Social Icons

9 Haziran 2010 Çarşamba

AVRUPA PARLEMENTOSU SEÇİMLERİ / Ali Ekber Pektaş

AVRUPA PARLEMENTOSU SEÇİMLERİ


Avrupa Parlamentosu milletvekilliği, Avrupa Birliği'nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosuüyeliğidir. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, kendi ülkelerindeki ulusal mecliste bulunan milletvekillerinin orantısına göre ve o ülkenin nüfus orantısıyla belirlenmektedir. Fransa, İtalya, İspanyave Portekiz'de bu görev için aday olanlara, temsilci sıfatı kullanılmaktadır

Sevgili okuyucular,

7 Haziran 2009 pazar günü, Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri, Avrupa Birliğine (AB) üye ülkelerinde, 700 üyelik Avrupa Parlamentosunu belirlemek için sandık başına gidecekler. Avrupa Parlamentosu seçimleri, Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde yaşayan, çeşitli ulusların topluluklarını yakından ilgilendirdiği kadar, bu ülkelerde yaşayan Türkiye kökenli topluluğu da çok yakından ilgilendirmektedir. Avrupa’nın ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerde 5 milyon civarında Türkiye kökenli çeşitli meslek gruplarına mensup topluluk yaşamaktadır. Bunların 1/5 oranında, yani 1 milyon’a yakın, AB üyesi ülkelerin vatandaşlık statüsüne kavuşmuş bir toplumsal güç bulunmaktadır.

Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosunun önemini anlayabilmek için, AB ve AP’nin tarihçesine kısa bir mercek tutalım. Çünkü ancak Avrupa parlamentosunu ve seçimlerinin önemini kavrama ve algılama olanağı elde etmiş olabiliriz.

Avrupa Parlamentosu milletvekilliği, Avrupa Birliği'nin yasama organı olan Avrupa Parlamentosu üyeliğidir. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, kendi ülkelerindeki ulusal mecliste bulunan milletvekillerinin orantısına göre ve O’ ülkenin nüfus orantısıyla belirlenmektedir. Fransa, İtalya, İspanya ve Portekiz'de bu görev için aday olanlara temsilci sıfatı kullanılmaktadır.

Parlamento ilk kurulduğunda, milletvekilleri her bir üye ülkede doğrudan görevlendirilen temsilciler ile oluşturulmuştur. Ancak 1979 yılından beri Avrupa Parlamentosu milletvekilleri genel oy hakkı doğrultusunda üye ülkelerin vatandaşlarınca seçilmektedir. Her ülke seçim yöntemini kendi belirler, milletvekilleri bazı Avrupa ülkelerinde ya da bu ülkelere bağlı bölgelerde, teknolojik gelişmede kullanılarak, elektronik oylama ile seçilebilmektedir.

Avrupa Birliği 500 milyon’a yakın kişiden oluşan devasa bir nüfusu temsil eder. Temel amacı Avrupa da Birliğine bağlı ülkelerde yaşayan toplumun, ticari, kültürel, siyasi, finansal ve birçok alanda, buna sportif faaliyetlerde eklenebilir, kendi aralarındaki koordinasyon ve birliğini sağlamaya yönelik alanları yaratabilmektir.

Avrupa parlamentosu ise yukarda vurgulamaya çalıştığımız doğrultuda, Avrupa birliğinde, (AB’de) bir siyasi güç olarak topluluk politikalarının hazırlanıp, uygulanması için gerekli hassasiyeti göstererek bu politikalara uygun uygulanabilir alanlar açmak ve üretmektir.

‘’Avrupa Parlamentosu, yasama sürecine katılır, bütçeye ilişkin yetkiler taşır, Komisyon ve Konsey’i denetleme yetkisini de bünyesinde barındırır. Parlamento, Avrupa Komisyonu üyelerinin tayinlerinin onaylanması ve üçte iki oy çoğunluyla Komisyon’u görevden alma yetkilerine sahiptir. Ayrıca, Komisyon programını onaylayıp, Komisyon ve Konsey’e yazılı ya da sözlü sorular yönelterek Avrupa politikalarının işleyişini izler.’’

‘’Avrupa Parlamentosu’nun işlevleri arasında, araştırma komisyonları kurmak ve Avrupa Birliği vatandaşlarının dilekçelerini incelemek de vardır. Birlik anlaşması uyarınca Parlamento, Avrupa Birliği kurumlarının yürüttükleri faaliyetlerin uygulanması sürecinde gündeme gelebilecek görevi kötüye kullanma sorunlarına ilişkin olmak ve vatandaş şikâyetlerini incelemek üzere bir kamu denetçisi atama yetkisine sahiptir.’’

Avrupa Parlamentosu Milletvekilleri, parlamentodaki oturdukları koltuklarında, Alman, Fransız, İngiliz veya İtalyan gibi ulusal kimliklerinden kaynaklanan nedenlerle bir arada bulunmazlar. Daha çok politik görüşlerine göre, Sosyalist, Komünist, Hıristiyan Demokrat, liberal vb olarak kümeler halinde otururlar. AB’ üye her ülke, AB’ce önceden her ülkenin nüfus orantısına göre belirlenmiş sayıda milletvekilini parlamentoya gönderir.

AB’de Seçimler

AB’ yeni katılan üye ülkelerle birlikte, 1 Ocak 2007 tarihinden beri Avrupa Birliği ülkeleri Parlamentoda 785 milletvekili ile temsil edilmekteydi. Bu sayının 7 Haziran 2009 seçimleriyle birlikte en fazla 751 olmasına; her üye ülkelerin ise en az 5, en fazla 99 milletvekili çıkarabilmesi üzerine karara varılmıştır. İçinde bulundgumuz Federal Almanya’da AP milletvekili sayısı 99 üye ile sınırlandırılmıştır. Seçimler her beş yılda bir, seçme ve seçilme hakkı olan; oy kullanma hakkı olan, AB’ üye ülkelerin vatandaşı olan, kişiler arasında yapılır. Seçimlerin nasıl yapılmasına ilişkin, üye ülkelere herhangi bir yaptırımı bulunmamaktadır. Üye ülkeler için uyulması gerek zorunlu, ortak bir seçim uygulaması bulunmamaktadır. Her ülke kendi seçim iştaatlarıyla seçimleri, genel demokratik kurallar içerisinde uygular ve yürütebilir. Tabii bununla birlikte uyulması gereken önemli noktalar aşağıdaki sıralandığı gibidir:

• Seçimler nispî temsil sistemine göre yapılmalıdır.

• Eğer oy dağılımlarını etklilemeycekse, seçim bölgeleri bölünebilir.

• Uygulanan seçim barajı %5'i aşmamalıdır.

AB ülkelerinde, Avrupa Parlamentosu'nun en son seçimleri 2004 yılının haziranında yapılmış ve bu 400 milyona yakın seçmenin aynı anda oy kullandığı, bu Dünyadaki en büyük seçim olma özelliğini taşımaktadır. Diğer bir özelliği ise, birçok AB ülkesinin aynı zamanda, 20’i aşkın AB ülkesinde eşzamanlı seçimleri yapılması olmuştur.

Avrupa ülkelerinde yaşayan göçmenler için seçimlerin anlamı nedir?

Avrupa’da yaşayan, göçmenler, aleviler ve bu ülkelerde vatandaşlık statüsünü kazanmış, olanlar için, bu seçimler oldukça öneme sahiptir. Bu süreç aynı zamanda, Türkiye kökenli seçmenlerin bir fiil kendi temsilcilerini Avrupa parlamentosuna taşıması ve bizzat Avrupa parlamentosu düzeyinde oluşturacakları lobi faaliyetleriyle, kendi sorunlarını bizzat kendileri gündeme getireceklerdir. Bu cepheden baktığımızda dahi, göçmenler açısından önemli bir kazanımdır. Avrupa parlamentosunun göçmen üyeleri, (seçildikleri taktirde) göçmenlerin sorunlarını gündeme getirmekle kalmayıp bizzat sorunların takipçisi olmasını da sağlayacaklardır. Avrupa parlamentosunda üyeler tarafından oluşturulacak lobi faaliyetleri çok ciddi açılımlar sağlayabilir. Tabiî ki lobi faaliyetleri, AP’a seçilen tüm üyeler tarafından, parti farkı gözetmeksizin örgütlenmelidir. Sadece ırkçı ve faşist örgütlenmeler lobi faaliyetinin dışında tutulabilir. AP’de yer alacak göçmen üyelerin asli görevleri arasında, Avrupa da gelişen ırkçı ve faşist örgütlemelere ve gelişmelere karşı, dik duruşlarını sergileyerek kararlı davranmaktır. Avrupa birliğine üye tek tek ülkelerde, gelişmekte olan anti demokratik uygulamalara ve göçmenler alehine çıkarılacak olan anti demokratik yasalara karşı, gerekli duyarlılığı göstererek, kitlelerin önünde yer alabileceklerini göstermelidirler. Avrupa Birliği ülkelerinde, yaşayan göçmenlerin, sosyal, ekonomik sorunlarıyla uğraşmak; kültürel, inançsal alandaki varlıklarını koruyabilme ve geliştirmeye yönelik çalışmalarda bulunmak. Bütün bunlarla birlikte uluslararası planda ortaya çıkan, yerkürenin herhangi bir ülkesinde, anti demokratik veya insan onuruna uygun düşmeyen davranışlara karşıda gerekli hassasiyeti göstermekle yükümlüdür.

Avrupa parlamentosuna seçilecek üyelerin, daha birçok alanda faaliyetlerde bulunmaları mümkün, ben bu kadarıyla konuyu bağlayarak yeterli olacağı kanaatindeyim.

Avrupa Parlamentosu 2009 seçimlerinde, Türkiyeli göçmen adaylar arasında, sol yelpazedeki Parti’lerden, Avrupa’nın birçok ülkesinde Alevi kökenli adaylar yer almaktadırlar. Avrupa’da yaşayan, Avrupa Birliği ülkesi vatandaşı statüsündeki, oy hakkına sahip Alevi’ler, gerekli özeni göstererek, oylarını kullanmalıdırlar. Oylarını kullanırken, parti’leri gözetmekten çok, alevi adayları ve devrimci, demokrat adayları esas alarak kullanmalıdırlar. Alevi adayların, Avrupa parlamentosuna seçildiklerinde, aleviler için, 2 önemli alanda çalışmalarına yoğunluk kazandıracakları bilince çıkarılmalıdır. 1. Avrupa’da Alevilerin, birçok alanda, avrupa ülkeleriyle ilişkilerinde, kapıları aralanmasını sağlayacaktır. 2. En önemlisi Türkiye’de, aleviler üzerinde, yüzyıllardır uygulanmakta olan asimilasyon politikasına karşı bir duruşun sergilenmesi, aleviler için önemli bir avantaj sağlayacaktır. Avrupa da oluşturulacak olan, alevi lobisi AP’ de yer alan alevi üyeler tarafından desteklendiği oranda, Türkiye Cumhuriyeti devletinin, Alevileri ‘’ yok sayan,’’ ‘’ inkârcı politikalarının’’ iflasını gündeme getirecektir. Bu ise Türkiye’de ve Anadolu topraklarında yüz yıllardır yaşayan ve billurlaşarak, Anadolu mozaik’inin mihenk taşı olan, Alevilerin bu topraklar üzerinde hakkettiği yeri almasının da yolu aralanmış olacaktır.

Alevilerin ve alevi hareketi, kendi mecrasında yol alması, Türkiye demokrasi güçleri açısından da önemli bir avantaj sağlamış olacaktır. Bir ülkede demokratik açılımlar ne kadar genişlerse, paralel olarak aynı oranda, demokrasi, kurum ve kurallarıyla ülkede yerine oturmaya başlar. Bu ise ülkedeki demokrasi mücadelesi veren güçlerin önünü açar ve atılımlar sağlamasını, ivme kazanmasını beraberinde getirir. Bu sadece Türkiye ve benzer ülkeler için değildir. Yer küredeki, demokrasiyle yönetilmek isteyen ve daha geniş demokratik haklar talep eden tüm ülkelerin ve bu ülkelerde yaşayan, demokrasiden asgari oranda faydalanan halkların ihtiyaç duyduğu bir realitedir. Demokrasi, tüm insanlığın binlerce yıllık birikimleri sonucu ulaştığı en ideal yönetim biçimidir. Bu nedenle tüm insanlığın ideali olan demokrasi’yi yaratabilmek için gerekli olan tüm yöntem ve çabaları kullanma becerisini göstermeliyiz.

Avrupa parlamentosun yetkileri arasında, Avrupa Birliğine üye olacak (Devlet) ülkelerin, birliğe uygunluk arz edip, etmediğini, denetleyip onaylama hakkına sahiptir. Avrupa birliğini oluşturan ülkelerin ortak anlaşma yasalarının ilgili 49. maddesinde yer alan, yasal uygulamalara göre, aday veya aday-adayı ülkelere aşağıda belirtildiği şekilde yetkilendirilmişlerdir.

“6. maddenin 1. paragrafında belirtilmiş olan ilkelere uyan her Avrupalı devlet Birlik’e üye olmayı talep edebilir. Devlet, başvurusunu Konsey’e yöneltir. Konsey de Komisyon’un görüşünü ve Avrupa Parlamentosu üyelerinin salt çoğunluğu ile verilmiş olumlu oyu aldıktan sonra, oybirliği ile karar verir.”

Bu durumda, ülkemiz Türkiye’nin, ‘demokratik’ Avrupa birliği ailesine katılıp, bu ailenin bir parçası olmasında’da, AP milletvekillerinin önemli bir rol üstleneceklerini de belirtmede yarar var. Özellikle Türkiye kökenli AP milletvekillerinin bu vesileyle, ülkemizdeki anti demokratik uygulamaları daha yakından takip etme ve kendi güçleri oranında yaptırımlarının olduğu da bir olgudur. Türkiye’yi Avrupa birliği ailesine kazandırılma faaliyetleri yürütülürken, Türkiye’nin demokratikleşme sürecinde yol gösterici roller ininde olduğu, unutulmamalıdır.

Bir diğer önemli sorun ise, Avrupa birliği ülkelerinde yaşayan göçmenlerin, bulundukları ülkelerdeki, yerleşik toplumla, entegrasyonunu sağlayabilmektir. Entegrasyon, kişinin etnik kökeni ne olursa olsun, bulunduğu topluma kendi kültürünü, dilini koruyarak bulunduğu ülkenin veya toplumla bütünleşmesi ve doğal sürecinde kaynaşmasıdır. Bir yabancı bulunduğu ortamda zoraki eritilmeye çalışılırsa, bu entegrasyon olamaz, tam tersine asimilasyondur. Yani ‘kendine benzetmedir.’ ‘karşıdakini yok sayma’ durumu oluşur. Entegrasyon yanlış kullanılmaya çalışılırsa yani yabancı topluma hissettirmeden baskı uygulayarak yaptırılmaya çalışılırsa işte bu asimilasyon olur ve yabancı toplum tarafından ters tepki görür.

‘ Bir ormanda bulunan çeşitli çiçekler ve meyve veren ağaçlar gibi çokluk ve ahenk insanı başka bir dünyaya götürür. Bu ormanda her çiçeğin ayrı kokusu ve her meyvenin ayrı tadı vardır. Ancak bu doğal hayatın birbiriyle karışıp tek bir bitki ve ağaç olmasını istemek kadar aptalca bir durum olamaz. Ormanın içerisinde aynı meyveler ve aynı çiçekler insanı bunaltır ve sıkar. Aynı renklerde olduğu gibi siyah bir renk ile kırmızı bir rengin karışımında ortaya çıkacak anlamsız ve zevk vermeyen bir renkle karşılaşabiliriz. Ama renkleri ve ormanı doğallığından uzaklaştırmada yaşamak ve bu çeşitlilik içerisinde yaşamak yerli ve yabancı toplumu zengin kılacaktır. Her iki toplum da birbirlerinin kültürlerinden, folklorundan sanatsal faaliyetlerinden, edebiyatından bir şeyler öğrenecek ve insanı tanıma imkânı bulacaktır.‘

Avrupa parlamenterlerinin, entegrasyon konusunda’da görülüleceği gibi, hem sorumlulukları ve hem de önemli roller üstlenecekleri görülmektedir. Bu nedenle entegrasyonla ilgili politik girişimleri dikkatle izlemek zorundayız. Özellikle entegrasyon olarak göçmenlere dayatılan, özünde asimle ‘etme’ uğraşından başkası değildir. Şu gerçeğin altını çizmekte yarar görüyorum, ‘cehenneme giden yol, iyi niyet taşlarıyla döşelidir.’’ Bazen, Avrupalı sermaye çevreleri tarafından sunulan veya politikacıları tarafından topluma manüpule edilmek istenen, ‘çok güzel’ gibi gözüken birçok öneri göçmenleri asimileye yöneliktir. Bu nedenle göçmenleri Avrupa parlamentosunda temsil edecek üyelerin bu konudaki hassasiyetlerini korumaları gerekmektedir.

Sonuç itibarıyla, Avrupa parlamentosu seçimleri, Avrupa’da yaşayan tüm insanlar için önem arz ederken, Avrupa ülkelerinde yaşayan göçmenler için daha çok önem arz etmektedir. Bu nedenle Avrupa birliği ülkelerinde yaşayan oy hakkına sahip göçmenlerin bu seçimlere gerekli özeni gösterip, katılmalıdırlar. Bu seçimlerde parti gözetmekten çok, ırkçı ve faşist adaylara karşı, devrimci, demokrat alevi adaylarla dayanışma içerinde olmalıdırlar. Bu seçimleri, göçmenler bir fırsat olarak değerlendirip, bulundukları ülkelerde yaşayan, yerleşik toplumla kaynaşmayı ve dayanışma içerisinde olmayı da önemsemelidir. Çünkü seçim dönemleri toplumda birlikte yaşayan birey ve diğer insan gruplarının birbiriyle dayanışma ihtiyacı sürekli öne çıkmaktadır. Bu yerleşik toplumla dayanışmaya gereken özen gösterilmelidir. Göçmenler oylarını kullanırken, bulundukları alanda göçmen adaylar bulunmuyorsa, bulundukları ülkenin sosyalist, devrimci, demokrat, sosyal demokrat adayları, desteklemeyi esas almalıdırlar. Seçimleri amaç değil, hedeflerimize ulaşmak için araç olduğunu kavrayarak değerlendirmeliyiz. Projeksiyonlarımızda, bu yaklaşımlarla bakarsak hedeflerimize ulaşmakta zorlanmayız.

Aleviler ve Demokrasi güçleri somut olarak, 07.05.2009 tarihinde yapılacak Avrupa parlamentosu üyeliği için yapılacak olan seçimlere katılmalıdırlar. Sadece katılmak değil aynı zamanda gerekli hasiyeti göstererek üzerlerine düşen görevleri yerine getirmelerdirler.

Büyük hedeflere varmak için, bizlere sunulan küçükte olsa, fırsatlardan yararlanmalıyız!

Bir dahaki sayıda buluşmak üzere.

Kritikleriniz için: aliekber.pektas@yoltv.eu

Bu yazı Türkçe olarak denetlenmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

 

Sample text

Sample Text

Sample Text