‘İleri demokrasi’
Sevgili okuyucular,
Son günlerin en popüler tartışmalarından, ‘ileri demokrasinin’ nasıl bir şey olduğunu irdelemeye çalışacağım. Gazete köşelerinde, TV ekranlarında, ‘kelli-felli’ insanlar yazıyorlar. Konuşuyorlar. Bolca, ‘ileri demokrasiye’ ilişkin, ‘kocaman’ laflar ediyorlar. Bazen bu insanlar, bakan oluyor, mllletvekili oluyor, yazar oluyor. Bazen’de, ‘titellerinin’ önünde, profesor, doktor, doçent vb. takılarda bulunuyor.
Bende, kendimce, ‘ileri demokrasinin’ nimetlerinden, Türkiye halkına neler düşüyor. Kısa notlarla hatırlayalım, dedim! Sıralama biraz karışık olacak ama anlayışla karşılarsınız.
‘ileri demokrasi’ adına yapılanlar!
Hırsızlık, ‘intikal’ ile suçlanan, bir Milli eğitim bakanı var.
‘dindar’ gençlik yetiştitmek için, eğitim sisteminde yeniden yapılanmaya gidiliyor.
Eğitimde başlatılınan uygulamalarla, ‘çocuk gelinlerin’ önü açılıyor.
Erzurumda, bir vatandaşımıza, ‘beni seviyorsan takla aşsana’ diyerek, hitap eden bir içişleri bakanımız var.
TBMM’ de, bir Milletvekilinin, ‘sen başbakanı çok seviyorsun, sende takla aşarmısın’ dendiğinde, ben aşarım cevabını veren, bir bakanı var.
Uluderede 34 günahsız insan katlediliyor. Hala, failleri ortaya çıkarılmıyor.
12 Eylül cuntacı çeteler hakkında dava açılıyor. Ama çete reisleri mahkemeye gelmiyorlar.
Basın mensupları sudan gerekçlerle tutuklanıyor. Hala 107 gazeteci tutuklu.
Savunma hakkının kutsallığı hiçe sayılıyor ve kitlesel olarak avukatlar tutuklanıyor.
Seçimler yapılıyor. Milletvekilleri taraftarlarının oylarını alarak seçiliyor. Ama TBMM’de yemin edip görevlerini yerine getiremiyorlar. Çünkü hala tutuklular.
Tiyatroculara, sanatçılara, ‘ya siz kimsiniz’ diyen bir başbakan var.
Tamam, artık, ‘ben tiyatroları özelleştireceğim’ bayanında bulunan bir başbakan ve başbakanın beyanını karar altına alan, bir bakanlar kurulu var.
Türkiye Cumhuryeti, başbakan ve Belediye başkanı sanatçılarla kavga halinde
Açlık sınırı, 4 kişilk bir aile’de, ‘2 000,00’ Türk lirası sınırına dayanmış, asgari ücret, hala 701,00 Türk Lirası.
Ülke genelinde çalışanların sayısı, 15 milyon civarında, sendikalı sayısı, 880 000 civarında.
Sokaklar işsizler ordusu ile kaynıyor.
1 Mayıs’ta Taksimde, 250 bin emekçi tarihe tekrar ismini altın harflerle yazdırıyor. Yetkililer vurdumduymaz davranıyorlar.
Vanda deprem oluyor, devlet sınıfta kalıyor.
Cari açık ülke tarihinin en önemli sorunu haline geliyor.
Ülkenin, iç ve dış borçları, tarihinin en yüksek seviyesinde seyir ediyor.
Aleviler hala yasal statüye sahip değiller.
Sivas Madımak davası katilleri mahkemelerce aklanıyor, başbakan ‘ülkemiz ve milletimiz için hayırlı olsun’ diyor.
Almanya^nın maden kenti Bochum’da, Başbkana ‘hoşgörü’ ödülü verilmek isteniyor. Alevilerin ve kamuoyunun tepkisi üzerine, ödül Başbakan Tayyip Erdoğan’a verilmesinden vazgeçiliyor. Ödül madencilere veriliyor.
Kürtlere, Ermenilere, Rumlara, Süryanilere vb. azınlıklara, ötekiler gözü ile bakılıyor.
Komşularımızla, ‘sıfır sorunlu dış politika’ deniliyor. Ama Suriye ile savaş naralarının atılmasını topluma dayatıyorlar.
TBMM’de muhalif milletvekiller, ‘aslında ileri demokrasi, AKP faşizmi’dir’ açıklamasında bulunmaktadırlar.
Okullarda süt dağıtılıyor. Ama yüzlerce çocuk zehirleniyor.
Bu ve buna benzerleri, çoğaltmak mümkündür. Ben bu yazımda, bu kadarla sınırlandırmak istiyorum. ‘ileri demokrasiden’ bir demet sunmaya çalıştım.
Bir sonraki yazımda buluşmak dileğiyle,
Kritikleriniz için: analizoku1@live.de
03.05.2012