’ı, ‘kurtarma’ operasyonuna. Kelli felli, basın mensupları, milli görüş kadroları, İslami sermaye çevreleri, yoğun bir propoğanda kampanyası başlattılar. Hepsinin ortak çabası, Necmettin Erbakan’ın ‘namusunu’ kurtarmak adına yapılmak istenen bir operasyondur. .28 Şubat, ‘post moder’ darbe sürecinden, N. Erbaknı aklama girişimi, aslında hırsızların kendilerini ele verme girişiminden başkası değildir. 28 Şubat ‘post modern’ darbe kararlarının altına imza atanlar, dönemin Başbakanı, Necmettin Erbakan değimliydi? Erbakan ve Çiller ortaklığından oluşan hükümetin bakanları, MGK, Milli Güvenlik Kurulunda yer almıyorlarmıydı? MGK’da yer alan bakanlar bu kararları imzalayarak toplum önünde, ‘milletimiz için hayırlı olsun’ demedilermi? Yoksa başka ülkelerin bakanlarımıydı! Neden, dönemin Hükümetinin başta Başbakan N. Erbakan olmak üzere, Başbakan yardımcısı T. Çiller ve hükümeti oluşturan balkanlar ikiyüzlü davranıyorlar. Darbeci ve cuntacılar karşısında ayakları titreyen, diz çöken Erbakan hükümeti değilmidir?
28 Şubat ‘post modern’ darbesi sonrası, ülke ekonomisi ve kaynaklarını talan eden, hotumlayanlar arasında, ‘anadolu aslanları’ olarak adlandırılan, İslami sermaye çevreleri yokmuydu? Yurtdışında çalışmak zorunda kalan, vatandaşlarımızın emeklerini gasp eden İslami holdingler nasıl oluştular. Mercimekler unutuldumu?
Erbakan ailesi ve eski milli görüş çevresi, bugün neyin kavgasını yapmaktadır. Bu dünyada, ‘hiçbir beklentisi olmayan’ geleceğe, ‘öbür dünyaya’ yatrım yapanların, milyarlarca ABD doları olarak ifade edilen servetleri nasıl oluştu? Bu seveti paylaşmak için kavga eden, N. Erbakanın çocukları değimli? Yoksa Erbakanın servetini paylaşmak için, ‘mahkeme kapılarını aşındıranlar’ uzay’ın, başka gezegenindenmi geldiler. Anlaşılan N. Erbakan, ‘bu dünya’dada’ önemli yatırımlar yapmış!
Çabalarınınz buşunadır. 28 Şubat, ‘post modern’ darbesini gerekçe göstererek, N. Erbakanı ak’ı-pak yıkayamazsınız. Türkiye halkı, milli görüşü’de, N. Erbakan’ıda iyi tanımaktadır.
Bugün ülkemiz insanının, ‘dini duygularını’ sömürerek, N. Erbakanı ‘aklayabilirsiniz’ ama asla halka uzak ve sermaye çevrelerine yakın demokrasiden nasibini almamış olduğunu gizleyemezsiniz. Tıpkı bugünkü ardılları gibi, halka düşman politikalrı balçıkla sıvanamaz.
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle,
Kritikleriniz için: analizoku1@live.de
29.04.2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder